Arife KÖSE
Ermeni soykırımının 99. yıldönümü vesilesiyle bir kez daha bu büyük acıyı ve kurbanlarını konuşuyoruz. Üstelik belli ki daha çok konuşmamız gerekecek. Çünkü yüzleşmediğimiz ve hesaplaşmadığımız sürece yeterince konuşmamışız demektir.
Ben bu vesileyle başka bir Ermeni'nin, kendisini Türkçe'nin geliştirilmesine adamış Hagop Martayan'ın hikayesini anlatmak istiyorum size. Onun macerasının 'cumhuriyetin iyi çocuğu olmanın" hiçbir zaman yeterli olmadığını ve Kemalist milliyetçiliğin etno-merkezci yönünün ne kadar güçlü olduğunu göstermesi açısından çarpıcı olduğunu düşünüyorum.
Martayan, 22 Mayıs 1895'de İstanbul Büyükdere'de doğar. Ailesi, ticaretle uğraşan köklü bir Ermeni ailesidir. RobertKolej'de okur. 1. Dünya Savaşı'na katılarak Alman subaylara Türkçe öğretir. Atatürk ile ilk kez Şam'da karşılaşır. Rivayet odur ki Atatürk Latin harfleriyle yazılı ilk Türkçe'yi, Martayan'ın Alman subaylara Türkçe öğretirken kullandığı "Türkçe Gramer" kitabında görür. Türkçe üzerine çalışmalarıyla dikkat çeken Martayan, Birinci Türk Dil Kurultayı'na (1932) katılması için İstanbul'a davet edilir. Ancak vatandaşlıktan çıkarılmıştır, elinde sadece "vatansız" belgesi vardır. Ancak, "Mustafa Kemal'in özel davetlisidir. Gereken kolaylık gösterilsin" ibaresi olan bir belgeyle Türkiye'ye giriş yapabilir.
Martayan, Birinci Türk Dil Kurultayı'nda sunduğu "Türk, Sümer ve Hint Dilleri Arasındaki Rabıtalar" başlıklı bildiride tam da dönemin resmi ideolojisinin ihtiyaçlarına ve Kongre'nin toplanma amacına uygun olarak Türk dilinin kökeni, eski bir kültür dili olduğunun ortaya çıkarılmasını ele alır. Bu kongrede yaptığı çalışmalar çok beğenilince Atatürk'ün atamasıyla Türk Dil Kurumu baş uzmanı olur. Ama böyle bir kurumun baş uzmanı Ermeni olacak değil ya! Atatürk'ün emriyle Hagop Martayan olur Agop Dilaçar. Sonra Agop da kalkar, geriye sadece A. Dilaçar kalır.
"Türkiye Türklerindir"
Martayan, "Türklerin ve Ermenilerin ortak kökenleri" üzerine bir kitap yazmak için İstanbul'a gelir. Türk Tarih Tezi'nin mimarlarından Dr. Reşit Galip, Martayan ile bir toplantı yapar. Bu toplantıya, İstanbul'da yayımlanan günlük Ermeni gazetesi Jamanak (Zaman)'dan bir temsilci de katılır. Dr. Galip, Dilaçar'a, "Antropolojik karşılaştırmalar ve eski çağlara ait bilgilerin ... Ermenilerin Türklerleaynı etnik kökenlere sahip olduğu konusunda hiçbir kuşkuya yer bırakmadığını" anlattıktan sonra, bu kanaatiyle, "Türk vatandaşı olarak ödevlerinin icrası açısından Türkiye'deki Ermenilerin izlemeleri gereken mantıki davranış biçimini yeterince belirttiğine" olan inancını vurgular. Galip'e göre Türk etnisitesi, ülkenin tüm sakinlerini Türklük etrafında birleştirmiştir. Türk vatandaşlığını hak etmek için Türk kültürünün ve dilinin yeterli olduğu önceki zamanların aksine, Türk vatandaşlığının temelini artık etnisite oluşturmalıdır. Bundan dolayı Kemalist Türk milliyetçiliğinin vecizesi "Türkiye Türklerindir" şeklinde olacaktır.
Afet İnan'ın doktora tezi
Agop Dilaçar, 1940'da, Afet İnan'ın doktora tezi olan "Türkiye Halkının Antropolojik Karakterleri ve Türkiye Tarihi – Türk Irkının Vatanı Anadolu (64.000 kişi üzerinde anket)" başlıklı doktora tezinin ilk tanıtımını yapan kişidir. Martayan, bu tez için yazdığı tanıtım yazısında şöyle der:
"Beşer tarihinin siyasal alanında olduğu kadar kültür sahasında dahi bilinmemiş yüksek bir mevki olan Türkler, Atatürk ve İnönü gibi şeflerin başkanlığı altında ulusal ve siyasal davalarını kazandıktan sonra, kültür davaları için de savaşa girmiş bulunuyorlar. Bu davanın başlıca bir maddesini de Türklerin prehistoryasıyla antropolojisi teşkil ediyor. Dava şudur: Garp alimleri bilgisizlik ve etnik prejüjeler (önyargılar) dolayısıyla bilmezlikten gelme yüzünden, Türk tarihini tahrif ettikleri gibi ırk bahsinde de Türkleri, mensup olmadıkları beşer grubuna zorla sokmak istemişlerdir. Birçokları için Türk tarihi Osmanlılarla başlar; Türkler sarı ırktan olup, ancak 11'inci asırda Anadolu'ya girmiş ve orada allophyle – yani ayrı ırktan olan – bir halk kütlesi bulmuşlardır. Bu esassız ve yanlış görüşe karşı, Türk ilmi şu tezi ileri sürmüş bulunuyor. Türk tarihi Osmanlılarla değil, neolitik devirde Orta Asya'da başlar. Anadolu, tarihten önceki zamanlardan beri Türklerin mensup oldukları Alpin ırkla meskundu ve bunlar Orta Asya Türk ana yurdundan gelmişlerdi"
Güneş Dil Teorisi
Güneş Dil Teorisi'nin ortaya atıldığı Üçüncü Türk Dil Kurultayı 24-31 Ağustos 1936 tarihinde İstanbul'da yapıldı. Atatürk tarafından geliştirilen bir dizi iddiaya ve etimolojik sava dayanan bu teoriye göre başlıca tüm dünya dillerinin kökeni Türkçe'ydi. Dünyadaki en eski ırk olan ilk Türkler güneşe tapıyorlardı. Bunlar, yaşam kavramlarını güneş fikrinden edinmişlerdi ve buna dayanan bir dil geliştirmişlerdi. İşte bu Türk Güneş Dili tüm diğer dillerin kökeniydi.
Konferans sırasında bu teorinin başlıca savunucularından biri de Prof. Agop Dilaçar'dı. Dilaçar kongre sırasında yazdığı bir makalede şöyle diyordu: "Bir beşik olan bu toprakların ırkını ve hakim kültürünü araştırma meselesi ele alınmış ve ortaya (...) bu ülkedeki hakim ırkın maddi anavatanının – kültür ve dil bağlamında – brakisefal ırkın Alp kolunun - yani Türklerin – yaşadığı Orta Asya olduğu konulmuştur. Bilimadamlarının Sümer ırkı ve dili ve the mohenco-darolar (Sindhu (İndus) uygarlığı) ile arasında bir bağlantı kurmaya çalıştıkları Orta Asya, sonradan, Ural-Altay grubunun yanı sıra Arap, Davud, Yunan, Kludian, Alman, Ermeni, Hind Avrupa, Hitit, Etrüsk, Hasik, Bantu, Mısır dillerini – dünyadaki tüm dilleri – doğurdu".
Hagop Martayan, bu kurultaylar ışığında, ortaöğretim terimlerinin Türkçeleştirilmesi amacıyla yürütülen çabaların önde gelen adlarından biri oldu. Öte yandan, Dilbilim Terimleri Sözlüğü, Edebiyat ve Söz Sanatları Terimleri Sözlüğü, Matematik Terimleri, Fizik Terimleri, Kimya Terimleri vb. ilk terim ve sözlük ve kılavuzlarının hazırlanmasına büyük katkısı oldu. 1934-1950 yıllarındaki Türkçeyi yabancı terimlerden kurtarma amacıyla yapılan çalışmaları yönlendirenlerden biri de odur. Daha 1932'de gerçekleşen Birinci Türk Dil Kurultayı'nda bu fikri savunmuş ve Türkçe'nin ancak bu şekilde bir uygarlık dili haline gelebileceğini söylemişti.
"Arapça ve Acemcenin dilimize yerleşen kelimelerini dilimizden atmak lazımdır. Yeni dilimizi yaparken birçok kelime çıkarılacaktır. Kalacak kelimeleri de Türkçeleştirmeliyiz. (...) Yeni dilin kurulmasında, her şeyden evvel hangi kelimelerin yeni dilimizin kadrosuna gireceğini, hangilerinin girmeyeceğini tayin etmek lazımdır. Bence ıslahatın ilk safhası budur"
Hagop Martayan'dan A. Dilaçar'a
Peki kendisini Türkçe'nin resmi ideolojisinin gerekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeye adamış, muhtemelen Reşit Galip gibi ırkçıların üzerinde oluşturduğu basınçla Türk ırkının üstünlüğünü kabul etmiş, 'cumhuriyetin iyi çocuğu' Martayan'ın sonu nasıl olur dersiniz?
Martayan, 12 Eylül 1979'da hayatını kaybeder. Vefatını haber veren TRT, bir Ermeni olduğunu gizleyerek kendisini "Adil Dilaçar" olarak sunar. Bir de Şişli'de bir sokağa adı verilir yine Ermeni olduğu gizlenerek; A. Dilaçar sokağı.
Hani diyorlar ya "ah şu Türk olmayanlar daha uslu olsalar biz onları bakın ne çok seveceğiz, oldukları gibi kabul edeceğiz" diye. Yalan! Bu devlet azınlıkları hiçbir zaman, "cumhuriyetin iyi çocukları" olsalar bile istemedi. Onlar için hep tek seçenek vardı; ya yok edilmek ya da yok sayılmak.
Arife Köse
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.02.2018
8.02.2017
15.04.2016
11.04.2016
15.02.2016
5.02.2016
10.01.2016
28.12.2015
8.02.2015
4.02.2015