Arzu YILMAZ
Aslında niyetim, şu son bir aydır Koronavirüs salgını nedeniyle sık sık dile getirilen “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” iddialarından hareketle Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere bir göz atmaktı.
Ancak, hazır dünyada nerede kaç kişinin can verdiği, en az hisse senedi, borsa ya da dolar endeksi kadar takip ediliyorken, hatırlatmadan geçmek içime sinmedi:
Dünyada ortalama her yıl 9 milyon insan AÇLIKTAN ölüyor.
En son verileri kontrol etmek için 7 Nisan 2020 günü saat 19:10’da girdiğim theworldcounts.com sitesinde, an itibariyle, bu yılın bilançosu 2.420.456’ydı. Tam beş dakika sonra, yeniden rakamlara baktığımda sayı çoktan 2.420.548 olmuştu. Yani, yalnızca beş dakika içinde 92 kişi AÇLIKTAN can verdi. Dahası, bugün dünya üzerinde 821 milyon insan kronik açlık tehdidi altında yaşıyor.
Bu tabloda, koronavirüs tehdidine karşı insan hayatını korumak için yapılan ‘dengeli ve iyi beslenme’ tavsiyelerinin, sadece ‘karnı toklar’dan ibaret bir insan hayatı tahayyülünden hareket ettiği açık.
‘Aman ellerinizi sık sık yıkayın’ denilirken, temiz suya erişimi olmayan dünya nüfusunun üçte birinin de, pekala bu korunması için seferberliğe girişilen insan hayatı kategorisine dahil edilmediğini varsayabiliriz. Zira her yıl 1.200.000 insan sadece temiz suya erişemediği için ölüyor, ama koronavirüsün tehdit ettiği ‘insan hayatı’ kadar dikkat çekmiyor.
Bu arada koronavirüsün havadan da bulaştığı gerekçesiyle, ‘Vahşi Batı’ usulü korsanlığa tevessül edecek ölçüde bir maske tedariki yarışına girenlerin, zaten her yıl zehirli hava soluduğu için ölen 7 milyon insanın hayatını ‘insan hayatı’ndan saymadığı anlaşılıyor.
Dolayısıyla, bugün dünyanın her yıl milyonlarca insanın hayatına mal olan küresel sorunlar nedeniyle değil, bu sorunlardan görece muaf bir coğrafyanın da nihayet küresel bir tehdide doğrudan maruz kalması üzerine alarma geçtiğini görmek gerekiyor. ‘Küresel olağanüstü hal’in bir kez koronavirüs salgını Avrupa kıtasına ulaştığında idrak edilmiş olması, bunun en açık göstergesi. Salgının merkezi Asya’yla sınırlı kalsa ya da yoksulluk ve hava kirliliği gibi küresel sorunların en yoğun yaşandığı Afrika ve Ortadoğu olsaydı, acaba dünya bugünkü gibi bir seferberlik içine girer miydi?
Bu sorunun yanıtı aslında ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ iddialarından Ortadoğu’nun payına ne düşebileceğiyle de ilişkili.
Bu çerçevede, sanırım ilk söylenmesi gereken, mevcut uluslararası düzende çözüm adına benimsenen politikaların çoğu zaman sorunun kendisinden daha büyük yıkımlara neden olması. Örneğin, korononavirüs salgınının milyonlarca insanın canını alması ihtimaline karşı alınan önlemlerin, daha şimdiden milyarlarca insan için ekonomik, sosyal ve politik bir ölümü adeta kaçınılmaz hale getirmesi gibi.
Bu hesabı Ortadoğu ölçeğinde yaptığınızda da durum farklı değil. Her şeyden önce, 1950’li yıllardan bu yana Ortadoğu’da hiçbir sorunun barışçıl yollardan çözülemediğini biliyoruz. İsrail-Filistin sorununun geldiği aşama bunun en çarpıcı örneği. Özellikle 11 Eylül sonrası barış adına girişilen savaşlarda ise zorla yerinden edilen 10 milyonun üzerinde insan bir yana, en iyimser tahminle, Afganistan’da 157.000, Irak’ta 308.000, Suriye’de 470.000 insan öldü. Bu arada ‘teröre karşı savaş’ın en son hedefi IŞİD’in 2013-2018 yılları arasında kontrol ettiği alanlarda ve gerçekleştirdiği saldırılarda -savaş alanındaki kayıplar hariç- ölenlerin sayısı 28.442 olurken, IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyonu’nun saldırıları sırasında sadece Suriye’de hayatını kaybeden sivillerin sayısı, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre 3800’ü buldu. Günün sonunda, onca insan kaybına, harcanan trilyon dolarlık kaynağa ve sonu gelmeyen barış planlarına rağmen Afganistan, Irak ve Suriye ya çökmüş ya da yüksek risk taşıyan kırılgan ülke kategorisinde sayılan ilk beş ülke arasında yer alıyor.
Bu sonuca bakarak ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ iddiasının, aslında Ortadoğu için bir umut vaad ettiğini söylemek mümkün. Eğer bazı tartışmalarda öne sürüldüğü gibi koronavirüs sonrasında hiçbir uluslararası aktörün güç mücadelesi (competition of power) sürdürme mecalinin kalmayacağı varsayımından hareket edilecek olursa -ki ABD-Çin ilişkilerinin nasıl seyredeceği bu bağlamda bir gösterge- Ortadoğu’da en azından aşağıdan bir yeniden yapılanmanın önünün açılacağı düşünülebilir. Zira önce Arap Baharı, ardından geçtiğimiz son bir yılda Cezayir, Sudan, Lübnan ve Irak’ta yeniden açığa çıkan toplumların değişim baskısının bugünden sonra daha da artacağını tahmin etmek zor değil. Buna karşılık, Ortadoğu’da iktidarları ayakta tutan ya da belirleyen asıl aktör uluslararası güçlerin geri duracağı öngörüsüne, daha şimdiden içerde kimi zaman rıza kimi zaman zor kullanmak için seferber edilen ekonomik kaynaklarda ciddi bir daralmanın kaçınılmaz olduğu hesabı eklendiğinde, iktidar olma şansının her şeyden çok devlet-toplum arasında bir uzlaşma koşuluna bağlı olacağı da apaçık ortaya çıkacaktır. Böyle bir sonucun kendiliğinden ve çatışmasız elde edileceğini varsaymak tabii ki naiflik olur. Ama iç dinamiklerin belirleyici olacağı bir durumda sözkonusu ülkelerdeki silahlı güçlerin de zaten çoktan bölünmüş ya da politik çıkar odaklı eklektik bir yapıya sahip olduğu göz önüne alındığında bu sonucun dünden daha yüksek bir ihtimal olduğu söylenebilir.
Sanırım bu bağlamda en somut izleği de Irak oluşturacak. Zira bir yıldır, bir yandan sokak gösterileri diğer yandan devam eden hükümet kurma çalışmalarının geldiği aşamada her şeyden önce şu açığa çıktı ki, ABD Irak’ta istediği oyun planını kuramıyor. Irak milliyetçiliğinin yükseltilmesi yoluyla Iraklı Şiileri İran etkisinden uzaklaştırma çabaları, en son Ocak 2020’de Kudüs Gücü lideri Kasım Süleymani ve Iraklı Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin iki numaralı ismi Ebu el-Mühendis’in öldürülmesiyle suya düşmüştü. Ortaya çıkan yeni durumda, İran’ın Irak sahasına müdahale gücü hem bu kayıplar hem de içerde yaşadığı ekonomik ve siyasi sorunlar nedeniyle oldukça azaldı, fakat yine de Irak’ta Amerikan karşıtlığı İran karşıtlığının önüne geçti. Bu arada, zaten muhatap alınacak bir hükümetin kurulamadığı için, ABD’nin Irak’taki askeri varlığı tartışmalı hale gelirken, ABD üsleri ardı ardına saldırılara maruz kaldı. Sonuçta, ABD Irak’ta mevcut beş askeri üssü Irak’a devretme kararı aldı. Bu karar, yaşanan güvenlik ve meşruiyet sorunlarının bir gereği olarak mı alındı, yoksa zaten Suriye’de başlamış olan ABD güçlerinin geri çekilmesi planlamasının bir devamı mıydı bilinmez, ama geldiğimiz aşamada Irak’ta geri adım atan ABD oldu.
En son hükümet kurma görevini ABD desteğiyle aldığı iddia edilen Adnan Zurfi’nin aradığı desteği bulamayarak geri çekilmek zorunda kalması bu sahnenin son perdesi sayılmalı. Zurfi’nin geri çekilmesinde ise Şiilerden tam destek alamamasından daha çok Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ve Sünnilerin isteksizliği etkili oldu. Zira ABD’den gelen baskılara rağmen en başta KBY Zurfi’ye karşı Irak Ulusal İstihbarat Dairesi Başkanı Mustafa Kazimi’yi destekleyeceğini açıkladı. Kazimi’nin Zurfi’den en belirgin farkı, tam da Iraklı göstericilerin talep ettiği gibi hiçbir siyasi partiye üye olmaması. Ama asıl neden, Irak’ta Kürtler de dahil hiçbir politik aktörün artık ABD ipiyle kuyuya inmek istememesi. Aslında bunun ilk işaretini yine KBY, Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından yalnızca Süleymani’yi övmekle kalmayıp, Irak’a dış güçlerin müdahalesine karşı olduğunu vurgulayarak vermişti. Davos’ta gerçekleşen Donald Trump-Neçirvan Barzani görüşmesi sonrasında, her ne kadar IŞİD’e karşı mücadele çerçevesinde ABD askerinin Irak’ta kalmasının gerekliliği dile getirilse de KBY, ABD ile ilişkilerinde denge arayışını sürdürdü. Çünkü deyim yerindeyse ’gözü çarığında’ bir ABD’nin yarın bir gün KBY’yi yalnız bırakmayacağının hiçbir garantisi yok, ki bu hem 2017 Kürdistan referandumu sırasında hem de Suriye Kürdistanı’nda tecrübe edildi. Öte yandan, IŞİD’e Karşı Koalisyon Güçlerinin yerini, en son Koronavirüs nedeniyle yapılan toplantıda misyonunu adeta uluslararası bir lojistik şirketi olarak tanımlayan NATO alırken, ABD’nin İran destekli güçleri gerileteceği ölçüde Irak’ta IŞİD’in önünü açacağı inancı giderek yaygınlık kazandı.
Sonuçta, Irak’ta ABD’nin gücünün zayıflamasına mukabil yerel aktörlerin kendi aralarında bir uzlaşmayı önceleyen pozisyonlar alması, bir şeylerin zaten değişmekte olduğuna işaret ediyor. Eğer koronavirüs sonrasında hiçbir uluslararası aktörün güç mücadelesi sürdürme mecalinin kalmayacağı varsayımları haklı çıkar ve bir hegemonik güç yokluğu belirirse, Ortadoğu’da da pekala ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ denilebilir.
Peki, daha koronavirüs salgını Avrupa ve ABD’de baş gösterdiği ilk günlerde benimsenen ‘Fight Against Coronavirüs’ şiarı, bir büyük jeopolitik kutuplaşmaya malzeme yapılırsa? Her ne kadar bu şiarın öncülü ‘Fight Against ISIS’ sürecinde olduğu gibi ‘düşman’ın kimliğini ve adresini belirlemek bu kez mümkün olmasa da, bu da bir ihtimal. Hatta ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ iddiasının Ortadoğu’ya yansımalarını bu varsayım üzerinden tartışmak için elimizde daha fazla veri var. Zira ABD’nin bugün Afganistan’da Taliban’la anlaşma yapması, İran’a maksimum baskı politikasında ısrar etmesi, Irak ve Suriye’de net bir pozisyon almaktan uzak ‘-mış’ gibi kalma hali Çin’e karşı giriştiği güç mücadelesinden bağımsız düşünülemez. Bu zeminde koronavirüs salgınıyla mücadelede içine düşülen zafiyeti unutturacak yeni bir savaşın çıkmayacağını kimse garanti edemez
Ama koronavirüs sonrası Ortadoğu’ya ilişkin daha somut öngörülerde bulunmak için sanırım hem koronavirüs salgının neden olduğu değişimin hem de ABD’nin dünya siyasetindeki yerinin netleşeceği Kasım 2020 ABD seçimlerini beklemek gerekecek.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.02.2025
1.02.2025
4.12.2024
16.11.2024
16.11.2024
4.05.2020
16.04.2020
15.03.2020
14.02.2020
15.03.2020