Namık ÇINAR
Öcalan, bu ülkenin başının belâsı olan terör sorununa çözüm olabilecek, belki de şeytanın köprüsündeki kilit taşıdır; olamaz mı?
Durun, hemen parlamayın. Gözlerinizi bana doğru belertirken, şakaklarınız kararıp, boynunuzun aortları o hiddetle şişmesin hemen. Dinleyin bir.
Yakalandığından beri, bu adamdan zerre kadar olsun yararlandığınızı söyleyebilir misiniz? Neler oldu, bu on seneyi geçkin süreçte; ne acılar yaşandı, ne çileler çekildi, oysa.
Yitip giden gencecik çocuklarımıza mı yanalım; tükenip giden enerjilerimize mi, baruta harcadığımız paralarımıza mı, yoksa? Ya da boşa geçen zamanlarımıza mı; hangisine?
Elinize geçince kalktınız güzelce yargıladınız. Önce idam, sonra ömür boyu hapis. Ve o günden beri de, onu öylece özel bir hapishanede tutuyorsunuz, sadece.
Bu size yetti mi bari, tatmin oldunuz mu?
Lâkin bir yandan da, sizin terör sorununuz bütün hızıyla sürüyor ama. Pekiyi, o örgütün lideri olan elinizin altındaki bu adamla bir şeyler yaparak birtakım sonuçlara varmak, hiç mi gelmiyor aklınıza?
Öğrendiğiniz lâhza, fikrinize en önce düşenin iyi ki sizinkinin olmadığına sevinmek olurken, filizkıran fırtınasıyla toprağa kapaklanmış başkalarının çocukları üzerinden ağıtlar yakmak, daha mı kolayınıza kaçıyor?
Hem ayıp, hem yazık değil mi; başka annelerin göz pınarlarında serinleyip, kahramanlık taslamak?
Hatırlıyorum, yakayı ele verip enselenen Öcalan’ın, işbirliği yapmaya hazır olduğunu söylemesi, daha getirildiği uçaktayken başlamamış mıydı? Benzer şeyleri zaman zaman sonraları da dile getirmiş, canını kurtarma isteğinin serzenişlerinden hiç kaçınmamıştı. Ne ki, onu kontrolleri altında tutan öngörüsüz şovenler, terörle mücadelede bu husustan yararlanmaya pek istekli olmadılar.
Hâttâ bu “tatlı canını kurtarmak” olgusunu, düşünmeye bolca vakit bulabildiği mahpushanesinde tasarlayarak, Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) sisteminin içine de serpiştirmiştir.
Nitekim, KCK Anayasası da diyebileceğimiz “Bildiri”nin on birinci maddesi:
“Kürdistan Demokratik Toplum Konfederalizmi’nin kurucusu ve önderi Abdullah Öcalan’dır. Sistemin felsefik, teorik ve stratejik kuramcısıdır. Bütün Kürtleri her alanda temsil eden ‘Önderlik Kurumu’dur. Temel politikaların gözetmeni ve en son karar merciidir.” dedikten sonra, on dördüncü madde ile tüm Kürt Halkı’na:
“KCK önderliğinin, yaşamının ve özgürlüğünün güvence altına alınması” görevini yüklemektedir. Ve yine aynı maddenin bir başka fıkrasında “Önderlik Komitesi”nin işlevleri de şöyle sıralanmıştır:
“Önderliğin sağlığı, güvenliği, özgürlüğü ve hukuki sorunları başta olmak üzere, önderliğin uluslararası alanda tanıtılması için diplomatik faaliyetler geliştirir. ‘Önderliği Sahiplenme Komite veKomisyonları’nı örgütler. Uluslararası düzeyde tanıtımlar geliştirirken, gerekli olan kitapların tercümelerini ve konferansları düzenler.”
Demek Öcalan’ın canı öylesine tatlıdır ki, halkı için yapmış olduğu sözde anayasal bir metne bile, kendi güvencelerini de katmaktan hicap duymamaktadır. Hayatta kalmak uğruna böylesi tasarrufları göze almaya sıkılmayan birisiyle, terörü bitirmek için çok şeyler yapılabilecekken, hiçbir adım atılmamıştır.
Bir kere, CHP başta olmak üzere, Öcalan’la kurulabilecek en küçük bir temasa, derhal tepki gösterilerek karşı çıkılmıştır. Sözüm ona muhalefetleri yüzünden, Kılıçdaroğlu’nun tüm katkıları sadece çözümsüzlükleredir.
AKP, oy oranı yükselip güçlendikçe, kaybedecekleri çoğalmış tutucu zenginler gibi tırsan ve düzeni değiştirme iradesi giderek zayıflayan, risk kaçkını bir partiye evrilmektedir.
Şehit cenazelerinin sayısı arttıkça, savaş çığlıkları atan kesimlerin, ne uluslararası ilişkilerden, ne diplomasi dengelerinden, ne de TSK’nın imkân ve kabiliyetlerinden haberleri varmış gibidir.
İşgörenleri Kandil’de ve Avrupa’da olan PKK’nın, İsrail, Suriye, İran ve kimi Avrupa devletleri hesabına taşeronluğu da gözönüne alınırsa, zaten atılan oltadaki zokanın da bu istikamette olduğu çarçabuk anlaşılacaktır
Mektubu iki hafta önce Taraf’ta yayımlanan Karayılan:
“Otuz yıla yakın bir zamandır, kendimizi savunma ve saldırıları cevaplama yöntemlerinde ustalaşmış buluyoruz.” Ve insanın yüreğini burkacak bir şekilde, “Yani savaş derseniz, bizim tecrübemizin sizin generallerinizinkinden daha fazla olduğunu söylemek mümkündür”, diyebilmektedir.
Silahlı bir güç olarak, 27 Mayıs darbesinden itibaren daha düne kadar, kendi halkına posta koymayı askerlik sanan ve giderek buna uygun bir kurumsal yapı inşa eden içe dönük militarist zihniyet, çapulcu dediklerinin karşısında bugün neredeyse zayıflığı temsil etmeye yüz tutmuş bir orduyu, şimdikilerin kucaklarına bırakarak, ya emekli olup çekip gitmiş, ya da cezaevini boylamış görünmektedirler.
Onca stratejik, ama bir o kadar da sonuçsuz lâf ebelikleri içinde, bir hayli naif gelebilen önerim, sarmayabilir belki sizi.
Ama, örneğin İsrail’in, çelimsiz bir oğlana karşılık, binin üzerindeki Filistinliyi bırakmalarındaki basiretli politikayı, şöyle bir düşünün, derim gene de.
Uyur uykusuna kıyamadığınız yavrunuzu bir an için olsun al kanlar içinde tahayyül edip de irkilerek, yaptırım gücü PKK’nın indinde henüz sürüyor olan Öcalan’la neler yapılabileceğine ciddi ciddi kafa yormak, sanki iyi olur gibime geliyor, ne dersiniz?
Yazarlar
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANBabamın hasta yatağında bana son sözleri: Kötü günler geliyor kendini koru 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciYaşanacaklara dair olası senaryolar 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.05.2022
24.03.2022
6.02.2016
30.05.2016
24.05.2016
13.05.2016
10.05.2016
8.02.2016
3.02.2016
29.04.2016