Ahmet ALTAN
Tennessee Williams’ın piyeslerine benzer işler yaşıyoruz.
Perde açıldığında herkesin mutlu olduğu, sakin ve huzurlu bir hayatla başlıyoruz, sonra yavaş yavaş aile içindeki bölünmeler, karanlık sırlar, korkular, düşmanlıklar, parçalanmalar ortaya çıkıyor.
Şu anda karşımızda paramparça bir tablo var.
Türkiye’yi şaşkına çeviren bu parçalanma AKP’yi desteklemiş olan kesimin içinde yaşanıyor.
Parçalanan, AKP’nin arkasındaki koalisyon.
Yaşadıklarımızın görünür nedeni, söylenenlere göre KCK sanığı olarak yakalananların epeycesinin MİT ajanı çıkması.
Polis’in ve Yargı’nın, MİT’in KCK’yı denetlemek yerine o örgütü yönlendirip kışkırtmasından kuşkulandığı söyleniyor.
MİT ile KCK arasında kuvvetli bir bağ olduğunu düşündükleri anlatılıyor.
Devletin kirli bir geçmişi var, Kürtlere haklarını vermek yerine onları ezmek politikası devleti çürüttü.
Kürt meselesini çözmeden devleti temizlemek de pek mümkün görünmüyor.
AKP, bu çürümüş devleti değiştirmek, demokrasi ve hukuk temelinde çağdaş bir devlet oluşturmak, bütün vatandaşların haklarına sahip çıkmak vaadiyle iktidara geldi.
Bu yolda önemli adımlar da attı.
Ama yarı yolda durdu.
Yapılabilecek en tehlikeli işi yaptı.
Eski nizam dağıldı, yerine yenisi kurulamadı.
Her şey darmadağın oldu.
Niye?
Sanırım Erdoğan’ın ve çevresinin yanlış bir analizinden kaynaklandı her şey.
Yolun bir yerinde Erdoğangiller, devlete sahip olduklarını, “egemenlere kayıtsız şartsız” bir iktidar sağlayan 12 Eylül rejimini değiştirmek yerine onun avantajlarından yararlanmanın daha akıllıca olduğuna karar verdiler.
“Bu düzeni tümden değiştirmeden bu düzene egemen olmak” hayali ham bir hayaldir.
Türkiye’nin bir devleti yok.
Hukuku yok, demokrasisi yok.
Bu sistemi değiştirmeden, bu sistemin avantajlarına sahip çıkmaya kalktığınızda, ülke korsan gemisine döner, herkes ganimeti paylaşmak için birbirinin gırtlağına yapışır.
“İktidar”, gücü olanın ele geçireceği bir ganimet olur.
Şu andaki durum da benim görebildiğim kadarıyla tam bu.
Çünkü iktidarın, hukuk ve demokrasi tarafından belirlenmiş sınırları yok.
Kim ele geçirirse ülkenin sorgusuz sualsiz egemeni olacak.
Kimse bunu bir başkasına bırakmak istemiyor.
AKP, demokrasi ve hukuka sahip çıktığında hem rakiplerini hizaya sokacak bir alet kullanıyordu, hem de taraftarlarını disiplin içinde tutacak bir çerçeve belirliyordu.
Bu çerçeveden sıkılıp kendi elleriyle çerçeveyi kırınca, kapanın elinde kalacak sahipsiz bir iktidar tahtı çıktı ortaya.
Şimdi herkes o tahtı istiyor.
Hep söylemeye çalışıyorum, AKP’nin on yıllık iktidar tarihine bakın, ne zaman evrensel hukuktan ve demokrasiden yana çıktıysa, ne zaman bu hukukun ve demokrasinin kurallarını ortaya koyan AB’nin kriterlerine uyduysa ülke huzurlu bir hayat buldu, ne zaman bunlardan uzaklaştıysa biz kavga dövüşün içinde kaldık.
AKP tabanı, Erdoğan’ı hukuka, demokrasiye, AB kriterlerine uymaya zorlamazsa, bu kavgalar büyür, daha çok Uludere’ler, MİT kavgaları, korkunç suçlamalar görürüz.
Bunlara bir de kapımıza dayanan Suriye savaşını eklerseniz, ordunun da bir ucundan bu kavgaya bulaşacağını ve işlerin daha karışacağını kestirebilirsiniz.
Uludere’yi aydınlatmayan, MİT’in yasadışı dinlemelerine bir açıklama getirmeyen, gazetecileri izleyen MİT ajanlarının yakalanmasına ses çıkarmayan bir hükümet, suça giden yolu herkese sonuna kadar açar, sadece bizi kurban etmez, şu anda ipuçlarını gördüğümüz gibi kendi başını da kurban sunağına dayar.
AKP iktidarı, “ustalaşmak” ile “pişkinleşmek” arasındaki farkı iyi tartmalı bence, bu olaylar karşısındaki aldırmazlık, ustalığı değil pişkinliği gösteriyor, bu kadar pişerseniz, sizi çıtır çıtır yerler.
Türkiye’yi de, burada yaşayan insanları da, AKP’yi de kurtaracak reçete, hiç kimsenin “sorgusuz sualsiz” efendilik taslayamayacağı, herkesin görevinin ve sorumluluğunun belirlendiği, bütün vatandaşlarının eşit haklara sahip olduğu çağdaş bir düzen kurmaktır.
Bu ülkenin benim görebildiğim tek kurtuluşu budur.
Aksini denemek,12 Eylül rejimini sürdürmeye kalkışmak çok belalı bir çatışmaya sürükler burayı.
Şu anda devlet dağıldı, ortada gerçek bir iktidar da kalmadı.
AKP süratle kendini toparlayıp demokrasiye rotayı çevirmezse, korkarım hayatımızın bundan sonraki dönemini bir korsan gemisinin içindeki ganimet savaşıyla geçiririz.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.05.2020
21.01.2020
6.02.2019
28.11.2019
23.11.2019
11.11.2019
21.03.2020
25.09.2018
19.09.2018
26.08.2018