Ömer F. Gergerlioğlu
Esma Uludağ: Yine bir KHK dramı
11.05.2018
998
OHAL ve KHK'lar can almaya devam ediyor. Ülkedeki hukuk dışı ortam yüzünden yargı bağımsızlığından ümidini kesen kişiler, ülkeyi terk ederken ya yollarda ya denizlerde ya yaban ellerde kaybolup gidiyorlar. Derin sularda boğulan aileler, çeşitli ülkelerde perişan olmuş Türkiyeli mülteciler, bize her gün büyük bir dramı anlatıyor. Ege Denizi'nde ailece büyük bir facia sonucu yok olan Maden ailesini incelerken Yunanistan'a geçen Türk mültecilerin çok zor hayatlarına muttali olmuştum. Belliydi ki sadece sınırı, denizleri, nehirleri geçmek yetmiyordu. Yunanistan'daki hayat koşulları yokluğa, zorluğa, ölüme davetiye çıkarıyordu. O gün dinlediklerim bana yeni facialar olacağını yazdırmıştı.
Bir ülkede hukuk ve demokrasi yoksa o ülkenin vatandaşları mülteci olmaya başlar. 3. dünya ülkelerinden Batıya göç, artık Türkiye'den de olmaya başladı, çünkü Türkiye'de OHAL, yani keyfi, anayasa çiğneyen yönetim var. Can, mal korkusu ve adalet eksikliği hissi nedeniyle siyasi nedenlerle yurt dışına giden çok vatandaşımız var artık. Bunlardan birisi olan Esma Uludağ geçtiğimiz günlerde genç yaşında hayatını kaybetti. Ölüm, her insan için kaçınılmaz ama bir hekim olarak olayı incelediğimde Esma hanımın yaşam için olağanüstü bir mücadele sergilediğini ve sonunda yenildiğini anladım. Belli ki hamarat, gayretli bir hanım olan Esma hanım zorluklar karşısında kapasitesini zorlamış ve bu hayatına mal olmuştu.
Konuştuğum eşi bana zor günlerini anlattı:
"Ben İzmir, Karabağlar Belediyesi'nde eşim ise Karabaglar Kaymakamlığı'nda memur olarak çalışmakta idik. 677 sayılı KHK ile ihraç olduk. Eşim 9 Eylül Fizik mezunu Tezsiz Y. Lisansını Celal Bayar Üni. yaptı. Ardından Adalet myo nu 1. olarak bitirdi. En son Afyon Kocatepe Üni. Hukuk Fakultesini kazandı ve 3. Sınıfa başarı ile geçmişti Esma hanım, hem çok iyi bir eş hem 3 cocuklu kaliteli bir anne ve hem çok hamarat ev hanımı ve hem de cok başarılı bir öğrenciydi. Aynı zamanda 64 gün hapis yattı. KHK ile ihraç olduktan 1 hafta sonra polisler evimizi basmış, biz Esma hanım ile o esnada Afyon'da idik, onun okulu nedeniyle beni yakalayamadılar. 1 hafta sonra evimizi tekrar basmışlar ama ben artık teslim olamazdım, çünkü Esma hanımın 64 günlük cezaevi tecrübesi vardı ve bana "asla ama asla teslim olma" diyordu. "Çok zor içerisi" diyordu. Ben yaklaşık 8 ay boyunca kaçak yaşadım, bu süre zarfında benim Uşak'taki köyüme ve İzmir'deki evime defalarca geldiler. Baskı, stres sonucu Esma hanımın tüm vücudunda döküntüler çıktı ve sonra onun eğitime olan sevdasına ve emeğine kıyamadım, "tek başıma çıkıp sonra onları da yanıma alırım, eğitimi yarım kalmasın" diye düşündüm. Ben Almanya'ya geldim ama baskınlar hala bitmedi. Esma hanım iyice bunaldı ve kendisini de alırlarsa "çocuklarımız ortada kalacak" dedi bir gün bana, ben de "sen de çık o zaman" dedim ve çıkmaya karar verdi. 3 defa denediler ama her üç denemede de başarısızlıkla sonuçlandı, hatta her seferinde ölümden döndüler. Ama ona rağmen "ben çıkmak istiyorum, bu baskılara dayanamıyorum artık" dedi ve 4. denemesini Meriç'ten yaparak benim de sonradan gördüğüm 20 saniyelik videodan da görüleceği üzere toplamda 9 saat yürüyerek Yunanistan'a ulaştı."
Esma hanımın kocasının bahsettiği videoyu izleyenler yürek paralayan görüntüyü görmüşlerdir. Sırtındaki küçük çocuğuyla çok yorgun ama heyecanlı, gayretli bir hanım çektiği çileyi anlatıyordu. Diğer iki küçük çocuğuysa yorgunluktan tükenmiş ve ağlıyorlardı. Bu görüntü sonrası onun ölüm haberini duymak insana çok şeyi anlatıyor ama daha sonra yaşadıkları, çilesinin bitmediğini daha kötüsünün onu beklediğini gösteriyor.
Eşi anlatmaya devam ediyor:
"Ama sıkıntılar burada da bitmedi. Ev çok büyük problemdi. Hem çok pahalı hem de bulunmuyordu. Esma hanim Ekim ayında geçmişti ve bu sürede 8 defa evden taşındı. "Yok alttaki rahatsız oluyor yok başkasına verecekler kiraya, yok sezon geldi, fiyatlar arttı" diyorlardı. En sondan 3. kaldığı evde 630 euroya kalırken adamlar 1800 euroya çıkardı. Elimizde avucumuzda ne varsa her şey gitti. Vefat ettiği gün de ev taşıdı, her ev taşımada çok yoruluyordu. Tek başına ve 3 çocuk... Ben kahroluyordum ama bir türlü oturum gelmedi bana. Mail atmadığım yer kalmadı. Geç de olsa nihayet oturum geldi bana, hemen aile birleşimine başvurdum ama süreç devam ediyordu, 2 ay geçti hala aile birleşimi olmadı ama sona yaklaşmıştık. Vefatından önceki gün cezaevinde vefat eden şimdi ismini hatırlamadığım bir abladan (Yazarın notu:Halime Gülsu) bahsetti, nasıl üzülmüştü ona..."
Esma hanım nasıl bir suçluydu ki bu çile ona reva görülmüştü? Kaldığı evde her türlüsü başına geliyordu, hırsızların eve girmesi, evinin etrafında dolaşan alkolik insanlar ve daha nicesi... Birileri tarafından çok basitçe terörist ilan edilmek, bir insana, aileye bu denli kötülüğü yapmaya hak mı kazandırıyordu?
Devam ediyor eşi...:
"Vefat edeceği gün taşıma işlemini yaptı, akşam saatlerinde görüntülü konuştuk. Morali hiç iyi değildi. "Çok zor Mehmet, çok zor bu yaşadıklarım, normal şeyler değil, bu süreç ne zaman bitecek artık çok yoruldum" dedi. Ben de "az kaldı, bitecek inşaallah" diyerek teselli ettim. Sonra 01.35 de bana mesaj attı. "Sağ tarafım tutmuyor, dilim uyuşuk" dedi. Ben de hemen aradım farklı konuşuyordu. Peltekti konuşması. Aynen şu ifadeyi kullandı "ben bu olayı daha önce yaşadım, ben felç geçiriyorum" dedi. Ben de "hayır, ne felci" dedim. O da "hayır Mehmet, biliyorum daha önce yaşadım ben bu olayı" dedi. Esma hanım, hastalık konusunda cok dayanıklı idi. Doğum yaparken bile ağrı kesici ya da uyuşturucu yaptırmazdı. "O acıyı hissedeyim" der ve hiç abartmazdı. Ben de hemen Atina'da daha önceden tanıdığm bir arkadaşı aradım, durumu anlattım, 30 dakika içerisinde ulaştılar. Esma hanım, sürünerek iç kapıyı açtı ama dış kapı da kilitliymiş sonra 5. kattan sürünerek asansörle inmiş ve kapıyı açmış. Gelen arkadaşın birisini hemen yukarı, çocukların başına göndermiş. Ambulans beklerken hala konuşuyor ve bana ve arkadaşa hem "okuyun" diyordu, hem de kendisi sürekli dua okuyordu. En son ambulansın sedyesine kendisi oturmuş ve orada bilincini kaybetmiş ve 1 saat içerisinde de ruhunu teslim etmiş."
Belli ki Esma hanım kapasitesini zorlamış ve tansiyonunu yükselmiş, belli ki tedavisiz kalmış, muhtemel ki vefat ettiği gün 3 çocuk sahibi olmasına rağmen evini taşıması, yaşadığı streslerin birikimi ve bardağı taşıran son damlanın bir beyin kanamasına yol açma ihtimali yüksek. Genç bir hanımda pek rastlamadığımız beyin kanamasının arkasında çok trajik bir hikaye var maalesef ve adım adım gelen bir ölüm kaçınılmaz olmuş.
Devam ediyor eşi...:
"Bunları yazmam benim için çok ama çok zor, fakat belki de sizin vesileniz ile yeni felaketlerin önüne geçilip çocuklarımız öksüz ve yetim kalmaz. Bu vatan evlatlarına yapılan zulümler bir an önce son bulur. 3 küçük evlat annesiz kaldı, acımı bile yaşayamıyorum. Çocuklarım, babalarını hep dik görsünler diye. Abi Allah rızası için söyleyin ben ve eşim hayatımızda kime ne zarar vermişiz, kimi incitmişiz? Benim abim Veli Uludağ bu vatan için canını verdi."
Bu yürek parçalayan sorulara ne cevap verebilirim ki? Her şey ortada, zulüm had safhada ve çocukları, anneleri, babaları dağlıyor. Ülkemin okuyan insanları, eğitimcileri, doktorları, mühendisleri ve bir çok değeri ihtiraslar yüzünden perişan oluyor, hayatları cehenneme dönüyor.
Bu feryatlar bitmez. Bir gruba bağlı diye insanları terörist, darbeci ilan etme kolaycılığı, işte böyle vicdan sızlatan ölümlere yol açıyor. Niye ihraç edildiğini hala bilmeyen, saçma sapan nedenlerle kötü koşullardaki cezaevlerinde uzun yıllar kalmaya mahkum edilenler... Ne olduğu belli olmayan bir darbe ve yüz binlerce terörist diye suçlanan sivil insan... Bu eğitimci anneler, babalar mı darbe yaptı? Ne kadar büyük bir kin , nefret sarmış ortalığı? Aileler, işten atılma, cezaevlerine düşme, yurt dışına gitmeye mecbur hale geliyorlar. Çünkü artık Türkiye'de hakkınızı talep edebileceğiniz bir resmi kuruluş yok. Her şey tek adamın elinde ve yurt dışına gidemeyenlere ne sorsanız cevap alamıyorsunuz, çünkü güven yok, korkudan ağızları bıçak açmıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.08.2020
26.08.2020
9.02.2018
5.02.2018
3.02.2018
25.06.2018
23.06.2018
18.06.2018
12.06.2018
11.06.2018