Aydın Selcen
Dış politika epeydir, iç siyasetin uzantısına ve oy devşirmeye yönelik bir PR faaliyetine dönüştü. Hariciye de konsolosluk işlerine koşuldu. OHAL gerekçesiyle ülkemizde hak ve özgürlüklerin nasıl kısıtlanabildiği Cumhuriyet Davası ve Büyükada gibi “absürt” vakalarda görülüyor. İşte bunların da dışa bir yansıması olacağı anlaşılmak istenmiyor. Herhangi bir özeleştiri gereği de duyulmuyor. Almanya’yla kriz de diğer tüm konular gibi tek elden, en tepeden yönetilecek. Ceremesini ise yine biz çekeceğiz.
Cumhuriyet gazetesi davası Pazartesi günü nihayet başladı. Kadri Gürsel gibi iyi gazetecilikten başka suç (!) isnat edilemeyecek arkadaşlarımız dokuz ayı bulan esaretlerinden sonra nihayet yargıç yüzü görebildi. O arada, Almanya’ya INTERPOL üzerinden “teröre destek oldukları” gerekçesiyle verilen altı yüz küsur Alman şirketine dair listenin “yanlışlık oldu” denilerek, geri alındığına da tanıklık ettik.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi, sözcüsü Kalın ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da, ülkemizde yargının bağımsız olduğu vurgusuna dayanan açıklamalarda bulundular. Oysa ülkemizin hukuk devleti olma özelliğini geçtim, kanun devleti olduğundan dahi artık söz edilemeyeceği gerçeği gözümüzün önünde. Neden derseniz, ilk paragrafa geri dönebilir, dilerseniz benim de yaptığım gibi, Kadri Gürsel’in savunmasının tam metnini okuyabilirsiniz.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun Alman mevkidaşı Gabriel’i telefonla aradığını ve ikili sorunların medya üzerinden değil diplomatik kanallardan konuşmak konusunda uzlaşmaya varıldığını (ama Ankara’dan) öğrendik. Ayrıca, Başbakan Yıldırım da konu hakkında üslup itibarıyla ender sağduyulu açıklamalardan birini yaptı. Buna karşılık, içerik bakımından o da yalnızca karşı taraftan “FETÖ ve PKK’ya desteğin” kesilmesini talep ediyor. Yani Almanya’nın tüm taleplerine deyim yerindeyse sağır kalıyor.
Alman Dışişleri Bakanı Gabriel, vatandaşı insan hakları savunucusu Steudtner’in ülkemizi henüz ilk ziyaretinde tutuklanması üzerine, tatilini yarıda keserek Berlin’e döndü. Kendi de eski SDP lideri olan Gabriel, iktidardaki koalisyon ortakları Hristiyan Demokratlar’ın ve Sosyal Demokratlar’ın liderleri Şansölye Merkel ile Martin Schulz’la görüştükten sonra bir açıklama yaptı.
Açıklamasında savsaklanan AB üyeliği süreci ve 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne gösterilen cılız tepki bağlamında ülkemizde oluşan haklı hayal kırıklığı bağlamında şimdiye dek Ankara’yla diyalog kanallarının kesilmemesi, köprülerin atılmaması için uğraştıklarının altını çizdi. Almanya’daki Türkiye kökenli yurttaşlara verdikleri değerin altını çizdi. Bu işin tatlı kısmı.
Açıklamanın devamı ise acı. İsim verilmeden Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a demokrasi açısından çok ağır eleştiriler var. NATO’nun sadece bir savunma işbirliği örgütü değil aynı değerleri paylaşan ülkelerin birliği olduğu hatırlatması var. Ardından yaptırımlar sıralanıyor.
Devamındaysa, Alman şirketlerinin ülkemizde yatırım yapmalarının teşvik edilmeyeceği, Hermes ve Avrupa Yatırım Bankası kredilerinin kesilmesi, Gümrük Birliği’nin güçlendirilmesi dahil AB ile tüm ilişkilerin durdurulması, Alman vatandaşlarına güvence verilemeyeceği gerekçesiyle seyahat uyarısı.
Onun hemen öncesinde Dışişleri Bakanlığı Berlin’deki büyükelçimiz Ali Kemal Aydın’ı keza Gabriel’in talimatıyla bakanlığa çağırdı. Çağırmakla kalmadı genellikle olmadığı biçimde, Büyükelçi Aydın’a hangi konuların, hangi tonda iletildiğine dair bir açıklama yaptı. Açıklamanın İngilizce metninde kullanılan ifadeler (“summoned”; “without diplomatic pleasantries”; “we mean business” vb.) diplomasi dilinin oldukça dışında. Sorunların çözümünün mühletli olduğuna dair yapılan vurgu da sert.
Korkarım bu vaka AKP “sistemi” dış politika yönetimine bir uyandırma işlevi gördü. Dışişleri Bakanlığı devasa bir yazmanlığa dönüşür, önemli başkentlerdeki büyükelçilikler mega-başkonsolosluklar olarak yeniden yorumlanırken, 21’inci yüzyılda diplomasinin aksesuar bir sanat olmadığı herhalde anlaşıldı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın’ın telaşı da sanırım bundan. Demek ki Türkiye ölçeğinde, çok boyutlu dış politika sınamalarıyla boğuşan orta sıklet bir ülkenin, ehil büyükelçilere ve saat gibi işleyen bir hariciyeye (halen) ihtiyacı varmış.
Kalın istediği kadar “bize kimse parmak sallayamaz” desin, Daily Sabah’taki yazısı iki cılız sava dayanıyor: Türkiye’de soruşturulan Alman firması yoktur ve tutuklanan “bir” Alman vatandaşının tutuklanması yargıya intikal etmiş konudur.
Bu makaleyi okuduysa Gabriel kahkaha mı atmıştır, acı acı tebessüm mü etmiştir, gözlerini tavana mı dikmiştir bilemeyiz. Zira (girişte de belirttiğim üzere) İçişleri Bakanı Soylu, Alman mevkidaşı De Maziere’i arayarak söz konusu listenin “yanlışlıkla” Alman makamlarına INTERPOL üzerinden ulaştırıldığını ve aynı yoldan geri çekildiğini bildirdi.
Ama Almanlar iki işi birden yaptı bu kez. Önce Almanya’daki din görevlilerimizin yürüttükleri faaliyetleri deşifre ettiler, keza istihbari faaliyet kapsamındaki bazı telefon görüşmelerinin içeriğini sızdırdılar ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın Hamburg’daki G-20 kapsamında Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli yurttaşlara hitap etmesine izin vermediler.
Aynı zamanda Gabriel, iletişim dili olarak Türkçe’yi kullanarak doğrudan, orada yaşayan Türkiye kökenlilere hitap etti ve Almanya’da bizdeki “amiral gemisine” tekabül eden popüler Bild gazetesinde yine bizim çifte vatandaşlara yönelik yazısı çıktı. Yani Berlin, hem Putin’in uçak krizini çözerkenki tutumundan, hem Erdoğan’ın siyaset stilinden kendince gerekli dersleri çıkarmışa benzer.
İlaveten kendi de eski Dışişleri Bakanı olan Cumhurbaşkanı Steinmeier de Almanya’da yaşayan Türkiyelilere seslendi. Kimi gözlemcilerin ileri sürdüğü üzere bu kucaklayıcı çağrının arka yüzünde “başınızı bela sokmayın” uyarısı mı vardı bilinmez. Güçlü Maliye Bakanı Schauble de aynı topa giren bir başka aktör. Bir başka deyişle, Almanya tam takım sahada.
Dış politika epeydir, iç siyasetin uzantısına ve oy devşirmeye yönelik bir PR faaliyetine dönüştü. Hariciye de konsolosluk işlerine koşuldu. OHAL gerekçesiyle ülkemizde hak ve özgürlüklerin nasıl kısıtlanabildiği Cumhuriyet Davası ve Büyükada gibi “absürt” vakalarda görülüyor. İşte bunların da dışa bir yansıması olacağı anlaşılmak istenmiyor. Herhangi bir özeleştiri gereği de duyulmuyor. Almanya’yla kriz de diğer tüm konular gibi tek elden, en tepeden yönetilecek. Ceremesini ise yine biz çekeceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları




















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024