Yusuf Ziya DÖGER
Bir toplumun tarihin herhangi bir kesitinde kendisine yaşatılan trajik travmalar onun ontolojik varoluşunu tehlike boyutuna vardıracak nitelikte sorunların yaşanmasına yol açar. Aynı zamanda yaşanılan travmalar beraberinde var kalmanın yol ve yöntemlerinde farklılaşmaya doğru gidişi beraberinde getirir. Toplum bu nedenle hem zihinsel hem de pratik anlamda yeni çözüm yolları üreterek var kalmanın rotasını belirlemeye çalışır.
Kürdler, kendilerine yönelik gerçekleştirilen katliam ve trajedilerin saklı olduğu tarihin gizlenmiş sayfalarına dönüp göz attıklarında var kalmanın tarihsel perspektifi ile karşılaşırlar. Aynı zamanda tarihsel sürece ait son iki yüzyıllık direnişlerinde yer alan temel referansları ve bunların dayanaklarını görürler. Bu referans ve dayanaklar süreçteki imha, inkâr ve yok edişi amaçlayan ceberut uygulamalara rağmen nasıl var kalarak bugüne gelindiğini gösteren verilere ulaşmayı mümkün kılar. Ki bu imkânla oluşan veriler aynı anda var kalma mücadelesinin dayandığı azmin toplumsal ve psikolojik izlerine de ulaşmayı sağlar.
Kürdlerin bugün irdelenmeleri gereken temel nokta bu perspektifin ve oluşan toplumsal ve psikolojik izlerin günümüz açısından işlevsel olup olmayacağıdır. Eğer tarihsel oluşan perspektif ve mirasın dayanakları bir toplumun geleceği için gerekli ise hassasiyetle üzerinde durulması gerekir. Ki bu durum geliştirilecek yol haritalarının geleceğe dair taşıyabileceği umudun belirlenmesi için gereklidir. Aynı zamanda bu dayanaklar yaşanmış geçmişin bugün ve gelecek umudu üzerinde oluşturduğu olumsuzluklarında belirlenmesinde anlamlı olacağı muhakkaktır.
Ancak konuyu anlamak açısından öncelikle bu tarihselsürecin Kürdler üzerindeki toplumsal/psikolojik izlerine odaklanmak gerekir. Uzun sürece dayanan travmalar öncelikle insanda biyolojik var kalmayı sağlayacak dayanakların geliştirilmesine yol açar. Bunu sağlamak için de yaşanılan tecrübelere yönelerek kendisi dışında kalanların niyetlerini belirlemeye çalışır. Bu belirleme de aynı zamanda beraberinde hem bireysel hem de toplumsal korunma reflekslerini de geliştiren bir Psikolojik duygu üretir.
Bu Psikolojinin altından çıkacak temel mantık ise kendisi dışında kalan öteki olanlara yönelik itimatsızlığın oluşturduğu niyet okumaya dayalı muhaliflik duygusudur. Bu niyet okumaya dayalı muhaliflik duygusu o kadar öne çıkar ki kendisi dışında kalanları hain ve düşman kategorisinde görmeye iter. İşte bu koşulların ürettiği eylemsel ve düşünsel mantık neredeyse Kürdlere ait örgütsel organizasyonlarda diğerinin niyetini bile sorgulama hakkına sahip olma anlayışına yol açmıştır.
Bu mantık bugün hemen hemen her Kürd ferdinde müzmin muhaliflik tutumunu geliştirerek diğerinden sakınmayı önceleyen duygu oluşturmuştur. Dolayısıyla kendilerini de bu duygudan beslenen karşıtlıkla konumlayarak tanımlar duruma gelmiştir. İşte HEREKETA AZADÎ bu olumsuzluğun toplumsal yapıda açtığı gedikleri kapamayı amaçlayan bir yapılanmadır.HEREKETA AZADÎyapılanmasını oluştururken perspektifini bu trajedilerin alt yapısını oluşturduğu bilinç kırılmasını tamir ederek ortaklaşmaya dayalı geleceğe yürümeyi amaçlar.
Kürdler arasında birlikteliği savunur ama bu birlikteliği benzeşerek aynileşme olarak algılamaz. Bunu asgari müşterekler üzerinden ortaklaşma ve gelecek perspektifine ışık tutacak bir zorunluluk olarak görür. Dolayısıyla kendisini diğerlerinin karşıtlığına değil eksik bıraktığı noktalara yönelterek yapı içerisindeki boşluğu dolduran bir tuğla olarak görmektedir. Ki bunun aynı zamanda her Kürd örgütlenmesinin temel hedefi olması gerektiğine inanır. Kürdistan siyasetinde de HEREKETA AZADÎ kendisini bu noktada bir yapı olarak görerek tanımlamakta ve çalışmalarını yürütmektedir.
Bu nedenle her organizasyonumuz kendisini diğerinin eksik bıraktığı alanı doldurarak konumlandırmalıdır.Eğer bu mantığa evirilebilirsek tarihsel yaşanmışlığın oluşturduğu müzmin muhaliflik duygusundan kurtularak ortak gelecek perspektifine odaklanabiliriz. Ki HEREKETA AZADÎ bu anlamda bölen olmayı değil birleştirici olmayı hedeflemektedir. Dolayısıyla perspektifine Kürdler arası karşıtlık dilini hiçbir şekilde almamayı prensip edinmiştir.
HEREKETA AZADÎ gelenekten beslenen ama muhafazakârlaşmayı (tekleştiren ve aynileştiren mantık) değil toplumsal genetiğe dokunmuş kodlara dayalı anlayışı önemseyen bir yapıdır. Yine bu çerçevede Ehmed-i Xani’nin var etmediği ama olgu olarak var gördüğü Kürdistan’ın Kürdlük üzerinden diriltilmesini temel hedef olarak görmektedir. Pirdenklilik ve pirrenkliliği Kürdistan’ın olmazsa olmazı biçiminde algılayarak her yapıya ve inanca eşit mesafede olmayı kendisine prensip edinmiştir. Ancak Kürdlerin kahir ekseriyetinin Müslüman olduğunu ve bununda genetik kodlara işlenmiş olduğunu kabul ederek siyasetinde bu kesimi önceleyen perspektife sahip olduğunu da deklere etmiştir.
FakatHEREKETA AZADÎ Müslümanlığı ve İslam dinini siyasi çıkarları uğruna heba eden ve bu çerçevede dinin siyasete bürünmüş hali olmayacağını da açıkça ortaya koymaktadır. Ama İslam’ın ve Müslümanlığın bu toplumun mayasına sirayet ettiği bilinciyle hareket edecektir. Buna rağmen çoksesliliğin ve çok renkliliğin dayanağı olan tüm kutsal/dini değerleri kendisine ait bir ton biçiminde algılamaktadır. Aksine HEREKETA AZADÎ, Kürdlerin, kutsal değerlerini yok saymayıp korumayı amaçlayan ve bunu hedefleyerek var olan Kürdistani bir harekettir. Muhafazakârlık alt yapısını bu temel üzerinden görmektedir.HEREKETA AZADÎ ayrıcalığı da buradadır.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Neden Demirtaş ama HDP değil?
29.05.2018 - Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 1
21.02.2018 - ALANSAL EGEMENLİK VE FELAKET SENARYOLARININ YAZARLARI
13.10.2017 - Hewler Mitingi ve Arka Plan Mesajları
24.09.2017 - Referandum mu? Yoksa korku ütopyası mı?
27.03.2017 - İdeolojik Saplantılar ve Parçalanmış Kafalar..
27.02.2017 - Kürdler Hem Sağdan Hem de Soldan Eritildi
16.02.2017 - Aşiretlerin tarihsel dayanağı - 3
31.01.2017 - Aşiretlerin tarihsel dayanağı-2
28.01.2017 - Aşiretlerin tarihsel dayanağı
22.01.2017
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































nihat
Demeki Bu demokrasi denen nemenem Mekke cahilyesindeki müşriklerin kendi elleriyle yatıkları putlara benziyor. karınları tokken önlerine koyup ibadet ediyorlardı. yolda acıkınca taptıkları helvadan putları acımadan yiyorlardı.