Alper GÖRMÜŞ
Bir asker için yakın çalışma arkadaşlarının yargılandığı bir davada tanıklık etmenin ne kadar stresli bir pozisyon olduğunu tahmin etmek zor değil.
O nedenle, Hilmi Özkök’ün pozisyonunu “trajik” diye tanımlamıştım; fakat doğrusu Aytaç Yalman’ınki ondan da trajik! Çünkü silah arkadaşları Yalman’ı aynı zamanda kendilerini “gammazlamakla” suçluyorlar. (Levent Ersöz’ün önceki bölümlerde sözünü ettiğim ses kaydında Aytaç Yalman’ı kendilerine “iftira attığı” için değil, onları “gammazladığı” için suçladığının altını çizelim; buradaki ikrarın künhüne varabilmek için bir parçacık dil duygusu yeter.)
Biliyorsunuz, Yalman da 3 ve 10 Kasım tarihli ifadelerinde Hilmi Özkök gibi, 5-7 Mart 2003 tarihlerindeki plan seminerinin aslında bir darbe planı olduğuna dair hiçbir bilgiye sahip olmadığını söyledi; bir parça “disiplin sapması” dışında seminerde bir sorun yoktu.
Yalman’ın tanıklığında benim cevabını merakla beklediğim soru şuydu: Acaba yargı heyeti, gazeteci İsmail Küçükkaya’nın yaklaşık iki yıl önce (o zamanlar Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni) kendisiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından kaleme aldığı manşet haberle ilgili olarak Aytaç Yalman’a soru soracak mıydı?
Mahkeme sordu bu soruyu, zaten sormasaydı çok garip olurdu, çünkü Yalman’ın Küçükkaya’ya söylediği ve 26 Eylül 2012’de Akşam’ın manşetinden yayımlanan o sözler ertesi gün bütün gazetelerde “Yalman darbeyi itiraf etti” vb. başlıklarla yer aldı. Gazetelerin değerlendirmelerinde hiçbir abartma yoktu, çünkü Yalman açıkça darbeyi Hilmi Özkök’ün değil kendisinin önlediğini söylemişti Küçükkaya’ya...
Şimdi önce iki yıl geriye gidip Balyoz’un bir darbe olduğuna dair bu en güçlü “itiraf”ı gözden geçirelim, ardından da Yalman’ın mahkemede o “itiraf”ı hakkında neler söylediğine bakalım...
“Özkök’ün kaç tankı varmış?”
Yalman’la Küçükkaya arasındaki telefon konuşması, Küçükkaya’nın NTV’de katıldığı bir televizyon programında sarf ettiği, “Varsa bir darbe girişimi, Hilmi Özkök'ün önlediğini anlıyorum” sözlerinin ardından gerçekleşmişti. Küçükkaya stüdyoyu terk ettikten sonra Yalman o sözlerinden dolayı kendisine “sitem etmek” istemişti:
“Biraz önce seni NTV'de izledim. Hilmi Özkök için darbeyi önleyen kişi ifadesini kullandın. Aytaç Yalman'ın rolü ne, diye soruldu. Hiçbir şey söylemedin, geçiştirdin.”
Küçükkaya haliyle çok şaşırmıştı, kendi deyişiyle, “bunun arkasından tarihi bir açıklamanın geleceğini hissetmişti.” Nitekim izleyen diyalog bu sezgiyi teyit edecekti:
- Televizyonda ne söylememi beklemiştiniz?
- Diyebilirdin ki; iddianameye göre darbeyi önleyen kişi, Aytaç Yalman'dır. Bunu söylemen yeterliydi. Tek bir cümle...
- Darbe girişimini gerçekten siz mi önlediniz?
- Bilmem, Türk ordusu tek kişi değildir. Tek Genelkurmay Başkanı da değildir. Ucuz kahramanlık kimseye yakışmaz. Türk ordusu demek Kara Kuvvetleri Komutanlığı demektir. Hilmi Paşa'nın kaç tane tankı tüfeği vardı?
- Darbe girişimini siz mi önlediniz?
- Ben öyle demiyorum, iddianame öyle diyor.
- İddianame tam ne diyor?
- Darbeyi Aytaç Yalman önlemiştir, diyor.
Diyalog, Yalman’ın bunları yazılması için söylemediği uyarısı, Küçükkaya’nın yazma ısrarı ve Yalman’ın şu sözleriyle bitiyor:
“Erken öten horozun kafasını keserler; zamanı gelince konuşurum. Bizim de kafamız gitmesin.”
İki yıl sonra gelen yalanlama
“Bu tamamen düzmecedir, yalan haberdir. Ben darbeyi engellememiş olsam ve işlem yapmasam suç işlemiş olurum.”
Yalman, Küçükkaya’nın haberiyle ilgili olarak mahkemede işte yukarıda okuduğunuz iki cümleyi sarf etti. Ardından da, mahkemedeki yalanlama ile iki yıl önceki sözleri karşılaştırarak “Hangisi doğru paşa?” sorusunu soran Akşam gazetesinin haberini yalanladı.
Fakat çok tuhaf bir yalanlamaydı bu... Çünkü haberin Akşam gazetesinde yayımlandığı 26 Eylül 2012’de hiçbir yalanlamada bulunmamış, keza iki yıl boyunca da susmuştu. Fakat ne zaman ki mahkemede o sözlerinin tam tersini söylemiş, bu da iki yıl önceki sözleriyle karşılaştırılarak bir gazeteye manşet olmuş, Aytaç Yalman işte o noktada haberi yalanlamaya karar vermişti...
Şimdi mahkeme büyük bir ihtimalle huzurdaki tanıklığı esas alacak ve hükmünü kurarken bunun üzerinden kuracak. Benim mahkemeye diyeceğim bir şey yok bu noktada, çünkü hukuk için tanıklık, mahkeme heyetinin önünde yapılan şeydir. Benim sözüm, “Adam işte ‘haberim yoktu’ diyor, bunu da mahkeme önünde söylüyor, daha ne kurcalıyorsun” diyenlere, diyebileceklere...
(Bu noktada uzunca bir parantez açma gereği hissediyorum: Ben gazeteciyim, kamusal önemi ve topluma karşı suç niteliği apaçık olan darbecilik gibi bir eylemin somut bir durumda var olup olmadığını tartışırken, kendimi hukukun kabul ettiği ölçülerle sınırlayamam. Tıpkı bu somut örnekte olduğu gibi: Şimdi hukuk Yalman’ın mahkemedeki bu tanıklığına itibar edince, biz de hemen “tamam o zaman, demek ki o işin hakikati öyleymiş” mi demeliyiz?
Ya da mesela yarın ele alacağımız, davada delil olarak kullanılan dijital dokümanların çoğunun imzasız olmasından yola çıkarak, “imzasız belge olmaz, dolayısıyla sanıkları bunlarla suçlayamazsınız” tezine, orduda suç teşkil eden dokümanların zaten imzasız olarak hazırlandığına dair bir teamül olduğunu bilen bir gazeteci olarak itiraz edemeyecek miyim?
Hukuk, bu gerçeğe rağmen dokümanların imzasız olmasını sanıklar lehine yorumlayabilir ve bunları delil olarak kullanmamayı tercih edebilir; benim buna bir sözüm yok. Fakat orduda öyle bir temayülün olduğunu söylemek ve bunu belgeleriyle göstermek bir gazeteci olarak benim yalnız hakkım değil, görevimdir de.)
Yalman’ın eski yaklaşımı
Aytaç Yalman’ın İsmail Küçükkaya’ya yaptığı itiraflar işin zirvesiydi, fakat ondan önce de tıpkı Hilmi Özkök gibi sanıkları ve sanık avukatlarını hiç memnun etmeyen, onları kızdıran bir çizgi izlemişti.
Sonuçta, davanın sonlarına doğru gerek onun gerekse Hilmi Özkök’ün üzerinde o kadar büyük bir baskı oluştu ki, davada tanık olarak çağrılmaları durumunda ne diyecekleri aşağı yukarı belli oldu. Çünkü eski muğlak konuşmalarından uzaklaşmışlar, onun yerini 5-7 Mart’ın bir darbe planı olmadığına dair beyanları almaya başlamıştı.
Son bir not: Acaba yanılıyor olabilir miyim diye Küçükkaya’ya ulaşıp Yalman’ın Küçükkaya’nın haberini daha önce yalanlamadığını teyit etmek istedim, fakat kendisine ulaşamadım. Daha sonra gazeteci Nagehan Alçı’nın köşesinde okudum: Alçı, Küçükkaya ile konuşmuş ve ondan Yalman’ın daha önce haberi kesinlikle yalanlamadığını öğrenmiş. (Milliyet, 18 Kasım 2014).
Yarın ve sonraki gün, başta da dediğim gibi davanın izaha muhtaç, zaaflı noktaları üzerinde durarak bu diziyi bitireceğiz.
Yarın: İmzasız word dokümanları ne anlatıyor?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları













































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025