Yusuf Ziya DÖGER
Ortak yaşam kültürü, niteliksel olarak birbirinden farklı olan toplumsal kesimler arasında gerçekleşmesi gereken sosyal sözleşmedir. Bu sözleşme bir toplum içerisinde niteliksel farklılıkları bulunan toplumsal kesimlerin bu nitelikleriyle toplumsal yaşam alanına dâhil edilmesidir. Ortak yaşam kültürüyle amaçlanan toplumda gerçekleşmesi mümkün olabilecek çatışma ve eylemlerin minimize edilmesini sağlamaktır.
Ortak yaşam kültüründe toplumda varlığını hissettiren veya hissettiremeyen toplumsal kesimlerin niceliksel durumları dikkate alınarak gerçekleştirilebilir. Oluşturulması amaçlanan yapı karşılıklı kabule dayanan işbirliği olacağından her kesimin kendisi olarak yer aldığı ortaklaşmayı gerektirmektedir.
Cumhuriyet rejimi kuruluş felsefesinde/aşamasında fiili olarak ortak yaşam kültürünü hedeflediğini beyan ederek farklı toplumsal kesimlerce meşruiyeti sağlayarak varlık kazandı. Ancak rejim varlığını kaim kıldıktan sonra ortak yaşam kültürünü ötekileştiren tutum ve davranışlar sergilemeye başladı. Varlık gerekçesini bir tarafa bırakarak bekasına yönelik devamını sağlama düşüncesini öncelemeye başladı. Böylece ortak yaşam kültürü yerine farklılıkları aynı potada tutup eritmeye dayalı güvenlik gerekçesini öne sürerek farklılıkların gereksiz/tehlikeli olduğunu ilan eden anlayışı öncelemeye başladı.
Farklı toplumsal kesimlere mensup bireylerin bu anlayışla yetiştirilmesi için, rejimin acilen ihtiyaç duyduğu en temel şey tornacılığa dayalı eğitim felsefesi idi. Oluşturulan eğitim felsefesi ile faklı toplumsal kesimler yok sayılarak o kesimlerden gelen bireylerin de tornadan geçirilerek kendi varlıklarına yabancılaştırılmasıydı. Ancak yeni devletin üzerinde varlık kazandığı topraklarda yaşayan toplumsal kesimlerin farklılığı bir anlamda bu rejim için avantaj sağlayıcı rol da oynadı.
Tornacı ve tekleştirici anlayışın önemsendiği eğitim sistemiyle zihinlere zerk edilen ötekinin şerliği /kötülüğü idi. Böylece bu şerliğin/kötülüğün yaşam alanından çıkarılması için her yol mubahtır anlayışı eğitim yoluyla bireylere benimsetildi. Dolayısıyla toplumsal yaşam içerisinde farklılığını vurgulama ihtiyacını hisseden ve buna yönelik veri ortaya koyan birey/kesimler doğal olarak diğer kesimlerce şer olarak algılandı.
Tekleştiren tornacı mantaliteye dayanan sistemle yetiştirilen bireylerin zihin dünyası da doğal olarak karmaşa ile karşı karşıya bırakıldı. Tornadan geçirilen bu bireyler içinden geldikleri toplumsal kesimlerin farklılığını ifade etmeye dayanacak eylem ve söylemlerden arındırılarak fabrikasyon mamul ürün biçimine dönüştürüldüler.
Dolayısıyla tornacı eğitim çarklarında öğütülen insanların/bireylerin sosyal olayları doğru analizlerle okumaları pek mümkün görünmüyor. “Dar kalıplara sıkıştırılmış mutlak doğrunun sunulandan farklı olamayacağı ve bunun dışında bir doğrunun olma olasılığı imkân dâhilinde bile olmadığı” algısıyla yetiştirilen bireylerin sosyal farklılıkları keşfetmelerini beklemek safdilliktir.
Ancak süreç içerisinde farklılıklarını bilinç düzeyinde keşfeden bazı bireyler sesli olmasa da sessizce buna itirazlarını yükseltmeye başladılar. Bu itirazları kendisine yöneltilmiş tehlike olarak algılayan sistem, çözümü onları susturma veya yok etme eyleminde buldu. Cumhuriyet rejiminin varlık kazanmasında rol oynayan önemli figürler bile bundan nasiplerine düşeni aldılar. Diğer kesimlerin dayatılan anlayışı benimsememe temayülü göstermeleri ise hiçbir şekilde kabul edilmediği gibi bu tutumları en şiddetli ceza biçimleriyle cezalandırılmaya karşı karşıya bırakıldı.
Bugün toplumda yaşananlar Cumhuriyet rejiminin yeşerttiği bu tohumların verdiği meyvelerin toplanmasıdır. Ki bu öfke ve kine masum çocuklar bile hiçbir vicdani sorumluluk duymadan kurban edilmektedir. Siyasal sistemin oturtmaya çalıştığı anlayış çerçevesinde yetiştirilen nesiller hoşgörü kültüründen yoksun bir şekilde tahammülsüzlüğün her türlüsünü sergilemekte beis görmemekteler. 90 yıllık süreçte olduğu gibi bugün de aynı bakışın geçerliliğiyle karşı karşıyayız.
Seçim sürecinin yaşandığı bugünlerde ülke genelinde HDP üzerinden Kürdlere yöneltilen saldırılar ekilen kin, öfke ve nefret tohumlarının açık göstergeleridir. Aynı zamanda iktidar ile cemaat arasında vuku bulan çatışma aynı/benzer değerlerle dünya algısı oluşturanlar bile bu tahammülsüzlüğün nereye vardığının göstergesi. Benzeri bir durumun Kürdlerin haklarını savunduklarını iddia eden partiler arasında da yaşanması sıkıntının hangi boyutta olduğunu ifade etmektedir.
Gerçi Kürd partileri arasında seçim sürecinde yaşanan gerginlikleri ise ev içi sıkıntı olarak algılıyorum. Evin içinde yaşanan her türlü sorun sonuç itibarıyla evdeki bireylerin aklıselim davranışı ile suhulet ile sonuçlandırılabilir.Ancak evin dışından eve yönelen bir saldırı karşısında birbirleriyle kavgalı olan aile bireyleri anında yekvücut haline gelirler/gelme zorunluluğu hissederler. HDP’ye yönelik batıda gerçekleştirilen saldırıların öfke ve kine yönelik mantık üzerinden okumak gerekir.
Her ne kadar HDP yapılanmasını Kürdlerin Türk soluna peşkeş çekilme amacına yönelik olduğunu düşündüğümden olumlamıyor olsam da saldırıların gerekçesi doğrudan doğruya HDP üzerinden Kürd varlığına yöneltilmesi ve görünür olmasına tahammül edilmediği ile ilgili olduğundan Kürd evinin tümüne yöneltilmiş olarak algılıyorum.
Tam bu noktada şunu vurgulamada bir sakınca görmüyorum; Kürdistan sınırları içerisinde MHP vb. Türk kimliği üzerinden siyaset yapan herhangi bir siyasi oluşuma bu türden sistemli/organize bir saldırının bugüne kadar olduğu vaki değildir. Bu da şunu göstermektedir ki Kürdler tornacı eğitim sistemiyle tam entegre edilip öğütülemedikleri için Türklerden daha müsamahakâr oldukları açığa çıkıyor. Bu konuda yapılan bazı sosyolojik araştırmalar bile bu çıkarımı doğrulamaktadır.
SONUÇ:
Tornacı eğitim sisteminin bireylerde oluşturduğu insani değerlere yönelik zihinsel iğfalin nereye vardığını göstermektedir. Benzer değer sistemleriyle yetişenlerin bile birbirine karşı acımasızlaştığı ve birbirini yok etmeye çalıştığı mantık toplumun hemen hemen her kesiminde görünür biçime ulaşmıştır. Her ne kadar farklı toplumsal kesimlerin dayanakları beslenme kaynakları farklı olsa da aslında aynı değerler etrafında bütünleşerek ortaklaşma her kesim için mümkündür.
Başkasının değerleriyle zihinsel iğfale uğramak yaşamın bizatihi kendisine yönelik her türlü saldırıdan daha kötü bir durumdur. Çünkü kendi varlığına karşı zihinsel dönüşüme yol uğrayan kişi artık kendisi olmaktan çıkarak iğfalcisine dönüşür.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
21.02.2018
13.10.2017
24.09.2017
27.03.2017
27.02.2017
16.02.2017
31.01.2017
28.01.2017
22.01.2017