Süleyman Seyfi Öğün
Avrupa'da zâten varolduğunu bildiğimiz Türkiye karşıtlığı, anlaşılıyor ki son olaylarla birlikte “zirve” yapmış durumda. Bunu Avrupa cephesinden, târihsel bir kriz olarak görebiliriz. O zaman tablo tamamlanıyor: Avrupa'nın krizi genel manâda bir “İslâm” karşıtlığı olarak tezâhür ediyorsa da ; daha özgül olarak bir “Türk” düşmanlığı olarak tecessüm ediyor. Bu, Avrupa'nın, ideolojik düzeyde kendisini var eden , ama bir şekilde üstü örtülmüş, küllenmiş bir kültürel kodun orijinâl ayarlarına döndüğüne işâret ediyor. Önce buna bir bakalım…
Biz genellikle Avrupa'yı kendi bilincinin iç kurgusunu ortaya koyan bir anlatı üzerinden, enine boyuna tartışmadan kabûl etmeye teşneyizdir. Avrupalılık şuuru, kendisini felsefî plânda Greko-Romen bir temellendirmeyle ifâde eder. Bu temellendirme hayli anakronik bir temellendirmedir. Meselâ Grekler, Ege havzasının; yâni Kıt'a Yunanstan ve Küçük Asya'nın (Anadolu) dışındaki coğrafyalara “barbar” etiketini koymuşlardı. Europa tam da bu dışlanmış coğrafyanın dâiresinde kalır. O kadar ki, Grekler, Balkanları bile bu barbar coğrafyaya dâhil etmişlerdir. Hattâ Grek birliğini ilk defâ tesis eden Makedonyalı İskender bile buna göre barbar bir topluluktan gelen , sonradan Helenleşmiş bir figürdür.
Roma'ya gelince, bu büyük imparatorluğun varlığını iki eksende değerlendirmek gerekecektir. Roma'nın hâkimiyet sahası esas olarak merkeze Doğu Akdeniz'i alır. Bu âdeta Roma'nın “net” varlığıdır. Elbette Batı Akdeniz v, bugünkü Fransa ; hattâ Britanya'da bile eser miktarda Roma kalıntısı mevcuttur. Ama bunlar birer garnizon kalıntılardır. Roma'nın mâmur şehirlerinin cümlesi Anadolu ve Mezopotamya topraklarına dağılır. Meselâ Palmira ve Petra gibi bir şehir kalıntısına Avrupa'da rastlamak mümkün değildir. Başşehir Roma'nın konumunu ise ,güney periferisinde kaldığı Avrupa üzerinden değil; Adriyatik bağlantılı olarak Doğu Akdeniz üzerinden değerlendirmek çok daha tutarlıdır. Nea Roma olarak a anılan İstanbul, Roma'nın konumuna göre , imparatorluğun jeo-politik ve jeo-kültürel gerçekleriyle çok daha uyumlu bir polisti. Hattâ ben Roma'nın ikiye bölünmesini, biraz da târihsel safrasını atması olarak değerlendirenlerdenim.
Greko-Romen kültürün tekmil felsefî ve kültürel işçiliği de zâten Doğu Akdeniz (Mare Nostrum) coğrafyasındaki merkezlerde gerçekleşmiştir. Felsefe okulları, hukuk üreten merkezleri ile Greko-Romen birikimin Avrupa ile âlâkası yoktur. İllâki bir coğrafî işâret kullanmak gerekirse bu , Avrupa'nın dışında kalan “Doğu” menşeili bir medeniyettir. Greko-Romen medeniyetin birikimlerini Önasya'da ortaya çıkan İslâmiyet hiç yadırgamadı ve Doğu Kiliselerinden ve özellikle de İskenderiye üzerinden devşirdi. Bu birikimin Endülüs'de yoğunlaşması ise onu Avrupa ile tanıştırdı.
Avrupa'yı bir şuuru olarak var eden esas âmil, Katolisizm üzerinden şekillendi. Endülüslü Müslümanlardan öğrendikleri Greko-Romen felsefî ve hukûkî külliyât , Hristiyan-Katolik terimlere aktarıldı. Modern Avrupa'nın bütün entelektüel ve felsefî çabası , bu yorumları seçmeci yakınlıklar üzerinden sekülerleştirmek oldu. Burada Greko-Romen mirâs sâdece “yardımcı” bir etken olarak işlev gördü.
İdeolojik ayırım ise çok daha belirgindi. Avrupa'nın “ötekisi” önce Ortodoks Hristiyanlık olarak Doğu; Müslüman Türklerin Balkan fetihleri ve özellikle de İstanbul'un fethinden sonra “Ortodoks İslâmiyet” oldu. (Burada Ortodoks terimini devletli din anlamında kullanıyorum).
Ortodoks İslâmiyet karşıtlığında , Katolisizm üzerinden billurlaşan Avrupa şuuru içeride iki büyük kriz yaşadı. İlk olarak Avrupa'daki Yahudilikle çatıştı ve ağır bir hesaplaşma yaşadı. Bu asırlara sârî bir anti-semitizm olarak tezâhür etti. II.Genel Savaş öncesinde bir felâket boyutuna ulaştı. Hristiyanlığın derinlemesine işlediği dinsel temelli “ilk günah” düşüncesine eklemlenen “seküler bir ilk günah” düşüncesine dönüştü.
İkinci kriz ise Katolik-Protestan savaşlarında ortaya çıktı. Yatıştı, yatışmasına ama halâ bu ayırımların çok canlı olduğu yerleri; Belçika ve Kuzey İrlanda gibi, biliyoruz.
Avrupalılık şuuru, feodal bir geri plânda ortaya çıkan Hristiyan nitelikli bir şuurudur. Avrupa'nın kuruluşunun izlerini, Karanlık çağlar olarak değerlendirip kaçmaya çalıştıkları o meş'um 1000 senede sürmek gerekir. Avrupa'nın târihsel pratikleri hep o “meş'um” 1000 senenin “çeşitlemeleridir”. Ahd-i Atik-Ahd-i Cedit bağı üzerinden Yahudilerle yalvar yakar uzlaştılar. Bir zamanlar kanlı bıçaklı oldukları Ortodoks milletleri Avrupa kulübüne dâhil ettiler. Protestan-Katolik gerilimleri şöyle böyle yatıştırdılar. Ama bilelim ki Müslüman Türklerle “Ehl-i Kitab” kardeşliğine asla yanaşmadılar. Yanaşacakları da yok….
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019