Nuray MERT
“Adı lazım değil”, ülkenin Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgesinde yaşananlar, daha ne kadar “terörle mücadele” diye konuşulması yasaklı kalacak acaba? Haber yapılmayacak, soru sorulmayacak, yorum yapılmayacak? Yönetenler daha ne kadar bu yolda devam edebileceğinizi sanıyorsunuz? Peki bu ülkede yaşayan herkes, sizler daha ne kadar, bir bölgede savaş manzarası yaşanırken hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşamaya devam edebileceğinizi sanıyorsunuz? Hadi vicdanınız “terörle mücadele” diye kolay sindirilir cinsten, meşrebiniz dünya yansa kiminizin Alaçatı-Bodrum, kiminizin helal tatili yanmayacak genişlikte, aklınız izanınız işlerin böyle devam edemeyeceğine dahi yetmiyor mu? Bu ülke yaşanmaz hale gelmek üzere, farkında mısınız?
Egemen devlet dediğimiz, kendine karşı silahlı kalkışmaya göz yumamaz, bu kalkışmanın uzandığı alanları görmezden gelemez, meşru sayamaz. Ama, tüm bu gerçekler, diğer bir gerçeği yani Kürt sorununu çözmenin, geç de olsa, güç de olsa, en iyi yolunun “barış ve müzakere” olduğu gerçeğini görmenin önüne geçmemeli. Ne yazık ki, şimdilik o kapı kapalı ve iktidarın halihazırda kapıyı aralamaya niyeti yok. Bu durumda dahi, mesele “terörle mücadele” kalıbı ve yöntemleri ile tanımlanıp geçiştirilemeyecek kadar karmaşık. Öncelikle, Kürtler adına silahlı isyan veya kalkışmaya girişen hareket/örgüte verilen (Kürtlerin ne oranda temsil ediyor olursa olsun) belli bir toplumsal destek, olayı bir güvenlik meselesinin ötesine taşıyor. “Örgütle mücadele, cezalandırma, yok etme” adına yapılanlar, bu hareketi bir “ulusal kurtuluş hareketi” olarak görüp sempati besleyen sivilleri ve hatta bazı durmlarda sempati beslemeyen sivillerin hayatını tehlike altına atıyor, canını kurtaran evini, yerini terk etmek veya aylarca sokağa çıkma yasakları gibi kabul edilemez koşullarda yaşamak zorunda kalıyor. Ülkenin batısında yaşayan bizler ise, “oralarda aslında neler oluyor” bilmiyor, öğrenemiyoruz. Olan biten konusunda, sansür ve propaganda formatı ile hazırlanan medya “sunumlar”ı dışında “haber yapma” bir yana, “haber alma” özgürlüğümüz yok. Belki daha beteri, bu özgürlüğün elimizden alınmış olmasına fazla aldıran da yok.
Aynı ülkede yaşayan insanların batısında yaşayanının doğusunda veya bir bölgede yaşayanın diğer bir bölgede neler yaşandığını bilmediği, öğrenemediği veya öğrenme gereği duymadığı bir ülkede toplumsal barışın geleceği giderek daha fazla tehlike altına giriyor. Diğer taraftan, “terör” kalıbının alabildiğine geniş tutulduğu, bölgede olan biten her şey “terör” terimleri çerçevesinde takdim edildiği için, Kürtlere karşı tepkisel milliyetçilik çığ gibi büyüyor. Kürtlerin silahlı isyan hareketi ile, demokratik zeminde temsil edildikleri parti arasındaki “zemin ortaklığı” ve buna dayalı bağlantı, çatışmalı dönemde kuşkusuz ciddi bir demokratik meşruiyet sorunu yaratıyor, ancak, bu partinin seçmeninin seçtiğinin dokulmazlığını kaldırmak, belediyelere seçtiğini merkezden müdahale ile alıp, yerine kayyım atamak yol ve yöntemi de bir başka açıdan, büyük bir demokratik meşruiyet sorunu yaratıyor. Bu türden bir meşruiyet sorunu, sanmayın ki, soyut bir tartışma konusu olarak kalacak, tam tersine ve asıl önemlisi çok somut toplumsal-siyasal gerilimlere yol açacak. Ama, öyle görünüyor ki, tüm bunlar bu ülkeyi yönetenlerin umrunda değil, dahası ve daha kötüsü, bence durumun vahametini hâlâ anlamış değiller. Hâlâ, bir yandan doksanlı yılların karanlık yollarına tevessül iddiaları, yeni kayıp şahıslar, diğer yandan yerel arabuluculuk müessesesi gibi feodal yapı ve yöntemlerden medet umanlar, hâlâ dindarlık üzerinden hesap yapanlar… Bunlar yetmezmiş gibi, Diyarbakır’a karşı Urfa, Kürt’e karşı Arap, Aleviye karşı Sünni nüfus ayarlama siyasetlerinin Kürt sorununa uzanan boyutları… Barış değil, daha fazla gerilim ve çatışma vaat eden hesaplar, kitaplar, koşarak girilen çıkmaz sokaklar…
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.11.2025
7.11.2025
19.10.2025
4.10.2025
15.04.2025
10.03.2025
23.02.2025
16.02.2025
11.11.2024
14.06.2024