Alper GÖRMÜŞ
“Türkiye’de siyasetin ‘yetmez ama evet’lerle dolu tarihi” başlıkla son yazımda, siyaset denen şeyin ‘yetmez ama evet’te karşılığını bulan ittifak arayışları olmaksızın yapılamayacağını, Türkiye’nin siyasi tarihinden ‘yetmez ama evet’ örnekleriyle anlatmaya çalıştım.
O yazı, biraz kapalı olduğunu kabul ettiğim ve bu yazıda açmayı vaat ettiğim bir iddiayla sona eriyordu.
Özetlersem; diyordum ki, on yıldır “kahrolsun YAE’ciler”den başka bir şey söylemeyenler, sorsanız, a) 1920’nin başlarında taşıdıkları sınıfsız toplum idealine rağmen o tarihsel momentte sınıf temelli ve milli bir iktidar kurmaya çalışan Kemalistleri destekleyen komünistleri, b) 1945-50 arasında tek parti diktatörlüğüne karşı Demokrat Parti’yi destekleyen sosyalistleri, c) 12 Mart diktatörlüğünü vesayet üzerinden sürdürmek için ite kaka aday olup kendini seçtirmek amacıyla seçim günü parlamento üzerinde savaş uçakları uçurtan generale (kara kuvvetleri komutanı Faruk Gürler) karşı direnen Demirel’i destekleyen sosyalistleri haksız bulmayacaklardır; ki zaten solun tarihindeki bu ittifakları “Kahrolsun YAE”cilik taraftarları hiç sorunsallaştırmadılar.
İşte bunları hatırlattıktan sonra, “biraz kapalı kaldı” dediğim şu iddiayı öne sürmüştüm:
“Yani aslında onlar ‘yetmez ama evet’e ilkesel olarak karşı değiller. (…) Onların ‘yetmez ama evet’çiliğe karşı pozisyonları, öznesine göre; kimin önerisine ‘yetmez ama evet’ denmiş olduğuna göre değişiyor.”
Normal olarak okumakta olduğunuz yazıya bu noktadan devam etmem ve vaat ettiğim gibi bu sorunun cevabını vermeye başlamam gerekiyordu. Fakat iki gün önce tesadüfen karşıma çıkan bir yazı, bu sorunun cevabına geçmeden önce geçen yazımın alt temalarından birini teşkil eden “onlar da sürekli ‘yetmez ama evet’çilik yapıyorlar da farkında değiller” meselesi üzerinde biraz daha durmamı gerektirdi.
Aslında işin bu yanını ilk ele alışım, Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığını Tayyip Erdoğan’a karşı açıkça destekleyen “daha solcu”ların pozisyonu vesilesiyle olmuştu. Şöyle yazmıştım:
“‘CHP dışı sol’ (…) bir anlamda ‘yetmez ama evet’ diyerek onu destekledi. Ne var ki İnce hızla ‘söyleminin adamı’ olmaktan çıkıyor ve bu da bu kesimi zor durumda bırakıyor. Oysa utanacak bir şey yok; demokratik siyaset demokrasiyi geliştirme sözünü verenleri desteklemeyi ve teşvik etmeyi gerektirir. Söz veren sözünde durmazsa, sen de onun arkasında durmazsın. Ne var ki, İnce’yi destekleyen ‘CHP dışı sol’ bir zamanlar AK Parti’nin demokratik adımlarını destekleyenlere kan kusturduğu için kendi kendilerini böyle bir savunma yapma hakkından mahrum etmiş durumdalar.”
Daha sonra, aynı fasıldan Ekrem İmamoğlu’na destek örneği üzerinden konuya yeniden dönmüş, bu ‘yetmez ama evet’ çizgisinin de doğru olduğunu yazmıştım. (“İmamoğlu’na ‘yetmez ama evet’ diyen ‘yetmez ama evet’ düşmanları”, Serbestiyet, 15 Ağustos 2019).
‘Yoksa biz de mi ‘yetmez ama evet’çilik yapıyoruz?”
Ben bu yazıları hep “’Yetmez ama evet’çilik yapıyorlar ama farkında bile değiller” alt metniyle yazıyordum. Fakat iki gün önce karşıma çıkan o yazı meselenin tam da böyle olmadığını gösteriverdi bana. Meğer, onlar da, “Yahu, İnce’ye İmamoğlu’na oy veriyoruz da acaba biz de ‘yetmez ama evet’çilik mi yapmış oluyoruz böylece” diye aralarında tartışmaktaymışlar.
Sözünü ettiğim yazı Gazeteduvar’da çıktı karşıma. Ahmed Saymadi imzalı yazının başlığı şöyle: “Ekrem İmamoğlu solun ikinci ‘Yetmez ama evet’i mi?”
Yazar, bu soruyu şöyle açıyor yazısının başında:
“Geçtiğimiz günlerde 2010 Anayasa Referandumunda tercihini ‘Yetmez ama evet’ yönünde kullanan bir arkadaşım da benzer biçimde, ‘‘Biz o dönem askeri vesayetin geriletilmesi için ‘Yetmez ama evet’ dedik. Siz de bugün AKP’nin geriletilmesi için İmamoğlu’na ‘Yetmez ama evet’ diyorsunuz. Bunlar aynı şey’’ dedi. 2010’da ‘Yetmez ama evet’ diyenlerdeki genel kanaat de sanırım bu yönde.”
Yazar, Ekrem İmamoğlu’nun önce iyi gittiğini, fakat sonraki bazı çıkışlarının tatsız olduğunu ve bunların “gözlerden kaçmadığını” tespit ediyor. Bunlar, şunlarmış:
“YSK kararının açıklanmasının beklendiği gün, Ekrem İmamoğlu’nu Ömer Koç ziyaret etti. İmamoğlu Ramazan Bayramı’ndaki Karadeniz turuna da Koç Holding’in uçağıyla gitti. İmamoğlu her türden sağcıyı anarken 31 Mayıs’ta Gezi’yi anmayı es geçti ama aynı gün Kadir Gecesi’nde katıldığı cami programını canlı yayınladı ve son olarak, Giresun’da Topal Osman’a bağlıyım’’ dedi.
Yani, İmamoğlu’nu destekleyen sosyalist solcular, tıpkı 2010’da ‘yetmez ama evet’ diyen solcular gibi “mahçup olma” ihtimaliyle karşı karşıyaymış. (Ayşe Hür de zaten Birikim’de kaleme aldığı bir yazıda, bu solculara hitaben “’yetmez ama evet’ desinler sesimi keserim’’ demiş.)
E, peki bütün bu benzerliklere karşı durum neymiş? İmamoğlu gerçekten de solun ikinci ‘yetmez ama evet’i miymiş? Tabii ki hayır:
“(…) Dolayısıyla solun Ekrem İmamoğlu’na verdiği taktik desteğin, ‘Yetmez ama evet’ olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Ekrem İmamoğlu’nun durduğu politik zemin sol tarafından bilinmekte olup, verilen desteğin taktiksel olduğu açık.”
Bir izah çabası ikna edici olmaktan bu kadar uzak olabilir. Sizin ‘yetmez ama evet’iniz ‘taktiksel’ fakat başkalarınınki değil. Bu, enfes bir totoloji.
CHP iktidarda olsaydı ve 2010 referandumunu o getirseydi?
“Kahrolsun YAE’cilik” çizgisini bu kadar kof bir savunmaya mecbur bırakan şeyin altında yatanlar, bizi geçen yazının sonunda dile getirdiğim iddiaya yaklaştırıyor: “Aslında onlar ‘yetmez ama evet’e ilkesel olarak karşı değiller. (…) Onların ‘yetmez ama evet’çiliğe karşı pozisyonları, öznesine göre; kimin önerisine ‘yetmez ama evet’ denmiş olduğuna göre değişiyor.”
Evet, bütün hikâye burada düğümleniyor: 1920’lerde Kemalistlere, 1950’lerde Demokrat Parti’ye, 1970’lerde Demirel ve Adalet Partisi’ne ve son yıllarda İnce’ye ve İmamoğlu’na ‘yetmez ama evet’ denebilir, fakat AK Parti’ye hiçbir döneminde, hiçbir zaman, ne yaparsa yapsın ‘yetmez ama evet’ denemez.
Sebep? Sebebe gerek yok. Öyle. Daha doğrusu herkes biliyor sebebini.
Onlara şöyle seslenmek lazım: Açın bir daha okuyun 2010 referandumunun maddelerini (fakat çoğulcu bir Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu mümkün kılan seçim siteminin CHP’nin talebiyle Anayasa Mahkemesi’nde reddedildiğini unutmadan okuyun) ve sorun kendi kendinize: “Bu referandumu CHP getirseydi ‘yetmez ama evet’ der miydim” diye.
Utanmayın, sesli söyleyin, biz de duyalım.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025