Vahap COŞKUN
Türkiye, Cerablus’ta bir askeri harekât yapmadan önce bölge politikası ile ilgili diplomatik bir harekât yaptı. Suriye’de sahada aktif olan üç bölge devleti vardı: Rusya, İran ve Suriye. Rusya ile yaşadığı uçak düşürme krizi, Türkiye’yi sınırların ötesinde adım atamaz bir hale getirmişti. Esad’ın mutlak gitmesini talep eden ve İran ile Suriye’nin sert tepkisiyle karşılanan siyaset de, Türkiye’nin Suriye’de bir askeri operasyona girişmesini imkânsız kılıyordu.
Mayıs 2015’de AKP içinde iktidar değişikliği yaşandı. Başbakanlık makamı Ahmet Davutoğlu’ndan Binali Yıldırım’a geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın isteği üzerine gerçekleşen bu değişiklikle birlikte Türkiye’nin dış politikasında belirgin bir kırılma yaşandı. “Dostları artırmak, düşmanları azaltmak” şeklinde formüle edilen bir politika ile Türkiye, sorun yaşadığı bölge ülkeleriyle arasını hızla düzeltme yoluna gitti.
Bu çerçevede ilk olarak Türkiye’yi bölgedeki gelişmelerden uzak tutan Rusya krizini çözmek için adım atıldı. Rusya’nın istediği özür dilendi ve ilişkiler hızla normal seviyesine dönmeye başladı. İran ile eskisine nazaran daha sıkı bir irtibat kuruldu. Ve Suriye’de tehditler ve öncelikler sıralaması güncellendi. “Esat’sız Suriye” inadından vazgeçildi, Esad’lı bir geçiş döneminin olabileceğini dillendirildi. Suriye’nin kuzeyinden PYD/YPG kontrolünde bir koridorun oluşmasını engellemek kastıyla Suriye’nin toprak bütünlüğüne yapılan vurgu artırıldı. Hatta Türkiye kendini bu toprak bütünlüğünün güvencesi olarak gösterdi. Altı ay içerisinde Suriye ile çok daha müspet bir noktaya gelineceği bizzat Başbakan tarafından deklere edildi.
Cerablus’un önemi
Cerablus’a yapılan askeri harekât bu arka plan üzerinden mümkün olabildi. Her üç devlet, birtakım itirazları olsa da, Türkiye’ye çok büyük tepki göstermediler. Türkiye sınırının hemen dibindeki Cerablus, stratejik olarak iki açıdan önem taşıyor:
- Cerablus, Türkiye-Suriye sınırında IŞİD’ın kontrolü altında bulunan tek bölgeydi ve IŞİD’in başkent ilan ettiği Rakka’dan Türkiye’ye yapılan sızmalarda bir köprü görevi görüyordu.
- Cerablus’un doğusunda PYD/YPG’nin kontrol ettiği Kobani bulunuyor. Dolayısıyla bu ilçenin Türkiye’nin desteklediği ÖSO’nun eline geçmesiyle, PYD/YPG’nin Fırat’ın Batısına geçmesinin önüne set çekilebilirdi.
Stratejik konumuna binaen Türkiye’nin Cerablus operasyonuyla üç amacı gözettiği söylenebilir:
- Sınırları IŞİD’den temizleyerek bu yönden gelecek tehlikeyi asgariye indirmek,
- Suriye’de iç savaşın başladığı günden bu yana savunduğu, 90 km. uzunluğunda ve 40-45 km. derinliğinde bir “Güvenlikli Bölge”ye zemin hazırlamak,
- PYD/YPG’nin Fırat’ın Batısına geçmesini önleyerek sınır hattı boyunca bir PYD/YPG kuşağının oluşması ihtimalini bertaraf etmek.
Cerablus, Suriye’deki dengeleri değiştirdi. Yeni bir oyun kurdu ve buradaki aktörlerin rollerinin yeniden tanımlanması zorunluluğunu doğurdu. Her şeyden önce, Türkiye’nin bir süredir uzaktan seyretmek mecburiyetinde kaldığı oyuna yeniden dönmesini sağladı. Post-İŞID sonrası Suriye’nin tanziminde gerek kendi kimliği ve gerek arkasında durduğu ÖSO ile yer alma niyetini güçlü bir şekilde ilan etti. Türkiye için burada iki olasılıktan bahsetmek mümkün:
Eğer planladığı gibi –adı farklı da olsa- bir güvenli bölge inşa edebilir ve ÖSO ile burada etkin bir performans sergileyebilirse Suriye masasında Türkiye’nin eli kuvvetlenir. Lakin eğer güvenlik bölge çabasında başarısız olur ve ÖSO’dan da beklenen randıman alınmazsa, Türkiye’nin Suriye topraklarında kalma süresi uzayabilir. Bu da Türkiye ile bölge devletleri arasında iplerin tekrar gerilmesine neden olabilir.
PYD/YPG’nin daralan oyun alanı
Türkiye’nin oyun sahasının genişlemesine mukabil PYD/YPG’nin hareket alanın daraldı. Daralma iki yönlü: Bir taraftan, PYD/YPG’nin IŞİD ile etkin bir şekilde mücadele edebilen tek yapı olduğu iddiası çöktü. Türkiye’nin kısa sürede IŞİD’i önemli bir alanın dışına sürüklemesiyle PYD/YPG’ye uluslararası meşruiyet sağlayan bu argüman ciddi bir sorgulamaya tabi tutuldu. Diğer taraftan ise, Türkiye’nin sahaya müdahale etmesiyle birlikte PYD/YPG’nin kantonları birleştirme stratejisinin karşısına aşılması güç bir duvar çıktı. Türkiye izleyici konumundayken, ABD’nin siyasi ve askeri yardımıyla PYD/YPG hızla ilerleme şansı buldu. Ancak Türkiye’nin sahada kendini gösterince –en azından şimdilik- bu şans kayboldu.
Ortaya çıkan bu tablo, aktörler için yeni bir değerlendirme yapmayı kaçınılmaz kılıyor. Türkiye, operasyonun başladığı andan itibaren PYD/YPG’nin mutlaka Fırat’ın doğusuna çekilmesi gerektiğinin, aksi takdirde hedef olacağının altını kararlı bir şekilde çiziyor. Bu durumda PYD/YPG’nin önünde iki yol var:
Biri, Türkiye’nin bu kırmızı çizgisini yok sayıp Batı’ya doğru ilerlemeye devam etmesidir. Nitekim operasyonun ilk günü verilen mesajlar bu yöndeydi. PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, “bataklık” olarak nitelediği Suriye’de Türkiye’nin çok ağır kayıplara uğrayacağını, IŞİD gibi bozguna uğrayacağını yazdı. YPG yöneticileri ise, geri çekilmelerinin söz konusu olamayacağını bildirdi. Eğer bu yol tercih edilirse, hem Suriye’de ve hem de Türkiye’de çatışmalar derinleşir ve yeni boyutlar kazanır.
Diğeri ise, ABD’nin Türkiye’ye taahhüt ettiği üzere PYD/YPG’nin Fırat’ın Doğusuna çekilmesidir. ABD, Suriye’de hem Türkiye, hem ÖSO ve hem de PYD/YPG ile birlikte çalışıyor ve kesinlikle bu üç gücün birbiriyle çatışmasını istemiyor. Zira bu güçler arasında meydana gelebilecek bir çatışmadan en büyük faydayı IŞİD’in devşireceğini düşünüyor. ABD’ye göre mücadelenin odağında IŞİD’in yer almalı ve işbirliği yaptığı bütün güçler birbirleriyle değil bu ortak düşmana karşı savaşmalı.
Siyasi rasyonalite
Siyasi rasyonalite, PYD/YPG’nin Türkiye ile çatışmaya girmekten uzak durmasını gerektiriyor. İki sebepten: Birincisi, PYD/YPG’nin bugüne kadarki kazanımlarının altında ABD ile kurduğu ilişki yatıyor. ABD, IŞİD’e karşı savaşta PYD/YPG’yi bir kara gücü olarak kullanıyor ve ona siyasi ve askeri destek sunuyor. Bu destek olmasaydı, PYD/YPG’nin Suriye coğrafyasında bu derece etkin bir konuma erişemezdi. Fakat eğer PYD/YPG, Türkiye ile çatışmaya girerse ABD’nin bu oyun değiştirici kuvvetini arkasında bulmayacaktır. Nitekim ABD, PYD/YPG ile kurdukları işbirliğinin sınırlı olduğunu ve Fırat’ın Batısına geçmesi halinde onlara herhangi bir destek sunmayacağını en yetkili ağızlardan ifade etti.
İkincisi, Suriye’de savaşmakta olan dört yerel güç var. PYD/YPG, IŞİD, ÖSO ve Esad rejimi. PYD/YPG, kısa bir süre önce rejim güçleriyle şiddetli bir çatışma yaşadı. IŞİD ile zaten sürekli bir savaş halinde. ÖSO’nun ve Suriyeli muhaliflerin de, Esad rejiminin destekçisi olarak gördükleri PYD/YPG’den hoşlanmadıkları bir sır değil. Yani PYD/YPG, Suriye’de kendisi dışındaki sahadaki tüm güçlerle ya çatışıyor, ya da bu güçlerle arasında bir çatışma potansiyeli her zaman varlığını koruyor. Buna bir de Türkiye’nin eklenmesi PYD/YPG açısından durumu daha kötüleştirir. Türkiye ile gireceği bir çatışma, PYD/YPG’nin bugüne kadarki kazanımlarının önemli bir kısmının yitirilmesi sonucunu doğurabilir.
Yeni bir sürecin imkânı
Bu itibarla siyaseten akılcı olan, PYD/YPG’nin bir çatışmaya mahal vermemek için Fırat’ın Doğusuna çekilmelidir. Bu, hem Türkiye ile çatışmanın önünü kapar, hem de IŞİD ile mücadelenin daha sonuç alıcı bir renge bürünmesini sağlar. Ayrıca böyle bir uzlaşma, Türkiye’deki Kürt meselesinin siyasi yola çözümü için bir fırsat kapısı aralayabilir. Siyasetin tekrar devreye girebilmesi için iki anahtar lazım:
Biri, Suriye’de Türkiye ile PYD/YPG ve yani PKK arasında asgari bir mutabakata varılmasıdır. 2013-2015 dönemini kapsayan çözüm süreci, Suriye’deki ihtilaf yüzünden bozuldu. Mevcut durumda Türkiye, Fırat’ın Doğu’su ile Afrin’deki tabloya bir itiraz getirmiyor. Sadece güvenlikli bölgeye dönüştürmek istediği alanda PYD/YPG’nin faaliyet göstermesine müsaade etmeyeceğini belirtiyor. Bu, hem Suriye’de bir uzlaşmayı tetikleyebilir, hem de Türkiye’de yeni bir süreci canlandıracak bir vasatı üretebilir.
Diğer anahtar ise, PKK’nin Türkiye’de mutlak bir ateşkes ilan etmesi ve şiddet yöntemlerini tümden terk etmesidir. Bana göre PKK’nin şiddeti, Türkiye’deki Kürt meselesinin çözümüne hizmet etmediği gibi, Suriye’deki kazanımların muhafaza etmesini de güçleştiriyor.
Bir husus şüpheye yer bırakmayacak kadar açık: Türkiye’de silahlar susmadığı ve bombalar patlamaya devam ettiği müddetçe, ne Suriye’nin kuzeyinde istikrar ve düzen temin edilebilir, ne de Türkiye’deki Kürt meselenin demokratik çözümünü sağlayacak bir süreç başlatılabilir.
* Bu yazı ilk olarak, 07.09.2016’da Independent Turkey’de “A solution in Syria? Turkey and the Kurdish Question” başlığıyla yayınlanmıştır.
http://independentturkey.org/solution-syria-turkey-kurdish-question/
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları


















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025