Süleyman Seyfi Öğün
Demokrasi bir “târihsel imkân” mı; değilse “târihsel bir ideal” midir? “Elbette her ikisidir de”; der toprağı bol olsun, Giovanni Sartori. Ama, bu iki bakışı eşleştirmenin o kadar da kolay olmadığını da unutmamak gerekir. Yâni nereden baktığımız; nereden yaklaştığımız, demokrasi konusunda neler düşündüğümüzü de belirliyor aslında. Eğer demokrasiye bir “târihsel imkân” olarak bakıyorsak, demokrasiyi nihâyetinde bir tecrübeler dizisi olarak görürüz. Tecrübeler ne kadar eksik kalırsa kalsın; nerede akâmete uğrarsa uğrasın; onları küçümsemez; kendi içinde her birisini bir kazanım olarak değerlendiririz. Eğer, demokrasiyi “târihsel bir ideal “ olarak görür, teleolojik bakarsak; demokrasi tecrübelerini küçümsemek için de sayısız bahanemiz, gerekçemiz olur.
Aslında her iki bakışa da ihtiyâcımız olsa da pratikte bir ayrışma yaşanıyor. Bu iki bakışın mensupları da pek de haz etmiyor birbirlerinden…Meseleler biraz da, bâzı aşırılaştırmalardan temelleniyor olabilir. Meselâ demokrasiyi “târihsel bir ideâl” olarak görenler, demokrasinin aynı zamanda “târihin amacı” olduğunu da îmâ edecek kadar ileri götürebiliyor ideâlizmlerini. Diğer taraftan demokrasiyi “târihsel bir imkân” olarak görenler de zamân içinde ufuklarının daralmasına mânî olamıyor.
Kendi nam ve hesâbıma; bir tercih yapmak zorunda kalırsam, demokrasiyi “târihsel bir imkân” olarak görenlere daha yakın olduğumu söyleyebilirim. Yâni demokrasinin bir “târihsel bir ideal” olduğunu kısmen kabûl etmekle berâber; demokrasinin bizzât “târihin ideali “olduğunu savunanlara katılmakta bir hayli zorlanırım. Bu, demokrasiye “inanmak” ile alâkalı değil. Reddettiğim ideâl ile teleolojinin karıştırılması; haydi “öztürkçesini” söyleyeyim; “ülkü” ile “amaçsallık” arasındaki sınırların aşırı geçişkenliği. Bu aynı zamanda, pek farkına varılmasa da, demokrat olmakla demokratizm arasındaki farkı düşündürüyor. Doğrusu, demokrasi konusunda dinlemeye değer şeyler söylediğini düşündüğüm demokratlar , kısm-ı âzamıyla demokratizm tuzağının farkına varanlar arasından çıkmıştır.
Demokrasiyi târihsel bir imkân hâline getiren şartlar modern dünyâda şekillendi. Bu, en kâdim siyâsal özne olan “devlet”in karşısında “ulusun” yükselişi ve rüşdünü kazanmasıyla alâkalıdır. Bu sebeple, her ne kadar kavram antik dünyâdan geliyorsa da; antik formasyonlarda demokrasi izi sürmeyi; çok manâlı bulmam.
Ulus evvelâ (19.Asır) bir üretim ağı olarak şekillendi. Bu, akıldışı; hattâ bir fetiş olarak hayâta geçti. Açılımı, üretim fetişi üzerinden tüketimin; veyâ arz üzerinden talebin bastırılmasıdır. Düşük ücretlerle tüketimi baskılanan, ama üretimin bütün çilesini çeken üretici sınıflar tabiî ki buna isyan ettiler. Ama bu isyanlar bir netice alamadı. Arz -talep dengesizliği kapitalizmin en kronik meselesidir. Bunu evvelâ savaşla çözdüler, Savaş, nükleer bir boyut kazanıp toplu yıkım tehlikesi doğurunca , bu defâ (20.Asır) “yeniden bölüşümü” devreye soktular. İşte demokrasiye târihsel bir imkân hüviyeti kazandıran da bu oldu. Bürokrasisini kurmuş(modern devlet), sermâye birikimini sağlamış merkez dünyânın toplumlarında bu model bir kaç on sene başarıyla götürüldü. “Eksik devlet” ve “eksik sermâye”ye mahkûm edilen “yarı-merkez” ve daha beteri “kenar” dünyânın toplumlarında ise hep aksadı.
Şimdi üçüncü evreyi (21.Asır) idrâk ediyoruz. Kapitalizm, mâkus çelişkisi olan arz-talep dengesizliğini bu defâ “tüketim fetişizmi” üzerinden çözmeye başladı. Burada “karşılıksızlık” ve A.Gorz’un vurgusuyla “maddesizlik” -sanallık ve karşılıksızlık- esastır. Bu, evvelâ “üretim” düzeyinde böyledir. İşletmeler temelinde akılcı, kılı kırk yaran hesaplamaların yerini, riskli girişimler almaktadır. Özellikle finansal oyunlar tam da bu dâirededir. Bu, aslında kumar reflekslerinin ekonomiye girmesidir. Günümüz kapitalizmini kumar kapitalizmi(gambling capitalism) olarak tanımlaman çevrelerin fikirleri o kadar da yabana atılmamalıdır. Karşılığı olmayan paralarla karşılıksız borçlanmalar, hâne halklarından başlayarak cümle ulusları tüketim fetişizminin sarmallarına taşımaktadır.
Demokrasinin de bu gelişmelerden etkilendiği âşikârdır. Demokrasinin, üretimde emek üzerinden karşılığı olan “yeniden bölüşüm” meselesinden çıkıp ; karşılığı olmayan, sâdece doğumla elde edilmiş bağları fetişleştiren; kültürel temelde hınç yüklü “yeniden heaplaşmalar”a evrilmesi bunun göstergesidir. İşin tuhafı, teoride bu, demokrasinin kültürelleşmesi demokrasinin “özüne kavuşması”, radikalleşerek “ilerlemesi” olarak güzellendi. Eski demokrasi küçümsendi, demode ilân edildi. Hâlbuki zaman içinde görenler gördü; demokrasinin emeğin târihinden ayrışıp kültürelleşmesi, bizzât demokrasileri aşındırdı. Daha doğrusu, demokrasinin târihsel bir imkân olarak yeniden üretimini zora soktu. Zizek’i hayrete düşürdüğü üzere, 1990’larda yeni demokrasi arayışlarını şahlandıran Doğu Avrupa’da aşırı sağcı siyâsetleri iktidâra gelmesi, Avrupa’nın dört bir yanında yabancı düşmanı siyâsetlerin güç kazanması, demokrasinin târihsel tutunum krizlerine işâret ediyor.
Çok mühim bir kriz ise, demokrasinin çoğunlukçu niteliği ile çoğulcu niteliğinin artık uzlaşmaz bir çelişki hâline gelmesidir. Çoğunluklar demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Çoğunluk başka bir şeyle ikâme edilemez, ama istenen, toplumsal bir anonimlik resmeden çoğunluğun, çoğulculuğa ve bireyselliğe engel olmamasıdır. Söylemesi kolay. İyi de bu nasıl olacaktır? Bugün çoğunlukçular çoğulcuları çoğunluğu uyumsuzlaştıran ârızalar; çoğulcular ise çoğunlukçuları, çoğulluğu engelleyen faşizan ağırlıklar olarak görüyor. Ne çoğunlukçular çoğulcuları; ne de çoğulcular çoğunlukçuları içerecek bir formül geliştirme derdinde.. Korkarım ki, demokrasinin geleceği bir hayli kararıyor….
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları





































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2021
29.04.2021
22.04.2021
4.06.2020
22.04.2019
4.02.2019
14.02.2019
11.02.2019
4.02.2019
28.01.2019