Ömer F. Gergerlioğlu
24 Nisan 1915'i adaletle çözebilecek kim?
24.04.2014
1819
Yeni bir 24 Nisan'dayız. 24 Nisan Ermeniler için çok acı bir gün. Aslında Türkler, Kürtler için de çok acı bir gün olmalı. Çünkü unutulmaz bir acı yaşandı o gün.
24 Nisan'da büyük bir sürgün kararı vermişti devlet ricali. Bugünkü Kürt sorununa benzer şekilde çatışmaların katliamların olduğu bir meseleyi, polisiye tedbirle, Ermenileri toptan yurt dışına sürerek çözebileceklerini düşünmüşlerdi. Bunun için önceden adresi belirlenen Ermeni aydınları başta olmak üzere Ermeni halkı Suriye'nin Der zor çölüne sürgün edilmişti. Devlet eliyle ve imkanlarıyla gerçekleştirildiği iddia edilen bu sürgün sırasında sürülenlerin yolu yolda haydutlar, eşkiyalar tarafından kesilmiş, soygunlara, cinayetlere, tecavüzlere maruz kalmışlardı. Kadın, çocuk ve ihtiyarların da aralarında olduğu sürgünler, yolda mevsim şartları ve hastalıklarla mücadele etmiş ve çoğunlukla yenilmişlerdi. 7 milyon nüfusun olduğu Osmanlı'da 1,5 milyon olan Ermeni nüfusu oransal olarak değerlendirildiğinde 76 milyonu aşan Türkiye'de şu an 55 bin kişi civarındadır. Oransal olarak bu kadar insan azalması neden oldu diye düşünmek, sorgulamak gerekiyor.
Bu sürgün zamanla büyük bir felakete dönüşmüş ve toplu bir kırım, katliam ve hatta soykırım düzeyine ulaşmıştı. Devlet adamlarının var olan bir sorunu adalet ve barış yönünde çözme niyeti baştan beri olmamış ve çareyi şimdiki barış süreci öncesi bazı gözü dönmüş kişilerin Kürt sorununun çözümü için dillerinde dolaşan "toptan kıyım, köküne kibrit suyu ekme" gibi metodlarla halletmeye çalışmışlardı.
Tehcir dışında bir çözüm olabilir miydi sorusu hakkında konuşmak gerekiyor. Alınabilecek en son ve en kötü kararı aldıkları zaman zamanın İngiliz elçisinin" "ne yapıyorsunuz, böyle çözüm mü olur, sonrasında bunun altından nasıl kalkarsınız?" sorusuna Talat Paşa "Son Ermeniyi de gönderdik ve sorun çözüldü" cevabını veriyordu. Şimdi gelinen noktada tüm dünyanın gündeminde olan bir yaralı konunun o zaman ne kadar basit bir şekilde değerlendirildiğini görüyoruz. Sorun çözülmemiş, devletin başrolde olduğu bir yanlışlıklar silsilesiyle kangren haline gelmiştir
Türkler, Kürtler ve Ermeniler arasında karşılıklı katliamlar yaşanmıştı ama galip gelen ve hep gelecek olan belliydi. Devleti, toplumun çoğunluğunu elinde bulunduran topluluk galip gelecekti. Asıl onların yanlış bir çözüm tercihi yapmaması gerekiyordu ve Osmanlı'nın yenilgi ortamında telaşla ve aceleyle gizlice alınmış bir kararıyla son darbeyi vurabilecek olan belliydi : Osmanlı devleti ve çoğunluk olan Müslüman topluluk.
İnsan hakları ve azınlıkların hakları bağlamında değerlendirme yapılsaydı bu tehcir tercihi yapılmazdı. Bir sorunu çözmek için onunla ilgili sorumlu sorumsuz tüm muhatapları yok etme mantığı kabul edilebilecek bir durum değildir. Bilindiği gibi doğuda çatışma alanlarındaki militanlar dışında yerli Ermeni halk ve batıda hiçbir olaya karışmamış Ermeni şehir sakinleri de "derhal taşıyabileceğiniz eşyaları toplayın ve yurt dışına gitmek üzere yola koyulun" emrine muhatap olmuşlardı. Çoğunlukla şehirlerin eşrafını, sanaatkarlarını oluşturan Ermeniler para ve mallarını ya saklayarak ya Müslüman bir komşusuna emanet ederek yurtlarından zorla çıkarılmışlardı. Bir kısmı da bu durumdan kurtulmak için zor şartlar altında Müslümanlığı kabul etmişti. Yolda ölen veya öldürülen Ermenilerin çocukları ise sonradan Müslümanlaştırılmıştı. Bugün Anadolu'da bu durumda olan Ermeni ırkından gelen ve Müslümanlaştırılmış çok kişi var ve eski defterleri açmak istememekteler. Artık yeni bir sosyal statü edindiklerini düşünerek eski kimliklerini duyurmamak istemektedir. Ermeni kelimesinin küfür kelimesi gibi kullanıldığı bu topraklarda onları anlamak mümkündür ama gerçek Müslümanların bu durumu kabullenmemesi ve herkesin ırkını rahatça söylemesi ve din seçiminin özgür olduğunu yüksek sesle söylemesi gerekir.
Ermenilerin bir de terk edilen malları var. Tehcir sonrası geri dönüp mallarını alabilecekleri yolunda yasal düzenlemeler yüzeysel olarak yapılsa da katliama uğramış kişilerin bu tercihi kolay kolay yapamayacağı unutulmuştu. Zamanla vatandaşlıktan çıkarılan Ermenilerin malları ise adeta yağmalanmıştı. Murat Bardakçı'nın Haber türk gazetesine geçtiğimiz günlerde verdiği söyleşide olduğu gibi kimi mallar Atatürk tarafından yakınları katliama uğramış Türk devlet büyüklerine hediye edilmişti. Kimi mallar da kapanın elinde almıştı. Bu emval-i metrukenin gasp edenlere hiçbir zaman hayrı olmaz. Geri verilmesi ve tazmin edilmesi gerekir.
Sorunun çözümünü devlet görmezden geliyor, gördürmezden geliyor ve gördürmeye çalışanları da muhatap kabul etmiyorsa oturup çaresiz bir şekilde bekleme seçeneği dışında seçenekler olmalıdır. Bilhassa dini hassasiyeti yüksek İslam alimlerinin tehcir sırasında konuya olan sert muhalefetleri bilinir. Bediüzzaman Said Nursi, Şeyh Said ve diğer birçok alim bu tehcire şiddetle karşı çıkmıştır. Bu günde bu olayların gerçek yüzünü ortaya çıkarmak için en çok gayret sarf etmesi gerekenler dini hassasiyetleri yüksek olan İslami kesimler olmalıdır. Bu ülkenin çoğunluğunu oluşturan muhafazakar yöndeki eğilim kelimelere hapsolmamalı ve adaletin peşine düşmelidir. Artık 2015'in kıyısına geldiğimiz bugünlerde konunun çözümlenmesi gerekir. Milliyetçi reflekslerle yapılan ve daha sonra üzerine dini soslar da dökülerek işlenen bu cinayetler ve gasplarla yüzleşme vakti gelmiştir. Bunu en çok yapması gereken dindar çoğunluktur. Devletin kaçtığı bir konuda inisiyatifi dindarlar almalıdır. Sol , liberal kesimlerin uzun yıllardır gündeme getirdiği ama taban bulamaması yüzünden etkili ses yükseltemediği bir konuda dindarlar vicdanlarıyla, insanlıklarıyla, ahirette verecekleri hesap düşüncesiyle baş başa kalarak adil kararlarını vermelidir.
Bu sorunun gündeme gelmesini ittihatçı zihniyeti devam ettiren devlet 100 yıldır istememekte. Konu hakkında özür dileyen aydınları bile şeytanlaştıran bir devlet var maalesef karşımızda. Devletin 2015'e yönelik karşı ataklar peşinde koşmak yerine oturup barışı, çözümü tercih etmesi gerekiyor. Eski topraklarına geri dönmek isteyen Ermenilere bile şüpheyle bakan devlet bu kafayla daha devam edemez. Ama artık yolun sonuna gelindi 100 yıl önceki birçok olay utanç verici bir şekilde gözler önüne seriliyor. Halkın devleti zorlayarak adalet yönünde karar verdirmesi gerekiyor. Bunun için de bir başkasının acısını yüreğimizde hissederek hareket etmek erdeminden başka çıkış yolu yok.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları



























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018