Süleyman Seyfi Öğün
Doğu Batı Dergisi yine güzel bir özel sayı daha hazırlamış. Henüz okumadım. Tâkipçi tarafı kuvvetli bir arkadaşım; Dr.Sabahattin Şen haberdâr etti. Özel sayının adı Distopya.
Aâdece kavrama bakıp , acı acı gülümsememek mümkün değil. Aslında acı acı gülmek biraz da ağlamaktır ya.. Her neyse… Alev Alatlı’nın Beyaz Türkler Küstü kitabında ; “Epizodik belleksizlik” olarak tanımlanan, sârî ve cehâlet olarak dönen bir zihin sakatlanmasından bahsedilir. Buna göre insanlar, olaylar arasında bağ kurmayı; süreklilikleri tâkip edip manâlı genellemeler türetme ve nihâyet tahayyül geliştirme ka’biliyetlerini kaybederler. Bu rahatsızlık Türkiye’de en ileri boyutlarını yaşıyor. Buna şaşırmayalım. Çok ciddî bir “târih bilinci” sorunumuz var. Bu sorunu ya görmezden geliyoruz veyâ târih bilincinin içini ideolojik abur cuburlarla dolduruyoruz. Üçüncü bir yol daha peydahlandı: Târihi turizmin ansiklopedik-epistemolojik destek kıt’ası hâline getirmek. “Ayy hayâtım çok bilgili rehberlerle bir Sibirya turu yaptık..Biliyor musun Sibiryalı Şamanlar….” diye devâm eden bir söylem. Genellikle orta yaş krizlerine iyi gelen bir târih sevdâsı…İşte geldik,gidiyoruz; hiç olmazsa ucundan bir şeyler öğrenelim diyen bir gezginlik lümpenlik…
Târih bilincini dert etmeyenler; Carpe Diem gibi basitlemeleri baştacı edenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. En büyük felâketler karşısında bile; bir kaç günlük mâtemden sonra; “Hayât devam ediyor. Haydi bütün eller havaya” deyip çıkıveriyoruz işin içinden.
Ansiklopedik abur cuburlarla şişirilmiş bir târih bilme hevesine; ideolojik abur cuburlarla doldurulmuş birtakım kafaların târihle kurduğu ilişkiler eşlik ediyor. “Hoyda Bre” veya “Batsınlar, beter olsunlar” gibi nidâlarla götürülen bu işler tabiî ki derde devâ olmuyor.
Ama doğrusu; ben epizodik belleksizliğin çok daha yaygın bir rahatsızlık olduğunu ve en çarpıcı insanlık durumlarından birisini oluşturduğunu düşünüyorum. Zamandan ve zeminden kopmuş IBM nesillerinin varlığı durumu sâdece derinleştirdi ve yerleşik hâle getirdi. Değilse bu tablonun her zaman bir seyri oldu. “Târihten ders çıkarmayı bilememek” olarak anlatılan da bu belleksizliğin bir nev’i târifi olsa gerekir.
1870-1914 arası; Avrupa merkezli târihlerde, Prusya-Fransa Savaşlarının sona erdiği, Büyük Sanayi İnkılâbı'nın yaşandığı; La Belle Epocque, yâni bol cümbüşlü “Güzel Zaman” olarak bilinir. Bunu ressamları, mimarları ,mühendisleriyle Art Nouveau Paris’i temsil eder. Bu zamanlar bizim için pek de aynı tadı vermez. Belki Kırım Savaşı sonrası, yâni 1856-1877 bizim için görece cümbüşlü La Belle Epocque idi. Ama ardından Abdülaziz’in hâlli ve 1877 Rus Savaşı geldi. Devr-i Hamid’in ise pek de cümbüşlü bir devir olmadığını herkes- hem Kızıl Sultancılar hem de Ulu Sultancılar başka sâikler üzerinden de olsa- kabûl eder. 1908-1914 arası, başlarda entelektüel bir rahatlama devri gibi görülse de; bunun böyle olmadığı , Bab-ı Âli Baskını gibi fesâd siyasetleri, Ahmed Samim’in katlinde olduğu gibi çok sayıda siyâsî cinâyetle anılır. Balkan Bozgunu ve savaşa dâhil olmamız bu devrin bizim için pek de Güzel Zaman olmadığını gösterir. Hoş adalar hâlinde İstanbul’un bohem dünyâsı Fikret Âdil ve Necib Fâzıl’ın Bab-ı Âli’sinde çok güzel anlatıldığı üzere kendi La Belle Epocque’lerini idrâk etmişlerdir.
I.Genel Savaş La Belle Epocque’ün sonunu getirdi. Ama 1920-1929 arası “Güzel Zaman” yeniden yaşandı. Ardından II.Genel Savaş felâketi geldi. Hâsılı her “Güzel Zaman” kanlı, felâketli bir “Fin de Siecle ; Yüzyıl Sonu” ile sonlandı. 1945 sonrası ise “Güzel Zaman”ın yerini, “Dehşet Dengeleri” içinde “Rutinleştirilmiş Zamanlar”ın soğuk dinginliği aldı. La Belle Epocque’ün modern târihler îtibârıyla üçüncü yükselişi kanâtimce 1990’lardır. Diğer iki benzeri ve orijinâlinden farkı , ütopyayı dışlamasıdır. Buna döneceğim.
La Belle Epocque; aslında iki boyutlu bir zihin evreni olarak gözükür bana. bir tarafında ütopyaları inşâ eden entelektüel-sanatsal bir işçilik vardır. Diğer tarafında ise sefahat. Bunlar bâzen ayrışık olgular olarak anılır. Hâlbuki; okuma salonları, kütüphaneler, kitapçılar, kafeler; kabarelerle, tavernalarla, batakhâne, kumarhâne ve bitirimhânelerle yanyanadır. Flânörlere yosmalar eşlik eder. Bu iç içe geçmişliği Leutrec kadar sâde ve güzel gösteren yoktur zannımca. Şimdi dönelim; 1990-2000’ler arası yaşandığını düşündüğüm Üçüncü Modern La Belle Epocque’nin farkı, ütopyayı dışlamasıydı. Bu devrin literatisi, entelektüelleri geleceğe mâtuf bir hikâye anlatmadılar. Anlattıkları en füturistik hikâye “çoğulculuk” dedikleri kadim Sofist hikâyeydi. Daha önce anlatılmış cümle hikâyeleri ise deyim yerindeyse yerin dibine soktular. İnsanları sâdece kışkırttılar. Kendilerini ise cümbüşe, gayish işlere verdiler. 11 Eylül, 2008 Mortgage Krizi, Ortadoğu Savaşları, Pasifik’de kaynayan kazan bizi yeni bir Fin de Siecle’e götürüyor. Şimdi sormaz mıyız; elimizde ise geleceğimize dâir ne var diye…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019