Cemil ERTEM
Seçimlerden önce, seçim sonuçlarının bilinmemesine de bağlı olarak, Türkiye ekonomisinin iyiye gitmeyeceği propagandasını yapmak isteyenlerin temel tezlerinden biri, “Türkiye ekonomisi için bir iktisat politikası belirsizliği olduğu” idi.
Esasında bu iddiayı hem bizim burada yazdıklarımız hem de ilgili kurumlarımızın defalarca yaptığı açıklamalar çürüttü. Üstüne üstlük AK Parti’nin seçim beyannamesi de iktisat politikaları konusunda öyle kapsayıcı ve ayrıntılı yazılmıştı ki zahmet edip okuyan, orada Türkiye’nin önümüzdeki beş yıl için nasıl bir ekonomi-politikası izleyeceğini bulur.
Ancak özellikle Bakanlar Kurulu'nun açıklanmasından sonra, öyle raporlar ve bunlara bağlı haberler okuyorum ki bu saçmalıklara cevap vermek bile bizim için zül oluyor. Tabii bu saçmalıklar, aynı zamanda, bir cahillik değilse, bir dolandırıcılık hikâyesi de... Çünkü bu raporları yazanlar ve bunları ciddiye alıp da haber yapanlar önce müşterilerini sonra da kamuoyunu yanıltıyor. Bunlara inanan, bunlardan profesyonel hizmet alan kişi ve kurumlar aldatılıyor.
Bunu seçim öncesinde de gördük, bu tür yalanlarla kendi seçmen kitlelerini de kandırdılar.
Yol belli...
Türkiye ekonomisinin bundan sonraki yol haritası için ortada sayısız belge, üretilmiş metin, açıklama var. İlgili kurumlarımızın web sayfalarındaki veriler, açıklamalar, sunumlar ve çalışmalar, en ince ayrıntısına kadar her şeyi açıklıyor.
Türkiye ekonomisinin, önümüzdeki beş yıl için, yolu bellidir. Para ve Maliye Politikası setleri ve amaçları bellidir. Esasında başkanlık sistemine geçmeden çok önce yeni dönemin adımları da atılmaya başlanmıştı. Banka sistemimizi güçlendiren ve mali derinliği sağlayan adımlar seçimlerden çok önce geldi.
Kredi Garanti Sistemi, Alacak Sigortası ve KOBİ’lerin değerlenmesi adımları, son yılların en ciddi reformlarıydı. Öte yandan, piyasaların daha etkin işlemesini sağlamak ve bu bağlamda para politikası tarafında dalgalı kur rejimine devam etmek, maliye politikası tarafında da -bir AK Parti geleneği olan- sağlam bütçe anlayışını ısrarla sürdürmek şimdinin temel çıkış noktalarıdır.
TCMB: Bağımsız ve güçlü..
Ekonomi yönetiminin tek çatıda toplanması, yeni dönemin en büyük avantajlarından biridir. Açıkça söylemek gerekirse, genel olarak, ekonomi birimleri ve uygulamaları arasında -sistem gereği- geçmişte yaşadığımız koordinasyon problemlerini bu yeni dönemde -sistem gereği- yaşamayacağız. Bütün ülke ekonomilerinin en temel problemlerinden biri olan ve bugün de AB krizinin temellendiği yer olan para ve maliye politikaları arasındaki uyumsuzluğu ortadan kaldırıyoruz.
Bu anlamda TCMB’nin enflasyon hedeflemesinin önündeki en büyük engellerden biri kalkmış oluyor. Bu yeni dönemde Merkez Bankası’nın hem hedeflerinde hem de operasyonel karar alma mekanizmalarında çok rahatladığını göreceğiz.
Enflasyonla mücadele...
Türkiye ekonomisinin temel yapısal sorunlarından biri enflasyondur. Enflasyonla mücadele bir refah ve kalkınma sorunu olarak da görülmelidir.
Gelir dağılımının düzelmesi, istikrarlı ve kapsayıcı büyüme, hızlanan enflasyon ortamında yakalayacağımız hedefler değildir. Sürekli yükselen enflasyon, aynı zamanda, yoksuldan zengine, küçükten büyüğe doğru haksız bir gelir aktarım mekanizmasıdır ve bu nedenle de siyasi iradenin tercih edeceği bir şey olamaz.
Bu anlamda şu yanlıştır; “Türkiye enflasyonu göze alarak büyümelidir.” Böyle bir tercih hiçbir siyasetçinin tercihi olamaz. Çünkü teknik olarak da mantıksızdır. Ancak şu da en az yukarıdaki kadar yanlıştır: “Türkiye ekonomisi, dünya ortalamasının altında büyümelidir; Türkiye’nin üretim kapasitesi de bellidir, 'ortalamanın' (bu ortalama neyse) üzerinde büyümek enflasyon ve cari açık oluşturur.” Hayır! Türkiye ekonomisinin üretim imkânları ve yetenekleri yukarı doğru esnektir. Sanayimize yüksek katma değerli üretim için yeterli desteği verirsek ve ihracat bazlı, ara malı ithalatını en aza indiren, teknoloji yoğun bir yeni sanayileşme rotası üzerinden yürürsek, yüksek büyüme, enflasyon ve cari açık olmadan gelir.
Zaten Türkiye’deki enflasyon talep öncelikli olarak katılaşmıyor; üretim tarafında yoğunlaşıp yukarı çıkıyor ve talep tarafına taşındıkça katılaşıyor ve tam böyle yapısal bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye için 'new-deal'
Bu olgu, Türkiye ekonomisi için, aynı zamanda, tarihsel-yapısal bir meseledir.
Türkiye ekonomisinde eskiden hem yokluk hem de hiper-enflasyon ve işsizlik vardı. Yani ekonomi sürekli kriz hali içinde yuvarlanıyordu. Dış borçların her ödenemediği ya da çevrilme tehlikesine girdiği anda, IMF, iç fiyatlarla dış fiyatların eşitlenmesini tavsiye ediyordu (!) Bu da yüksek oranlı bir devalüasyon ve arkasından gelecek zamlarla enflasyon sarmalı idi. Peki, o günlerde hem enflasyon hem de işsizlik neden bir arada vardı; temel ihtiyaç mallarında neden sürekli yokluk halini yaşıyorduk?
Bunu geçen gün Prof. Emre Alkin şöyle anlatıyordu: “O günlerde yokluktan bahsedeceksek, aynı zamanda birkaç aileye teslim edilen varlıktan da bahsetmeliyiz. Varlık birkaç ailenin elindeki holdinglere teslim edilmişti. Piyasa adeta bir oligarşi ya da oligopol ile yönetiliyordu. Saatlerce beklenen kuyrukların sebebi yokluk değil, bu oligarşinin stoklama, kartel ve istismar eğilimi idi. Adeta resmi karaborsa gibi davranmışlardı, dün gibi hatırlıyorum.” Şimdi Emre Hoca’nın bu tespitlerine katılmamak mümkün mü? Peki, biz piyasaları rekabetten uzaklaştırarak oligopollerin fiyatlamasına bugün de bırakırsak, özellikle gıda gibi temel alanlarda, piyasa yanlısı, rekabetçi fiyatlamaya dönük reformları yapmazsak, üreticiyi tekelci stokçuya ezdirirsek enflasyon geriler mi?
İşte burada Türkiye’nin bir new-deal'a ihtiyacı vardır. Her alanda piyasaları rekabetçi çalıştırmaya, yatırım ortamını hızla iyileştirmeye ve teknoloji yoğun sanayiyi desteklemeye dönük kapsamlı reformlara ihtiyacımız vardır.
Burada ekonomiyle ilgili bakanlarımız, bakanlık kadroları ve ilgili kurumlarımız, gerçekten sanayiden ticarete kadar, bu sorunları yaşayan, bilen donanımlı kişiler/kurumlardır.
Bu cümleden olmak üzere, yeni dönem bir devrimdir ama bu devrim ekonomiyle taçlanmazsa geri döner. Böyle olunca, başta enflasyon ve işsizlik olmak üzere, temel yapısal sorunları hızla çözecek kapsamlı bir reform programı, yeni büyüme ve kalkınma yolumuzun ilk başlangıç taşları olarak gündeme gelmelidir.
Zaten, yukarıda da söylediğimiz gibi, bunun adımları, seçimlerden önce, atılmaya başlanmıştı. Şimdi hızlanarak devam edecek. Dışa tam açık, şeffaf bir ekonomi için dalgalı kur rejimi, rekabetçi, giriş ve çıkışların sonsuz serbest olduğu bir piyasa vazgeçilmezdir. Buradan devam edeceğiz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018