Süleyman Seyfi Öğün
E-Devlet’in son uygulaması olan “soyağacı” kayıtları şaşırtıcı bir ilgi gördü. Hattâ bir ara o kadar çok kullanıldı ki, uygulamanın dayandığı programın çöktüğü haberlerini aldık. Bu âlâkanın ifâde ettiği bir husus var: En düz çıkarımlamayla, gâliba bu memleketin insanları arasında köklerini bilenler azınlığı oluşturuyor. Köklerini bilmeyenler, belki de dedesinin adını bile bilmeyenler kâhir ekseriyeti oluşturuyor. E-Devlet bu imkânı tanıyınca da şaşırtıcı bir merak açlığıyla insanlar köklerini sorgulamaya başlıyor. Pratikte nerelere kadar iniliyor bilmiyorum ama; arayanlar ,hiç değilse bir kaç nesil öncesine ; meselâ dedesinin dedesine ulaşabiliyor .
Kök meselesi evvel emirde tespit edelim ki; toplumsal düzlemde sınıfsal; kültürel düzlemde ise dinsel bir meseledir. Evvelâ işin sınıfsal boyutuna bir bakalım. Aristokrasiler ve hânedanlar soy tutma ve soyculuk gütme işinin öncüsüdür. Ataların titizlikle saklanan isimleri zaman içinde bir ayrıcalık gütmenin de payandalarını oluşturacaktır. Dinî manâda ise “atalar kültü” dediğimiz arkaik-pagan inanç türlerine ulaşıyoruz. Tabiî ki “atalar kültü” aristokratik târihe göre bir hayli eskidir. Ama aristokratların yaptığı mistik ve adı konmamış ,ama tapınılan “atalar kültünü” tescil etmek ve dünyevîleştirmek olmuştur. Belki de avam ve havass arasındaki fark, atalarını bilmemek ile bilmek arasındaki farktı. Tescilli atalar karşısında tescilli olmayan ataların isimlerini bilmenin fazlaca bir manâsı da olamazdı.
Buna mukâbil, başta Hristiyanlık olmak üzere, özerk manâda kurumsallaşmış bâzı dinlerin pratiğinde, doğum ve ölüm üzerinden insanların kaydı tutulabilmiştir. İslâmiyette böyle bir uygulamaya rastlamıyoruz. Çünkü İslâmiyet târihi pek çok havzada zâten müesses nizamlarla birlikte çalıştığı için, kendi başına taraftarlarının farkına varmak için kayıt tutmamıştır. Kiliselerin bunu yapmaları, insanların kara kaşı kara gözü için değil, gücünü ,taraftar desteğini hesaplamak ve kontrol etmek içindi.
Modern tarihlere doğru, çok çarpıcı ve çelişkili gelişmeleri görüyoruz. En görünür olandan başlayalım: Aristokrasi-burjuvazi hesaplaşmasında odaktaki mesele “kök” iddialarıydı. Burjuvaların bir kısmı ezilmiş ve kazandıkları paralarla unvân ve soy satın almaya koyulmuştu. Ama “onurlu” burjuvalar bunu ilkesel olarak reddetmekte, köklerin manâsız olduğunu, insanın bir birey olarak yapıp etmelerinin onun değerini belirdiği fikrini geliştiriyorlardı. Süreç içinde de kazanan bu oldu. Burjuva eşitlik düşüncesi aslında köklere îtirâzı anlatır. Eşitlik toplumun üzerinden kızgın bir ütü gibi geçer ve herşeyi düzleştirir. Eşitlenme bir bakıma da köksüzlükte eşitlenme; veyâ köksüzlerin eşitlenmesidir. Ulus, özellikle bir siyâsal proje olarak köksüzleştirilmiş, vasatlarda düzleştirilmiş büyük bir kütlenin adıdır. E. Renan “Millet Nedir?” başlıklı meşhûr ve klâsik risâlesinde, kendi sorduğu soruya kesin ama unutulmaz bir cevap verir: “Ulus amnezidir”…Bu, tabiî ki siyâsal düzeyde kalmaz. Ekonomik bir mahiyet de kazanır. Köksüz bir kütlenin üretim ve tüketimde ,neticeleri her seviyede hayli ağır bir işbölümüne uğratılması süreci tamamlar.
Ulusu, târihsel-kültürel olarak tanımlayanlar ise, siyâsal ulusçulardan farklı olarak bir “kök” peşindedir. Ama bu kök, ulusun bütün evlâtlarını içine alan , organik bir köktür. Siyâsal manâda ulus inşâsında gecikenler, başta Almanlar olmak üzere açığı bu kültürel katkı maddelerini zerk ederek kapatmaya çalışmıştır. Hegel buna “Sittlichkeit” der. Büyük harfle anlatılan ‘K’ök, kişisel köklerden hoşlanmaz. Bu bir bakıma atalr kültünün siyâsal modern yorumudur. Veyâ Freud’un dediği gibi “bastırılmış” olan “atalar kültünün “geri dönüşüdür. Ahmed Ağaoğlu Türkçülüğün gelişmesindeki en büyük engellerden birisinin (kişisel kökleri ortaya koyan)muhitçilik olduğunu yazıyordu. Organik kök bütün kökleri ezer. şöyle de ifâde edebiliriz: Büyük kök, köksüzleşmenin başka adıdır. (Unutmayalım ki postmodern kökçülük , aşındırmak istediği ulusçuluğa işte bu en zayıf noktasından saldırdı).
Meseleye aktüel düzeyde bakacak olursak şunları kaydedebiliriz:Kök meselesi Kapital Dünyâ’nın bâzen işine gelir, bâzen de gelmez. Meselâ , yukarıda bahsettiğimiz ‘K’öklü uluslar, modern savaşlar düşünüldüğünde son derecede elzemdir. Eugene Weber, Fransızların siyâsal (köksüz)ulus inşâsı tutkularının, iki genel savaş arasında büyük bir boşluk doğurduğunu yazar. Çalışması da iki genel savaş arasında Fransız milliyetçiliğinin nasıl geliştiğini anlatır. Aslında modern dünyâ , kök iddialarını hem kışkırtmak hem de yatıştırmak için çok yatırım yapmıştır, yapmaya da devâm ediyor. Diğer taraftan kökler , eğer kayıtlı bir toplumu anlamaya ve anlatmaya yaramaktadır. Modern toplumlar kayıtlı toplumlardır. Her bir bireyin kayda alınması ve izlenmesi hayâtî derecede mühimdir. O hâlde soyağaçlarının ayrıntıları, modern akıl îtibârıyla kişiler hakkında da ayrıntı toplamak için faydalıdır.
Meseleye daha soyut bir eksenden baktığımızda; kökler ile kurduğumuz ilişkiyi meşrebimiz, fıtratımız ve tecrübelerimiz belirliyor. Eşitlik nasıl bizi köksüzleştiriyorsa, özgürlük tutkumuz da büyük ölçüde, önümüze konulan köklerden; özellikle de ‘K’öklerden kurtulma özlem ve arzumuzu yansıtıyor. Bunların izdüşümünde ise tam tersi süreçler bizi bekliyor. Köksüzlüğün derin bir yalnızlığa ve yabancılaşmaya dönüşmesi ve hemen ardından köklere duyulan yakıcı bir özlem…Hâsılı târihimiz biraz da köklenmek ile köksüzlük arasındaki savrulmalarımız değil mi?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019