Yüksel TAŞKIN
HSYK düzenlemesiyle ilgili tartışmalarda AKP’li vekiller, 50 maddelik teklifin Anayasa’ya aykırı olmadığı yönünde oy kullanmışlar. Anlaşılan vekillerimiz, her madde önerisini tek tek okuyarak bu kararı gönül rahatlığıyla vermişler. Çok merak ettiğim bir şey var: Oradaki kaç AKP’li vekilin içinden aslında yanlış bir şey yaptıkları fikri veya en azından tereddüdü geçiyordur?
Sahiden de iddia ettikleri gibi “Millet’in vekilleri” olabilselerdi, böyle kurşun askerler gibi hareket etmezlerdi. Hepimiz biliyoruz ki mevcut siyasal yapıda milletvekilleri liderlerinin işaret ettiği çizgiden sapamazlar. Bunu yaptıkları anda, sadece gelecek seçim listesinden dışlanmakla kalmazlar, iktidarın tüm nimetlerinden de mahrum bırakılırlar.
Başbakan Meclis salonuna girdiğinde, hızla ceketlerini ilikleyip, ateşe koşan pervaneler gibi Başbakan’a doğru hamle yapanlar; ona görünmek isteyenler, kendilerini televizyonda gördüklerinde ne hissederler? Seçmenlerinin onayını alarak Meclis’e gelmeye hak kazanmış vekillerde daha güçlü bir özsaygı olması gerekmez mi?
Lidere bu koşulsuz sadakatin tek açıklaması menfaat beklentisi midir? Örgüt, parti veya cemaat taassubu dediğimiz şey, sadece öz çıkar algısıyla açıklanabilir mi? Erdoğan’ı lise yıllarımızdaki sert, hiç gülmeyen okul müdürlerimizden birisine çok benzetirim. Müdürden korkardık ama bir tebessüm ettiğinde dünyalar bizim olurdu. Sık sık bize yönelen öfkesinin yarattığı kırgınlık, bir tebessümü veya övgüsüyle ortadan kalkardı.
Genellikle muhafazakâr-sağ kesimde, liderle kurulan ilişkide böyle bir yön var. Liderle kurulan bu eşitsiz itaat ilişkisinin ailede öğrenildiğini; okulda, kışlada ve siyasal hayatta güçlendirildiğini söylemeye gerek yok. Ailede öğrenilen bu ataerkil ilişkilerin devlet algısını ve meşruiyetini nasıl belirlediğine dair teoriler de var.
Türkiye Sol’unda lidere sadakatin ciddi sorgulamadan geçirildiği, büyük ölçüde aşıldığı genellemesi yapılabilir. Soğuk Savaş yenilgisi, solda böyle bir eleştiri kültürü yarattı. Bu eleştiri kültürünün aslında çok da yerleşmediği; sorgulanamaz lider yerine sorgulanamaz parti veya örgütün konulduğu da iddia edilebilir. İdeolojinin, inancın gerektirdiği bağımsız ve vicdanlı tavrı, lider veya örgüte itaat nedeniyle ortaya koyamama hâli, Sol’da gerilemekle beraber, Sağ’da büyük ölçüde muhafaza ediliyor.
Necip Fazıl Kısakürek’le ilgili hayranlık dolu izlenimlerini yazanlar, satır aralarında Kısakürek’in ne kadar kaprisli olduğunu da aktarırlar. Kısakürek’in hayranlarının kişiliklerini yok sayan, rencide eden tavrı çok sorun edilmez. Böylece sevilen kişinin kusursuzluğu algısı normalleştirilir.
Bunun üzerine bina edilen sevginin sahici olamayacağı da açık. Birisine kusurlarına rağmen saygı ve sevgi duyabilenler, bu kusurlar çok öne çıktığında eleştirel bir tavır sergileyebilirler. Oysa Sağ’daki yüceltme kültüründe, yücelttiğiniz kişinin kusurlarını ancak ona sırtınızı döndüğünüzde teslim edebilirsiniz. Bu defa da sözkonusu kusurları abartma yoluyla bunu yapmaya soyunursunuz.
Siz lideri terk ettiğiniz için hain sayılırken; size göre de lider, benzer bir sapma içerisine girdiği için terk edilmeyi hak etmiştir. Uzun süre lider tarafından rencide edilenlerin birdenbire çok sert eleştirilere girişmeleri de sıklıkla yaşadığımız bir çelişkidir. Erdoğan’ın da bu kaderi yaşaması şaşırtıcı olmayacak.
Oysa yanlışa, yapıldığı zaman yanlış diyebilmek gerekiyor.
http://www.taraf.com.tr/yuksel-taskin/makale-yanlisa-yanlis-diyememek.htm
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017