Ekrem DUMANLI
Devletin haber ajansı servis etmişti geçenlerde; okuduğunuzda yüreğinizi burkan bir haberdi.
Bir hanımefendi, düğününe bir hafta kala tutuklanan ve müebbet hapse mahkûm edilen nişanlısını hâlâ bekliyormuş. “Sonuna kadar da bekleyeceğim.” gibi şeyler söylüyordu. Etkileyici! Nitekim pek çok internet sitesi bu haberi kullandı. Başbakanlığa bağlı Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü ve TRT bile hikâyeye sahip çıktı. Tâ ki bir başka feryat yükseleceği ana kadar!
Habere çok güçlü bir itiraz yükseliyor Şırnak’tan. Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, devlet ajansına çok ağır eleştiriler getirerek “olayın dramatize edilmesine” isyan ediyor. Diken.com’a konuşan baro başkanı şöyle diyor: “O, nişanlısını bekliyor olabilir ama ya onların öldürdüğü masum insanların aileleri? Aralarında, çocuklarının cenazelerini hâlâ arayanlar var. O aileler de bekliyor, onların durumu ne olacak?”
Bu isyan çığlığını duyunca anlıyorsunuz ki, bahsi geçen örgüt (Hizbullah) 80 kişinin öldürülmesi, 35 kişinin yaralanmasıyla suçlanıyor. Ajans, uzunca yazdığı haberin sadece bir satırında mahkûmun Hizbullah davası ile ilgili olduğunu zikrediyor. Haberde ifade edilmeyen bir başka acı söz konusu: Vahşetle öldürülen, eziyet edilen, işkenceye maruz bırakılan, kendisinden hâlâ haber alınamayan insanlar…
Devlet (ve devletin uzantıları) içinde bir eğilimden söz edilmesinde fayda görüyorum: “Radikal İslamcı gruplar” diye nitelenen örgütlere karşı “fikir akrabalığı”na dair ciddi bilgi ve bulgularla karşı karşıyayız. Tahşiye meselesi öyle mesela. Vaktiyle El Kaide bağlantılı bir örgüt diye operasyon yapılmış ve “Radikal gruplarla mücadele edilmiyor” eleştirisi yönelten Amerika’ya mesaj verilmişti. Sonra birileri oturup Tahşiye davasını tersine çevirdi. Örgüte darbe vurmakla övünen AK Parti bürokrasisi, adamlara ulaşıp “Şikâyetiniz var mı?” diyerek yeni bir dava açtı. Hidayet Karaca, bu yüzden tutuklandı. Güya dizi filmin bir bölümünde Tahşiye geçiyormuş. Tahşiye örgütünün öncülerini pir-u pak tanıtmak için televizyon ekranına çıkardılar ve maksatlarının aksine kaderin tokadını yediler. Örgüt lideri olarak suçlanan kişinin El Kaide sempatisine, Üsame bin Ladin sevgisine canlı yayında şahit oldu insanlar. Bu arada Tahşiye davasına daha üç ay önce hâkim olmuş kişiler atandı ve bu hâkimlerin baktığı ilk duruşmada dosya yetkisizlik kararı verilerek Yargıtay’a gönderildi.
İktidar cephesinin El Kaide, El Nusra, Hizbullah, IŞİD gibi örgütlere karşı ılımlı; hatta tarafgir yaklaşımları kimi zaman gizlenemez hale geliyor. İslam coğrafyasını kana bulayan ve kanlı elleriyle bir İslam imajı oluşturanlara karşı dimdik durulabilseydi insanların kafası bu kadar karışmazdı… Bir Bakan’ın “IŞİD öldürüyor ama işkence etmiyor” diyecek kadar savunma hattı oluşturması AK Parti’deki tavrı yeterince ortaya koyuyor. MİT TIR’ları ile ilgili ortaya atılan bazı iddialardaki “silah yardımı” tezleri bu tavrın alttan alta ne denli güçlü tutulduğunu gözler önüne seriyor. Radikal örgütlerce yapılan kanlı eylemlerin (mesela Sultanahmet’teki karakol bombalaması) üzerine gümbür gümbür gidilmediği de gözden kaçmıyor.
Madalyonun bir de başka yüzü var: onlarca sene içinde yüzlerce kere test edildiği halde silahlı mücadeleye zerre kadar taviz vermemiş cemaatlere karşı takınılan iftiracı tavır, ürkütücü bir seyir takip ediyor. Emirleri altına alamadıkları cemaatlere karşı yürütülen karalama kampanyaları insanî ve İslamî hiçbir değerle izah edilemez. Sabıkalı bazı radikal gruplara karşı iktidar cephesinden empati ve sempati ile yaklaşılırken, silahlı mücadeleye ve illegal faaliyete zerre kadar yüz vermemiş ve barışçı söylemi asla terk etmemiş cemaatlere (özellikle de Fethullah Gülen Hocaefendi’ye ve sevenlerine) terör örgütü muamelesi yapmak, büyük bir zulüm değil de nedir?
Terörist olmayana terör suçlaması yapmak da bir çeşit terör estirmektir. Üstelik aynı zihniyet, terörden beslenen örgütlere sivil toplum örgütü muamelesi yapıyor kimi zaman. Aklını kaybetmiş, vicdanını yitirmiş, ahireti unutmuş herkese hatırlatmak lazım ki her müfteri, kendi iftirasının altında ezilmeye mahkûmdur. Nasıl sineğin uzun süre kartal gibi görünmesi mümkün değilse; kartalın sinekmiş gibi kendini lanse etmesi mümkün değil. Var gücüyle “Terörist Müslüman olamaz; Müslüman da terörist olamaz” diye haykıramayanlar! Sizdeki bu terör merakı ve masum vatandaşa karşı duyduğunuz kuyruk acısı olduğu müddetçe tarihin hakemliğinden yakanızı kurtaramayacaksınız.
Defterini dürmek
Yakın zamanda AYM'den başkan sıfatıyla emekli olan Haşim Kılıç, gayet net konuşmuş ve demiş ki: “Sulh ceza hâkimlikleri Anayasa'ya aykırı.” Gerekçesini de çok net ifade ediyor Başkan. Sulh ceza hâkimlerinden birinin verdiği karara itiraz yine aynı mahkemenin sıralı hâkimlerine yapılıyor. Bu sistemin Anayasa'ya aykırı olduğunu bilmek için AYM başkanı olmanız gerekmiyor aslında. Çok açık ve net bir durum söz konusu olduğu halde AYM üyelerinin çoğunluğu anayasaya uygun diyorsa hak, hukuk, adalet yerle bir olmuyor mu?
Kaldı ki bu mahkemeler kurulurken Tayyip Erdoğan “Taşları döşüyoruz” demekten çekinmemiş, “Tabiî hâkimlik” ilkesinin askıya alınmasını önemsememiş ve özel bir mahkemenin sonradan ihdas edilerek bir kitleye karşı bir linç kampanyası düzenleyeceğine dair endişeleri dikkate almamıştı. Yani? Var olan mahkemeler ve hâkimler bir kenara itilerek yeni mahkemeler kurulmuş, yeni hâkim ve savcılar atanmış “paralel yapı” adıyla uydurulan kuyruklu bir yalan doğrultusunda insanlar yargılandı, yargılanıyor...
Vaktiyle İstiklâl Mahkemesi'nin sebep olduğu mağduriyetler üzerinden edebiyat parçalayan ve mazlumlar üzerine destanlar yazanlar, aynı metotla masum insanları mahkeme karşısına çıkarmaktadır. Tabii ki tarih bir gün bu mahkemelerin kurucu zihniyetini, uygulayıcı motivasyonunu enine boyuna değerlendirecek, bazı kişileri mazlum deyip bağrına basacak; bazılarına da zalim deyip tam alnının ortasına o sıfatı yafta diye asacak… Bekleyip göreceğiz…
Hafta içinde BBP Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır, çok mühim bir ifşaatta bulundu. Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimi için partilerinin genel merkezine geldiğini naklederek, Erdoğan'ın “Cemaat” hakkında şöyle dediğini açıkladı: “Sulh ceza mahkemeleri ile ilgili düzenleme yaptık. Şu an Abdullah Bey'in (Gül) önünde. Bir hafta, 10 gün içinde kanun çıktığında bunların (Cemaat'in) defterini düreceğim.”
Tarihe tanıklık bu olsa gerek! Erdoğan'ın “Hayır öyle demedim” şeklinde bir açıklama yapması beklenir. Değilse, sulh ceza hâkimlikleri hakkında bütün tereddütler şahitler vasıtasıyla vesikalı hale gelmiş ve bu mahkemelerde görev yapan bütün hâkimlerin zan altında olmasının somut bir gerekçesi ortaya çıkmıştır.
Üstelik görünen o ki sulh ceza hâkimleri üzerinde çok ağır bir baskı bulunmakta. Mesela bu mahkemelerin proje olduğunu ve adalete uygun bulmadığını söyleyen Sulh Ceza Hâkimi Kemal Karanfil, sürgün edildi. İstanbul'da 6 olan sulh ceza hâkimlikleri 10'a çıkarıldı; 7. Sulh Ceza Hâkimliği'ne atanan Çiğdem Yılmaz, görevi kabul etmedi. Onca ikna çalışmasına rağmen görevi geri çeviren Çiğdem Hanım'ın yerine amaca uygun isim bulunamayınca 7. Sulh Ceza Hâkimliği geçici olarak kapatıldı. 4. Sulh Ceza Hâkimi Recep Uyanık'ın da ayrılma arzusuna olumlu cevap verilmediği basına yansıdı. Yargı mensupları “Ne günlere kaldık” deyip hayıflanıyordur herhalde.
Bir de muktedir zihniyetin buyruğu kabul edip önündeki dosyaya göre hareket eden hâkimlere karşı takınılan kaba bir tavır var: Türkiye'nin değişik yerlerinde emredildiği (en azından yönlendirildiği) gibi karar vermeyen yargı mensuplarının görev yerleri değiştiriliyor. HSYK hâkimlik/savcılık mesleğini yerle bir eden bu yanlış uygulamalara karşı en küçük bir irade ortaya koyamıyor. “Neyin bedelini ödüyorsunuz ki meslektaşlarınıza sahip çıkmıyorsunuz?” diye soran yok. Maalesef hiçbir dönemde yargı mensupları bu kadar hırpalanmadı, imaj kaybetmedi. Şu anki verilen fotoğraf, (maalesef) parti yargısının inşa edildiğini ve adaletin rafa kaldırıldığını ortaya koyuyor. Böyle giderse defteri dürülen, toplumsal kitleler değil; adaletin ta kendisi olur ve bu ağır sorumluluk Türkiye'mize ciddi zarar verir…
Herkesin şu sosyolojik gerçeği bilmesinde fayda var: Yargı yoluyla sosyal hareketlerin defteri dürülemez. Sosyal gerçekliği olan ve gönüllülük esasına dayanan barışçı bir harekete yargı eliyle tuzak kurmak, tarihin affetmeyeceği korkunç bir hatadır...
Bu yasa çıkarsa...
Son torba yasa sayesinde “Banka battı” diye yazmanın artık suç olmaktan çıkarılacağı söyleniyor. Maksat belli: Bank Asya konusunda iftiraya varacak şekilde ileri geri konuşanlar ve onlara o malzemeyi verenler suç işledi; şimdi o suçtan hesaba çekileceklerini ve hesap veremeyeceklerini düşünüyor. Aslında Bank Asya konusunda suç işleyenlerin yakayı kurtarmaları artık çok zor. Suç devam ettikçe kanun da kurtaramaz onları.
Bence bu yasa çıksın ve bankalar hakkında ekonomiyi sarsacak haber yapılmasına izin verilsin. İşte o zaman görmek gerekiyor onca zulme karşı sessiz kalan bazı bankaları. Tabii bir de karmaşık ilişkiler içinde faaliyet gösteren bazı kamu bankalarının akıbetine bakmak gerekecek. Onlar kendilerini nasıl kurtaracak hep beraber onu da görelim. Her konuşmasında evrensel hukuk vurgusu yapan Bakan Ali Babacan bile muhtemel tehlikeyi hesap edemiyorsa bırakın yasa aynen öyle çıksın. Sonra herkes hesabını kamuoyu huzurunda versin.
Zaten bankacılık sistemi hukuk dışı bu hoyratlık yüzünden eriyor. Citigroup Türkiye'den çıktı. HSBC ülkeyi terk etmek üzere. Kamu bankalarının feci durumunu anlamak için New York'taki önemli bir kamu bankasının işlemlerinin neden aylardır durdurulduğunu, başka ülkelerin de içinde olduğu skandal iddiaları kamuoyu da bilsin. Haydi hükümet, sıkıysa torba yasayla, “banka battı/batıyor” haberlerini suç olmaktan çıkar. Çıkar ki herkesin boyu posu belli olsun... Ya da bu çılgın projeden vazgeç ki BDDK, TMSF, yandaş medya hesap versin…

Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015