Berrin Sönmez
Sürrealist bir film karesini andıran “mehdinin doğum günü” tablosunu görmüşsünüzdür. Tablo değil tabii ki bir kayıt. Kendisini Mehdi ilan eden Hasan Mezarcı’nın, Noel kutlamasından söz ediyorum. Doğum günü pastası kestiğini sosyal medya hesabından ilan edişi akıldan çıkacak gibi değil. Fakat bu kadarla da sınırlı kalmadı Mezarcı. Kadın voleybol milli takımı hakkındaki tesettür tartışmalarına da girdi. Tesettür, alkol, domuz eti gibi emir ve yasakları kaldırıverdi, mehdiliğinden aldığı güçle. Tıpkı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yöneticilerin ihtiyacı doğrultusunda faiz hükmü vermesi gibi…
Deli gözüyle bakılan veya bilinçli şekilde deliliğe vurmayı seçen Hasan Mezarcı’dan pek farkı kalmadı Diyanet’in. Son faiz fetvası hakkında okuduğum en iyi yazılardan birisi Aydın Tonga’ya ait. Osmanlı’nın para vakıflarından Diyanet’in fetvasına uzanan tarihi arka planı izlediğimiz yazı, konunun bam telini ele almış. “Bugün emekçileri kölelik koşullarında çalıştıranlar, diktiği demir yığınları kadar para kazananlar, halkın büyük bir kesimi yoksulluk içerisinde yaşarken, zenginlikleri ile nam salanlar hâlâ “helal kazanç sahipleri” olarak görülüyor. Çünkü kurulu düzen bunu istiyor. Faizin banka türünü tartışmak ise halka kalıyor.”
Tuhaftır katılım bankacılığı yönetmeliği Resmi Gazete’de yayınlandığı zaman Diyanet’in faiz fetvası kadar büyük bir tepki yaşanmamıştı. Oysa orada da yine Aydın Tonga’nın hoş tespitiyle söylersek “utangaç faiz” usulünü kullanan bankacılık sistemi, yeniden düzenlenmişti. Üstelik hukuki kriterlerle bankacılık etiği yerine bankaların ve çalışanlarının bağlı olacağı kurallar kimi dini referanslara yaslanmış soyut kavramlarla belirlenmişti. Soyut değerlerin kullanılışı, eski usule uymayı, “kitabı dolanma” taktiğini kolaylaştırıyor, büyük ihtimal. Asıl sorunsa laiklik ilkesinin açık ve net biçimde çiğnenmesiydi. 17 yıllık iktidarı süresince AKP laiklik ilkesini en belirgin şekilde bu yönetmelik ile çiğnedi. Yine de yönetmeliğin gündemdeki yeri vahametiyle doğru orantılı olmadı. Muhalefet atıl kaldı.
Çünkü anti laik politik süreç, tıpkı doksanların karanlık yıllarındaki militan laik uygulamaların yol açtığı gibi konuları kendi bağlamında tartışmayı engelliyor. Eskiden yani o militan laiklik günlerinde dine yapılan her atıf devlet düşmanlığı sayılırdı. Şimdi anti laik günlerde hukuki ölçütlere atıf yapılması bile din düşmanlığı sayılıyor. Bu karşıtlık görüntüsünün altındaki büyük benzerlikse her iki dönemde de dinin, devletin emrinde oluşu. Devleti yönetenler Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla dini kontrol ve yönlendirme becerisine her zaman sahipti bu ülkede. Cumhuriyetten önce de böyleydi, günümüzde de böyle. Değişen tek şey rahatsız olanların kimliğiydi. Osmanlı’dan günümüze devletin yönettiği, yönlendirdiği din olgusu, duruma göre bazen dindarları bazen sekülerleri rahatsız etmişti. Halkın, yurttaşın ya da muhalefetin diyelim tepkilerindeki farklılaşma, siyasi hayatımıza egemen olan rövanşizmin temel sebeplerinden. Bir önceki döneme tepkiyle verilen oylar, hükümet edenlerde özgüven patlaması yaratacak düzeye çıktığı ölçüde, bir önceki dönemin tüm uygulamaları ters yüz edilebiliyor. İfrat ve tefrit arasındaki gelgit salınımı belirliyor siyasi yaşamı. Bir zaman gelip normalleşebilir miyiz? Siyasette “normalleşme” kavramının yeri var mı? Bilmiyorum.
Buna karşılık günümüz anti laik politika sürecinden gerçekten rahatsız olan pek çok dindarın da bulunduğu malum. Özellikle hukuk devleti niteliğinin gerçekleşmesi ve demokrasinin güçlenmesinde laikliğin önemini fark eden dindarların oranı yükseliyor diyebilirim.
AKP tabanında da muhalif dindarlar arasında da anti laik uygulamalardan rahatsız olanlar var. Tabii beklentileri doksanların ve öncesinin dini, bireyin vicdanına hapsetmeyi hedefleyen militan laiklik değil. İnanç ve ibadet özgürlüğünü kısıtlamayan, dinin ve dindarın kamusal alanda görünürlüğünü, bireyin temel haklarını yok etmeyen özgürlükçü laiklik, dindarlar arasında giderek artan sayıda, tek çare olarak görülüyor.
Dindarlar arasında da laiklik beklentisinin giderek yükselmesi siyasi yaşama ne kadar etki eder, kestirmek güç. Toplumsal muhalefetin laiklik eksenindeki ortaklaşması ihtimali belirleyici olabilir. Ve muhalefet partilerinin bu toplumsal muhalefetteki ortaklaşmayı ciddiye alarak politika belirlemelerine de, tabii ki… Ancak her halükarda dindarların doksanlara, seksenlere hatta otuzlara, kırklara dönülmeyeceğine ikna olması gerekir. Rövanşizmin egemen olduğu siyasi bilinç, günümüz toplumunun laik düzlemde ortaklaşması ihtimalini yok edebilir de. Tıpkı toplumsal barış ihtimalinin yok edildiği gibi. Tıpkı özgürlükçü anayasa ihtimalinin yok edildiği gibi. Malum hiçbir dönüşüm iktidar eliyle sağlanmaz. Büyük değişimlerde sorumluluk muhalefetin olur hep. Şimdi din-devlet ilişkisinin kadim sorunlarını çözmenin muhalefete düşmesi normal. Çünkü muhalefete düşen iktidarı anayasa çizgisinde dizginlemek olduğu kadar değişim yolunda yeni politika üretmektir. Sadece muhalefet partileri değil gidişten rahatsız olan herkesin, her kesimin sorumluluğu büyük.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025