Ömer F. Gergerlioğlu
İhraç edilmeden ve tutuklanmadan önce Sakarya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde görev yapan Doç. Dr. Ahmet Turan Özcerit Türkiye için ikinci bir Kuddusi Okkır vakasıdır. İkinci vaka olmasına rağmen ihmal ve yokuşa sürme zinciri hala devam ediyor.
Ahmet Turan Özcerit 15 Temmuz darbesinden sonra KHK ile ihraç edildi ve tutuklandı. Ancak 12 ay sonra iddianamesi hazırlandı. 4 çocuğunun en büyüğü olan Sinan Özcerit anlatıyor. "Evimizi didik didik ettiler birşey bulamadılar. Babamı götürdüler 3 gün boyunca nerde olduğuna dair hiç haber alamadık, hiç bir kurum yanıt vermedi. 3 gün sonra nerde olduğunu bulduk ve temiz çamaşır götürdük. Gözaltı koşulları korkunçmuş. İç çamaşırlarıyla bırakmışlar. Elleri kelepçeliymiş, su istediklerinde "size su bile yok" demişler. Babamı dövmüş, işkence etmişler, darp raporu var. 4 kişilik yerde 20 kişi kalıyormuş. 3-4 saat nöbetleşerek uyumuşlar, uyuyacak yer bile yokmuş"
Ve böyle başlayan tutukluluğun en son hali nedir diye soracak olursanız; tutukluluğunun 13. Ayında Özcerit bir hastanenin mahkum koğuşunda, yanına eşi bile refakatçi alınmadan, yapayalnız yatıyor. Onu bugünlere getiren süreçte her geçen gün zayıflamış, manen yıkılmış ve sonunda bir hastane köşesinde ölümü bekliyor.
Yakalandığı hastalık, kalın bağırsak kanseri, karaciğere, akciğere metastaz yapmış, hastalığın son dönemi olan 4. Dönemde. Peki bu hastalık niye bu kadar uzun süre teşhis edilemedi ve vahim düzeyde bir tedavi gecikmesi var? Bilindiği üzere kanser hastalığında erken teşhis çok önemlidir, zamanında gereken tedavi yaşam süresini uzatandır. Bu vakada önemli bir teşhis gecikmesi ve tahliye edilmesi gereken ağır bir hastanın tutukluluğu gerçeği vardır. Peki Özcert'in tutukluluğu boyunca ihmal edilmiş hastalığı için sorumlu kimdir? İkinci bir Kuddusi Okkır vakasıyla karşı karşıya olduğumuz apaçık ortadadır. Böyle önemli bir iddia kamu otoritesinin aydınlatması gereken bir iddiadır. ‘Nasıl mı, niye mi?’ diye sorulduğunu duyar gibiyim. Uzman bir doktor ve insan hakları savunucusu olarak tıbbi ve hukuki ihlalleri gözler önüne sererek açıklayayım.
Özcerit, oğlunun ifadesine göre tutuklanma esnasında müphem şikayetleri olan bir kişiydi. Tutuklanmadan bir gün önce acile şiddetli karın ağrısı şikayetiyle başvurmuştu. Ardından kötü cezaevi koşulları ve belirsizlikle geçen bir dönem...oğlu Sinan Özcerit bu dönemi "Yer olmadığı için yerde yattığı da oldu 20 kişilik koğuşlarda 25-30 kişi kaldığı da. Babamı en çok etkileyen unsurlardan birisi dinlenememesiydi. Hem 35-40 dereceye kadar çıkan oda sıcaklığı hem daracık koğuşlarda 25-30 kişiye varan insan sayısı hem de gürültüden dolayı babam geceleri en fazla 3-4 saat uyuyabildiğini söylerdi. Kendisi 1 ay boyunca cezaevinde sancılarından dolayı kıvrandı ve tek yaptıkları -bir lütufmuş gibi- 5-6 günde bir revire götürüp ağrı kesici verip geri göndermekti. Babam hastaneye gitmek için defalarca dilekçe verdi fakat 200 kişilik sıranın olduğunu söyleyip bu isteğini reddettiler. Zaten 500 kişilik kapasitesi olan bir kurumda 200 kişilik hastane sırası nasıl oluşuyor ve neden oluşuyor? Ben bu olaya göz yumulmuş işkence olarak bakıyorum. Babam 1 ay boyunca hastaneye götürülmeyerek, kendi temel ihtiyaçlarını bile yerine getiremeyecek kadar ağrısı varken kendisine göz göre göre eziyet edilmiştir." diye anlatıyor.
Özcerit cezaevinde her geçen gün kötüleşmekte, iştahı kesilmekte ve zayıflamaktadır. Şiddetli karın ağrılarının devam etmesi üzerine revire başvurmakta ve hastaneye sevk edilmeden koğuşuna gönderilmektedir. Defalarca önceki şikayetlerinden farklı, önemli şikayetleri olduğunu söyler. Ailesine gönderdiği mektuplardan öğrendiğime göre Mart 2017 ayında yine sayısız defa gitmek için dilekçe verdiği revire gider ve hastaneye sevkini ister. "200 kişilik hastane sırası var" denilir ve eline birkaç ilaç tutuşturulur. Şikayetleri geçmez ve makattan kan gelmesi ve olağan dışı kabızlık şikayetleri başlar ancak Özcerit yine hastaneye gidememekte, revirde geçiştirilmektedir. Sonunda yarı baygın bir hale düşer ve Temmuz ayında hastaneye götürülür. Ama artık çok geçtir, kalın barsak kanseri teşhisi konur ama kanser ilerlemiş ve yapılan tetkikler sonucu gecikmiş bir teşhis olduğu ortaya çıkmıştır. Tıbben erken teşhisle yaşam süresinin uzatılabileceği önemli bir zaman kaybı yaşanmıştır. Özcerit, mahkum koğuşuna yatırılır, bu sefer de yanına refakatçi alınmasına izin verilmez. Çok hasta olan Özcerit'in yanına eşi haftada bir 15-20 dakika girebilmektedir, savcı bu kadar izin vermiştir çünkü. Tutuksuz yargılanma için çırpınan aileye heyet raporu şartı getirilir, artık kalıcı, tedavi edici cerrahi tedaviler için çok geç kalınan hastada geçici ileus (barsak tıkanma) ameliyatı yapılır. Ameliyat sonrası verilen heyet raporu Sakarya 5. Ağır ceza hakimi için yeterli tutuksuz yargılanma nedeni değildir. Çünkü heyet bu hasta için hastalıkla ilgili belirsiz ve ileriye yönelik ifadeler kullanmıştır. Aylarca teşhisi gecikmiş bir tutuklu hasta için açıklama yapan bir merci arıyoruz halen ve soruyoruz, bu hasta cezaevinde devlet güvencesinde değil miydi? Bu hasta tutuklunun ihmallerle ilerleyen hastalığı için hesap verecek bir merci yok mudur?
Cezaevinde tanısı gecikmiş bir hasta var ve mahkum koğuşunda ölümü beklerken yanına eşi bile refakatçi olarak haftada bir 15-20 dakika girebiliyor..!. Bu tutuklu hasta için herşey özellikle daha mı zorlaştırılıyor? Bu hasta ne zaman tahliye olacak? Ağır bir ihmal sonucu hastalığının ilerlediği ihtimali ortadayken, hesap veren bir yetkili de yokken, artık tedavi için bir şey yapılamayacak son dönemde bu hastayı tutuklu tutmanın adalete, vicdana sığacak bir yanı var mıdır?
Kuddusi Okkır vakasında yine önemli bir teşhis gecikmesi ve siyasi mülahazalar vardı, şimdi de aynı... Okkır'ın ölüm döşeğinde olduğu günlerde hükümetin hatası olmadığına dair yazılar yazan sağcı, muhafazakar bir köşe yazarına tıbbi delilleriyle hastalığın teşhisinin apaçık bir şekilde geciktiğini açıklayan bir uyarı mektubu yazmıştım. Okkır vakasında hükümet adına savunulacak hiçbir şey olmadığını açıklamıştım bir insan hakları savunucusu olarak. Bugün durum daha da kötü, ihmal ihtimali karşısında tedirgin olunmayan, hatta yanına refakatçi bile alınmayan ölüm döşeğinde olan bir başka tutuklu var. Bugün de Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkilileredir bu mektubum. Bu denli sessizliğin anlamı nedir? Devir değişiyor, kimlikler değişiyor ama duyarsızlıklar değişmiyor maalesef.
Yetkililere sesleniyorum. Bu ihmal edilmiş hastanın tahliye edilmesi için ölümü mü beklenmektedir? Maddi ve manevi alanda perişan olmuş bir aileye halen bu muameleyi yapmanın anlamı nedir? Son günlerinde bari bu hak etmediği muamelelerden vazgeçilmesi, gözü yaşlı ailenin tüm fertleri için en büyük istektir. Güç sahibi olanlar bu dünyada güçlü olabilir ama vicdan terazisinde sıkıntıya düşmelerinin muhtemel olduğunu bilmeliler.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018