Yüksel TAŞKIN
AK Parti, 2010 Referandumundan sonra rejimin vesayetçilik üzerinden oluşturduğu denge ve fren mekanizmalarını yenilgiye uğrattı. Bu mekanizmalar, toplumu değil devleti korumak için tasarlanmıştı.
Bu mekanizmalardan birisi de Cumhurbaşkanlığı makamıydı. Bu makama, seküler Cumhuriyet adına hareket edecek bir şahsın geleceği varsayıldığından ciddi yetkilerle donatılmıştı.
AK Parti birden bire muazzam bir kuvvete kavuştu. Uzun vadede daha güvenli bir konumda olmak ve bir kuruma dönüşebilmek adına yapması gereken, sivil bir anayasa için öncülüktü.
Nitekim 2007’de Ergun Özbudun’un içinde olduğu ekibe ısmarlanan Anayasa, temelde Parlamenter demokrasiyi daha da güçlendiren bir metindi. Orada Başkanlık vurgusu yoktu.
O yoldan gidilseydi, AK Parti belki de Türkiye’nin gördüğü en hegemonik, kalıcı siyasal parti olacaktı. Parti bir kuruma dönüşebilecekti.
Ama bu tercih yapılmadı. Parti, benim “endişe ve fırsatçılık” kavramlarıyla açıkladığım devlet geleneğine yaslanmayı, onu yeniden üretmeyi tercih etti.
Bu bakışa göre devletin veya sistemin istikrarı, temel hak ve özgürlüklerin kırpılmasıyla, toplumun denetim altında tutulmasıyla mümkündür. Oysa toplum eski toplum değildi. Sosyolojik olarak daha da farklılaşmış, iyi kötü siyasal araçlarla kendisini ifade etmeye alışmıştı.
Bu toplum için sanırım kaplan benzetmesini yapabiliriz. AK Parti, çok yanlış zamanda, Kaplan’ın kuyruğunu yakalayıp, onu ehlileştirebileceği yanılgısına kapıldı. 2011’den beri daha da keskinleşen yönetilemezlik krizi bununla ilişkilidir.
Kaplan bu şekilde terbiye edilmeyi reddediyor. O reddettikçe, daha da sert biçimde üzerine gidiliyor.
AK Parti, neden bu tercihe yöneldi sorusunun yanıtları çok uzun. Bana göre en önemlisi, hızla iktisadi, siyasi ve kültürel güç merkezlerini ele geçirerek, eski “seçkinleri” tarihe havale etme hırsına kapılmalarıdır.Buna rahatlıkla “fırsatçılık” diyebiliriz.
Bu tercih bir defa yapıldıktan sonra, toplumun tehdit unsuru olarak algılandığı devlet geleneğine geri dönüş kaçınılmazdır. Çünkü bu tercih, beraberinde bir korkuyu, endişeyi de yeniden üretir: “Varoluşsal güvensizlik.”
Toplumdan veya Kaplan’dan ciddi olarak korkulduğu için, onun kuyruğunu tutmaya, üzerine oturmaya, denetim altına almaya muazzam bir enerji harcanır. Hayat güvenlikçiliğin kısır ve dar penceresinden okunmaya başlanır. İçeride ve dışarıda düşmanlarla, tehditlerle sarılmışızdır.
Bu ortamda daha fazla hürriyet, daha fazla zaaf ve kırılganlık olarak algılanır.
Oysa tam tersi tercih edilebilirdi. Zaten Türkiye siyasetinin gelip gelip dayandığı ve bir türlü aşamadığı yer de burasıdır. Rejimin veya devletin korunması için toplumu denetim altında tutmak, eski paradigmadır ve asla işlemez. Kaplan’ın kuyruğunu yakalarsınız ama asla ehlileştiremezsiniz.
“Devlet aklı” bir türlü yeni bir paradigmaya sıçrayamıyor.
Nedir bu yeni paradigma? Temel hak ve hürriyetleri güçlendirmek, demokratik siyasetin önünü açmak, devleti ve rejimi de kuvvetlendirir. Bu aklın üretilememesinden bahsediyoruz.
İşte Türkiye siyaset sınıfının, yani “seçilmiş seçkinlerin” ve devletluların, yani “seçilmemiş seçkinlerin” bir türlü sıçrayamadıkları paradigma budur.
Belki de onların eski Türkiye’ye yapışıp kalmaları, yeni Türkiye’de bu kadar ayrıcalıklı olamayacaklarıyla ilgili bir endişeye de dayanmaktadır?
Düşünün eski Türkiye’de siyasi iktidar, en çok 15 yılda kendi sermaye sınıfını yaratabilmekteydi. Ama bu temelde eşitsizlik üreten bir tercihtir ve toplumun çoğunluğunun yararına değildir.
Bu da demektir ki, eski Türkiye’yi değiştirme gücü ve iradesi olan yegane güç Kaplan’dır. Toplumun demokratik güçleri, er veya geç, eski Türkiye’nin dar ceketini söküp atacaklar.
Devletin rejimi koruduğu eski Türkiye’den; demokratik sistemin, toplumun inşa ettiği denge ve fren mekanizmalarıyla korunacağı yeni Türkiye’ye geçme zamanı gelmiştir.
16 Nisan’da eski Türkiye’nin en köhnemiş halini bize dayatan bir paketi oylayacağız. Bu paket, 1876’dan beri süregelen temel siyasi meselemize verilebilecek en köhne ve yanlış yanıttır.
Seçimin OHAL’de ve “Hayır”cılar açısından bu kadar eşitsiz koşullarda yapılması, aslında karşımızdakinin eski Türkiye olduğunun açık bir göstergesidir.
Hayır demek, eski Türkiye ısrarına kırmızı kart göstermek, yeni Türkiye’nin kapısını aralamaktır…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.04.2024
15.12.2019
26.07.2019
18.12.2017
27.09.2017
19.09.2017
10.08.2017
27.07.2017
10.07.2017
26.06.2017