Ahmet ALTAN
İnsanoğlunun en çaresiz ve en zavallı olduğu zamanın, kaderinin belirlendiği anla o kaderin gerçekleştiği an arasında geçen zaman olduğuna inanırım.
Sizin için bir karar verilir ama o karar uygulanıncaya kadar siz gelecekten habersiz yaşarsınız.
New York’taki İkiz Kulelerin vurulmasını emredip binlerce masum insanın ölümüne yol açan Usame bin Ladin’in akıbeti dört yıl önce Guantanamo’da bir adamın konuşmasıyla belirlendi.
Adam, Ladin’in çok güvendiği “kuryesinin” kod ismini vermişti.
Amerikalı istihbaratçılar önce o “kod isminin” sahibini aradılar.
Bu epey uzun sürdü.
Sonra onun asıl ismini buldular.
Daha sonra o “kuryenin” peşine düştüler.
İzini keşfettiler.
İzlediler.
Bu “fakir” genç adamın kardeşiyle birlikte Pakistan’ın Abodabad kentinde bir milyon dolarlık bir malikanede yaşadığını öğrendiler.
Kalın ve yüksek duvarlarla çevrili malikanenin telefonu ve interneti yoktu, içerde yaşayanlar çöplerini malikanenin içinde yakıyorlardı.
Orada “önemli” birinin yaşadığına hükmettiler.
Geçtiğimiz ağustos ayında o “önemli” birinin Usame bin Ladin olabileceğini düşünmeye başladılar.
Mart ayında bundan emin oldular.
Mart ayından nisan ayının sonuna kadar Amerikan Başkanı “güvenlik danışmanlarıyla” bu konuda beş ayrı toplantı yaptı.
Nisanın sonunda baskın kararı verdi.
Ladin bütün bu süre içinde ölümün yaklaşmakta olduğunu bilmiyordu.
Her zaman aranan biri olarak hep tehlikede olduğunun elbette farkındaydı ama ölümün kapısına geldiğinden haberdar değildi.
1 mayıs gecesi Amerikan helikopterleri “elit komando birlikleriyle” havalandı.
Pakistan’ın en önemli askerî akademisinin 200 metre ötesinde bulunan malikaneyi bastılar.
Dört yıl önce belirlenen kaderiyle Ladin o anda karşılaştı.
Yanında bulunan oğlu ve taraftarlarıyla birlikte öldürüldü.
Ve, o anda hayatın döngüsü birçok insanın kaderini belirledi.
El Kaide’nin girişeceği “intikam” eylemleri amacına ulaşırsa birçok insan ölecek ve onların ölüm kararı Pakistan’ın adı pek de bilinmeyen bir kentindeki bir baskında verildi.
Hiçbirimiz o insanların kim olacağını şu anda bilmiyoruz.
Birçok siyasinin geleceği de belirlendi o baskın gecesinde.
Baş aşağı giden Obama belki de seçimleri bu sayede yeniden kazanacak.
Karşısına çıkacak Cumhuriyetçi aday seçimi kaybedecek.
Amerikan siyasetinde gerçekleşebilecek olan böyle bir gelişme bütün Amerika’nın olduğu gibi dünyanın da geleceğini etkileyecek.
Müslüman dünya yeni hesaplaşmalara sahne olacak.
Bir kısmı daha radikalleşecek, bir kısmı yeni bir dünyaya ayak uydurmak için hareketlenecek.
Bin Ladin’in ölümünden sonra Ortadoğu’da birçok diktatörün devrilmesi de hızlanacak.
Yeni bir oluşum, belki de tahminlerden daha kanlı bir süreçten geçerek yerine oturacak.
Herkes, hepimiz bu gelişmelerden etkileneceğiz.
Belki olumlu olarak belki olumsuz olarak.
Guantanamo’da bir adam konuşup bir “kod ismi” verdiğinde sadece Usame’nin değil tahmin edilemeyecek kadar çok insanın hayatı değişti.
Bin Ladin bu gerçeği, helikopterler bahçesine inmek için alçalırken öğrendi.
Birçok insan daha sonra öğrenecek.
Hayat böyle bir şey, bir hareket aynı anda tahmin edilmeyecek kadar çok harekete yol açar, büyük siyasi haritalardan, hayatın kılcal damarlarında dolaşan sıradan insanların küçük hayatlarına kadar birçok şey değişir.
Pakistan’ın içlerindeki bir şehirde, bir askerî akademinin hemen ötesinde Ladin’in öldürülmesiyle, birçok insanın geleceği belirlendi.
Ama bütün o çaresizliğimiz ve güçsüzlüğümüzle, kaderin belirlendiği anla kaderin gerçekleştiği an arasındaki dönemi tam bir cehaletle yaşayacağız, geleceği neler hazırladığını bilemeyeceğiz.
Sadece olanları, onların da ancak bir kısmını biliyoruz.
Usame bin Ladin öldü, bildiğimiz bu.
Önceki güne kıyasla şimdi çok daha farklı bir gelecek bekliyor birçok insanı.
O geleceğin ne olduğunu bilen bir tek insan bile yok yeryüzünde.
Bu, insanın zavallılığı.
Bu zavallılıktan bir gelecek yaratmak ise hayatın mucizesi.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları














































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018