Oya BAYDAR
PYD terör örgütü değildir; ne IŞİD, ne El Nusra, ne de PKK terör örgütüdür. Terör örgütü nitelemesi siyaseten kullanılan araçsal bir kavramdır. Terör örgütleri yok mudur? Vardır. İşleri amaçları başka güçler adına terör eylemleri yapmak olan, bir çeşit organize suç örgütü niteliğinde, görece dar ve çok kirli, karışık yapılardır bunlar. Diğerlerine gelince, katılalım katılmayalım, beğenelim beğenmeyelim, zararlı bulalım, hatta lanetleyelim, tümünün kendine göre bir amacı, ulaşmak istediği bir hedef, bir talebi vardır. Toplumsal-siyasal-ideolojik (din de bir ideolojidir) talepler uğruna mücadele ederler. Mesela IŞİD, İslamî cihat yolunda, kendi inancını şiddet ve savaşla dayatmak, İslamın belli bir tefsirine uygun bir devlet kurmak için ortalığı kana bularken; PKK Kürt halkının hakları, özerkliği, Ortadoğu’da Kürt varlığının tanınması hedefiyle kurulmuştur ve geçirdiği evrime rağmen esas olarak bu hedef için savaşmaktadır. Bu türden örgütler silahlı savaş örgütleridir ve savaşın kendisi şiddet içerir. Bütün savaşlar kan, ölüm, yıkım demektir. Savaşan hiçbir yapı; örgütler gibi devletler de, temiz kalamazlar. Şiddete ve zaman zaman teröre başvururlar.
Terör, hedefe ulaşmak için başvurulan yöntemlerden biridir
Terör; düşmanı korkutmak, toplumda kargaşa ve dehşet yaratarak insanları sindirmek, teslim almak için uygulanan kör şiddettir. Terörün hedefi sadece çarpışılan silahlı güç değil bütün toplumdur, çoluk çocuk sivillerdir. Ne kadar kanlı, acımasız, ürkütücü olursa o kadar başarılı sayılır. Terör pis ve lanetli bir yöntemdir. “Terör örgütü”nden değil, terör yöntemi kullanan, teröre başvuran, terörist eylemlerde bulunan örgütlerden söz edebiliriz. Örgüt veya devlet, teröre başvurduğunda hem kamu vicdanında hem de uluslararası hukuk nezdinde (en azından teorik olarak) mahkûm edilir. Ancak, “terörist örgüt” nitelemesi bugüne kadar ne ulusal ne de uluslararası hukukta genel geçer bir tanıma kavuşturulmamıştır. Devletler ve iktidarlar kendi çıkarlarına, siyasal-diplomatik amaçlarına, kurdukları ittifaklara göre şu veya bu örgütü terör örgütü ilan ederler. Bunun, kitlelere yönelen propagandif bir yanı olduğu gibi, terör örgütü ilan edilen yapıya karşı mücadelenin hukukdışılığını ve devlet şiddetini maskeleme yararı da vardır. En iyi örneklerden biri: Fethullah Gülen Cemaati’nin terör örgütü olarak adlandırılması ve iddianamelerin, davaların Fethullan Gülen Terör Örgütü olarak hazırlanıp yürütülmesidir.
Mevcut iktidarın IŞİD’i terör örgütü ilan etmekteki gecikmesini, El Nusra için bugüne kadar böyle bir sıfat kullanılmamış olmasını, iki yıl öncesine kadar örgütün en tepesindeki kişi Öcalan’la görüşme sürdüren devletin PKK’yi IŞİD’le aynı düzeyde terör örgütü ilan etmesini; ve asıl konumuza dönecek olursak, Türk tarafının PYD’nin terör örgütü olduğunda -ısrar bile değil- adeta tepinmesini yukarda söylemeye çalıştığım çerçevede değerlendirebiliriz: Erdoğan iktidarının Ortadoğu’da oynamaya heveslendiği ama ayağına dolanan ve bölgenin ateş ve kan çemberine dönüşmesinde büyük payı olan rol, PYD’nin terör örgütü sayılmasını ve düşman ilan edilmesini gerektirmektedir.
Ne var ki, “müttefik” Amerika da, bölgede nüfuz kazanma peşindeki Rusya da PYD’yi Suriye konusunda çözüm için vazgeçilmez sayıyorlar. Eğer objektif bakılabilirse, bu konuda haklılar. IŞİD’le mücadeleyi PYD/YPG bugüne kadar neredeyse tek başına üstlendi. Türkiye’nin Suriye muhalefeti adı altında desteklediği grupların toplamı, IŞİD’e ve benzerlerine karşı ciddi bir mücadele vermedi, veremedi. Suriye Kürtlerini muhalif güç saymamak bütünüyle stratejik bir çarpıtmadan ve ezberden ibaret. PYD’nin terör örgütü olup olmadığına gelince: Rojava Kürtlerinin mücadelesi, 21. yüzyıl başı Ortadoğusu’nun özel koşullarında bir ulusal kurtuluş hareketi. Benzerleri 20. Yüzyılda farklı koşullarda Latin Amerika’dan Afrika’ya, Asya’ya kadar pek çok bölgede yaşanmış olan bir mücadele bu. Üstelik, PYD’nin terör eylemlerine başvurduğu, kör terör uyguladığı konusunda somut veri ve iddia da yok.
Vahim bir yanlışın vardığı son nokta
Türkiye’nin Suriye politikası, kifayetsiz muhterislerin (ihtiras sahibi yetersizlerin) hem bölgeyi hem Türkiye’yi sürüklediği ölümcül maceranın trajik hikâyesidir. Türk- (Sünni) İslam zihniyet ve siyasetinin Kürt fobisi/düşmanlığı, bölgedeki cözümleri bloke ederken Türkiye’yi de içsavaşın eşiğine taşımaktadır. Rojava ve PYD düşman olarak değil, en baştan dost, müttefik, kardeş olarak görülseydi bugün Kürt sorununun çözümünde adımlar atılmış, PKK geriletilmiş, IŞİD belasına karşı ortak mücadele zemini sağlanmış, Türkiye Rojava ile barışırken kendi Kürtleriyle de barışmış olurdu. Üstelik hepimiz hatırlayalım: PYD Eşbaşkanı Salih Müslim son derece dost bir söylemle Ankara’ya gelmiş, yetkililerle görüşmeye çalışmış, “Bize el uzatın, kardeş kabul edin, bu sınırları birlikte koruyalım” mealinde sözlerle zeytin dalı uzatmıştı. Erdoğan iktidarı, uzun süre El Nusra ve IŞİD’le gizli açık dayanışmayı, Kürtlerle komşuluk yerine IŞİD’le komşuluğu yeğledi, Türkiye Kürtlerini de gözden çıkardı ve çözüm masası devrildi. Masanın devrilmesinde, “Seni başkan yaptırmayacağız” sözü yüzeydeki nedendi.
Şimdi varılan noktada, küçük bir umut olan Cenevre Konferansı bile Türkiye’nin PYD inadı yüzünden tehlikeye giriyor ve ortaklarını ikna edememiş Türkiye, Ortadoğu politikasında daha büyük bir hezimete ve çıkmaza sürükleniyor. Eğer bir U dönüş yapılmazsa ülkeyi ve bölgeyi ateşe teslim eden bu politika günün birinde mutlaka yargılanacak. Tarih önünde mi, uluslararası hukuk önünde mi, nerede, nasıl bilmiyorum ama bir gün, mutlaka.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024