Mustafa PAÇAL
Tam olarak cadı kazanı içine düşmüş bir ülke gibiyiz. Bir tarafta savaş ve terör, diğer tarafta ise güvenlik ve özgürlük sorunları ile karşı karşıya bulunuyoruz.
Neyi nasıl yapacağını bilmeyen bir siyasi otoritenin var olması ise tüm bunlara ilave olarak daha büyük bir sorun kaynağını oluşturuyor.
AKP hükümeti, bu açmazlardan çıkmak için siyasi, diplomatik enstrümanları değil idari ve askerî yöntemleri kullanmayı tercih ediyor.
Durum bu olunca da işler daha da arapsaçına dönüyor.
1984 yılından beri kaç tane hükümet ve başbakan geldi geçtiyse hemen hepsi bir demokratikleşme ve insan hakları sorunu olan Kürt sorununu şiddet ve nefret siyaseti ile bastırmaya çalıştı.
Olmadı…
İlk kez 2013 yılında siyasi diyalog üzerinden bu sorunun çözümü için atılan adımlar ne yazık ki bugün sorunun çözümünde bizi tekrar işin başına getirdi.
Bugün vahim bir insanlık dramı altında bulunan Kürt illerinde ortaya çıkan tablo hiçbir yönüyle sürdürülebilir değildir.
Çünkü sorunun çözümü herkes için siyasidir. Askerî ve güvenlikçi önlemlerle sorunun çözülemeyeceği defalarca denendiği hâlde sonuç elde edilemediği gibi, her defasında çatışmacı ortam toplumsal travma yarattı ve bu da toplumsal barış ve birarada yaşama anlayışına darbe vurmuştur.
Diğer yandan ise Kürt sorununun yarattığı şiddet ortamına Suriye siyasetindeki yanlışlar da eklenince ülke bugün adeta bir cadı kazanının içine düşmüş duruma geldi.
AKP hükümetinin bu durumdan çıkmak için ulusal ve uluslararası bir siyasi projeksiyonu görülmediği gibi sorunların çözümünü, adeta ülke çapında sıkıyönetim uygulamalarını andıran güvenlik önlemlerinde görüyor.
Oysa ki Kürt sorununun çözümünde “Dolmabahçe Mutabakatı” çerçevesinde yeniden müzakere masasına dönülmesi, Suriye’deki siyasi süreçlerde bulunmak için hem Kürtlerle ve hem de ABD ve Rusya ile barışçı diplomatik temaslarda bulunulması gerekiyor.
Yanisi Suriye’de barışçı siyaseti tercih edeceklerine sınırları “Çin Seddi” gibi duvarlarla kapatmayı tercih ediyorlar.
Bu söylediklerimin bir karşılığı olmadığını bildiğim hâlde bilerek söylüyorum.
Çünkü ülkenin içine düştüğü bu kaotik ortamdan, başka bir çıkış yolu gözükmediği gibi bu durumun daha uzun yıllar ekonomik ve siyasi etkilerinin olacağını biliyorum.
Erdoğan ve AKP hükümeti özellikle dışta tıkanmış bir yalnızlık durumu yaşıyor.
Suriye siyasetinde düştüğü zor durumdan çıkmak için kendi tezlerine yakın olan hiçbir başka tez olmaması da bazen kendilerini zor duruma düşüren sonuçlar doğuruyor.
Öyle ki ABD ile yapılan temaslarda sürekli “yalancı” durumuna düşülmesi konunun vahametini gösteriyor.
Şimdi ne olacak, içeride ve dışarıda köşeye sıkışmış bu durumdan nasıl çıkılacak da sürdürülebilir bir siyasi ortam yaratılacak.
Bence böylesi bir gündemleri olduğunu zannetmiyorum.
Baksanıza içeride şiddet temelli politikaların yanı sıra ülkeyi adeta bir hapishaneye çeviren uygulamaların önü arkası kesilmiyor.
Bir yandan kamuda “terör genelgesi” diye anılan Başbakanlık genelgesiyle memur avına çıkan hükümet, diğer yandan Meclis’te “Kişisel Verilerin Güvenliği” yasasıyla, bırakın işin güvenliğini, kişisel verilerin ele ayağa düşmesine yol açacak bir içerikte olması işten bile olmayacak düzenlemeleri yapmak istiyor. Özellikle kişisel verilerin güvenliğini sağlayacak olan kurumun yönetiminin Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından atanacak olması daha işin başında haklı bir güvensizlik oluşturuyor. Toplumsal kutuplaşmanın sürdürüldüğü bir ortamda bu bilgilerin siyasi istismar aracı yapılacak olmasının yarattığı endişe ortak bir kanı oluşturuyor.
Bir diğer uygulama güvenlik önlemleri adı altında adeta bir sıkıyönetim uygulaması olarak dayatılıyor. Daha fazla güvenlik bütçesi, daha fazla personel ve daha fazla silah ile terör ve savaş ortamından çıkılması düşünülüyor.
Bu yaklaşımda kusurlu olan nokta, özgürlük ve güvenlik dengesinin özgürlükler aleyhine oldukça fazla bozulmuş olduğudur.
Ne savaşa hayır diyenlere ve ne de daha fazla özgürlük isteyenlere tahammülün kaldığı ve her geçen gün otoriter ve baskıcı ceberut bir devlet uygulamasıyla yüz yüzeyiz.
Halbuki yasakları, yolsuzlukları ve yoksullukları kaldıracağız diye iktidara gelmişlerdi. Gelmişlerdi çünkü en çok kendileri bunlardan çok çekmişti.
Hele hele bir 28 Şubat deneyimi yaşamışlardı ki tam bir insanlık ve özgürlük dramıydı yaşadıkları; ama gelin görün ki geçmişte kendilerine yaşatılanları şimdi hemen tüm topluma yaşatarak ibretlik bir duruma kendilerini düşürmüş durumda bulunuyorlar.
Son söz atalarımızdan gelsin “ne ekerseniz onu biçersiniz”.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
12.01.2026
3.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025
17.11.2025