Talat ULUSOY
Saltanatın ardından gelen her Cumhuriyet mutlaka iyi midir, böyle bir kural olabilir mi? Böyle bir ilerleme mantığı ile “İtalyan Sosyal Cumhuriyeti” İtalya Krallığı’ndan iyiydi sonucuna varılmaz mı?
Sakin düşünelim: “Cumhuriyet” diye sevilen ne? Çok partili, demokratik, temel hak ve özgürlükleri esas alan bir yönetim anlayışı ise, o cumhuriyete eyvallah. Ama, bir diktatörlüğü, tek partili bir otoriter yönetimi, düşünce özgürlüğünün olmadığı bir siyasi düzeni sırf adı “cumhuriyet” diye daha ileri buluyor, asrı saadet yerine koyuyorsanız, o zaman Mussolini’nin “İtalya Sosyal Cumhuriyeti”ni de “ileri” bir siyasi düzen olarak kabul edersiniz.
Türkiye Cumhuriyeti seksen dokuzunu devirmiş bir “koca” tarih, üniversitelerde kürsüleri olan koskoca bir “İnkılap Tarihi”. Demokrasi yaşayamadan ömürlerin tüketildiği ve buna rağmen hala “sevilen” ve paylaşılamayan bir Cumhuriyet tarihi! Tam Yunus’un dediği gibi:
Aşkın beni del’eyledi/Bir zalime kul eyledi.
Aklı başında pek çok insan sorgusuz sualsiz kul olmuştur bu aşka; sağcı, solcu, komünist, faşist; dünya malından el etek çekmiş dindar, dünyayı tavaf etmiş modern laik yurttaş… Tam bir “milli birlik ve beraberlik” ifadesidir bu “yasak”(!) aşk. Neyi sevdiğini bilmesen bile, cumhuriyet inkılapları sevmek zorunludur, sevmemek “yasak! Peki ama bu “inkılap” dedikleri de ne ola ki?!
1980 Anayasası’nın 174’üncü maddesi “inkılap kanunlarının korunması” başlığını taşır. En genci 1934 tarihli olan sekiz yasayı madde madde sıralar ve der ki: “Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının,Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.” Malum, 1980 Darbesi Cumhuriyet-1923’ün son restorasyonudur ve Cumhuriyet-1923 taraftarları 1980 Anayasası’nın değişmesini, bu inkılap kanunları ortadan kalkacak diye istemez.
Nedir bu maddeler? 1-Tevhidi Tedrisat (eğitim birliği) Kanunu; 2-Şapka İktisâsı (giyme) Hakkında Kanun, 3-Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (kapanması) ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına (yasak ve kaldırılması) Dair Kanun; 4-Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair hükümler; 5-Beynelmilel Erkamın (uluslararası rakamların) Kabulü Hakkında Kanun, 6-Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun; 7-Efendi, Bey, Paşa Gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun, 8-Bazı Kisvelerin (kıyafetlerin) Giyilemeyeceğine Dair Kanun.
Açıkça görülüyor ki, “hala” yürürlükte olan1980 Anayasası 1923 Cumhuriyeti’nin “devrim yasaları”nı bu sekiz yasadan ibaret görüyor ve bu yasaları anayasa koruması altına alıyor. Bugün bu “devrim yasaları”nın bazılarının hiçbir hükmü kalmamış, bazıları ise “antika” yasa değeri kazanmıştır.
“Şapka Devrimi” şapka giymeyi, hem de en başta milletvekilleri ve bürokratlara zorunlu kılar. Var mı şapkalı vekil?! Var mı herkes “fotür şapka, altıgen kasket giysin” diyen Cumhuriyet-1923 devrimcisi? Demek ki Cumhuriyet-1923’ün bu devrimi fiilen yürürlükten kalkmıştır.
En başta Cumhuriyet-1923 generallerinin çiğnediği ve çiğnettiği “…bey, paşa…” gibi ünvanların kullanılmasını yasaklayan “devrim yasası” da geçersizdir. Cumhuriyet ordusunun bile yıllardır yok saydığı bir “devrim yasası”nda ısrarın anlamı olabilir mi?
Tekke ve zaviyeleri yasaklayan kanun, ifade ve örgütlenme hakkına aykırıdır ve Cumhuriyet-1923 inkılap kanunu ile bu hakkın engellenmesi ciddi bir kusurdur. Sivil toplum hayatın her alanında serbestçe örgütlenmesin diyen var mı?
Birlikte yaşayanlarda “nikah” aranmayan bir devirde “imam nikahı”nı yasak kapsamında tutmak gülünç olmaktır. İki tarafın da her iki nikahı birden kıydırması durumunda üçüncü tarafa ne oluyor?
Kıyafet kanunu mu? “Vurun baş örtüsüne” diyerek kadının toplumsal hayata katılmasını engellemekten başka hiçbir “getirisi” olmayan bir “devrimci garabet”! Bu yasa ile hangi erkek giyimi engelleniyor bugün? En başta bu yasayı bir devlet memuru olan diyanet işleri başkanı çiğnemiyor mu?
Aslına bakarsanız Cumhuriyet-1923, toplumun büyük çoğunluğuna kabul ettirildi. Şu yaşadıklarımızı düne kadar hayal bile edemezdiniz: Cumhuriyette benim de hissem var diyen iktidarın barikatlarını, hayır o cumhuriyeti ben kurdum, sana yedirmem diyen Cumhuriyet-1923 devrimcileri şanlı meydan muharebeleriyle yıktı. Cumhuriyetin bir türlü demokratik olamayışını cumhuriyet kadar dert etmemeleri; demokrasisizliği hızla gelişen ve fakat hala “kişi başına milli geliri düşük”(!) ve halkının kültür düzeyi yetersiz olan ülkeler için normal kabul eemelerinden olsa gerek! Sahi niye acaba “demokrasi” uğruna böyle kahramanlıklar yazılmıyor şanlı tarihimize?!
Cumhuriyet’in bir diğer büyük başarısı “resmi tarih” inşasıdır. Buna “tarih yaratıcılığı” da denilebilir. Cumhuriyet “İnkılap Tarihi” diye ayrı bir tarih icat etti ve içini doldurdu. Cumhuriyet kuşakları bu “dolma tarih” ile, İnkılap Tarihi ile büyütüldü, bugünlere getirildi. Aydınlanmış laik de, İslam mümin de, Alevi can da “İnkılap Tarihi”i eğitiminden hisselerine düşeni aldılar. Herkes, kuşkusuz bedenine göre değişik ölçülerde, cumhuriyetçi ve Atatürkçü olarak yetiştirildi. Saf ve temiz cumhuriyetin tarihi Orta Asya’dan getirilen ak kağıtlara yazıldı, bu arada Anadolu’da yaşanan acılar “atlandı”: 1915 Ermeni Soykırımı, 1915-1918 Ortodoks tehciri, İzmir Yangını, nüfus “mübadele”si, Yahudilere edilen eza cefa, 6-7 Eylül barbarlığı... “Hafızası silinmiş” ve fakat eğitimli ve zenginleşen bir ülke olarak yaşamak konusunda, cumhuriyet için kavga edip, demokrasi için yıllardır havanda su döğenler anlayış birliğindeler, farkında mısınız?
Tarihine yabancı toplum ve özellikle bu toplumun okumuşları gerek İslamlaştırma, gerekse Türkleştirme projesini gerçekleştirmek uğruna yaşatılan acılarla yüzleşmekten hep kaçtı. Yüzleşilmeyen her günah gibi bir gün geldi ve ceremesi o günün insanlarına çıktı. “Karda yürürken çıkan ses” teziyle Kürt kelimesinin etimolojisi devlet eliyle ortaya atıldığında, bir avuç kafir-komünist dışında, “Ya Hu, öyle değil” deme cesaretini gösteren pek çıkmadı. En sevgili Kürt muhtereme bile, Said-Kürdi’ye bile, Kürt dememek tercih edildi!...
Hangi düşünce ve inanç mezhebinden olursa olsun, vicdan sahibi herkes Cumhuriyet-1923’ü “eğitimle öğretilen” her bakımdan sorgulamalıdır. Bu sorgular yaşanılmış bütün acılarla yüzleşmeye götürmelidir vicdanları. O zaman uğruna “kayıkçı döğüşleri” yapılan, uğruna barikatlar kurulan, barikatlar yıkılan içi boş bir Cumhuriyet değil, demokrasi ve temel hakların öncelikli değer olduğu barış ve huzur günlerine ulaşılabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2020
20.09.2017
18.07.2017
11.01.2017
16.09.2016
10.01.2016
29.10.2015
10.09.2015
21.04.2015
14.04.2015