Ekrem DUMANLI
“Elazığ'a vardığımız zaman (Mahkeme Reisi) yanımıza geldi. Hoşça hasbihal ettikten sonra: ‘… Bakınız arkadaşlar… Ben vicdanımı Ankara'ya sattım. Bana as derlerse asarım, bırak derlerse bırakırım, bu sebeple siz Ankara'ya başvurup işinizi halletmeye bakın. Darılmaca yok…' demişti.”
Bu feci hadiseyi Suphi Nuri İleri anlatıyor; diğer tutuklu gazeteciler de teyit ediyor. Bahsi geçen Mahkeme Başkanı Mazhar Müfit Bey, Mustafa Kemal'in ısrarı neticesinde (biraz da korkusundan) tercihini Anadolu Hükümeti'nden yana kullanmıştı. Ve şimdi o çekingen adam, Milli Mücadele'nin önde gelen şahsiyetlerini yargılıyor, bazı sanıklar için idam cezası veriyordu.
İstiklal Mahkemeleri siyasî bir tasfiye aracına dönüşünce yargıdaki keyfîlik akıl almaz boyutlara ulaşmıştı. Zaten olağanüstü bir dönemden geçiliyordu. Özellikle Ankara İstiklal Mahkemesi'nin şımarık ve küstah cezaları dilden dile dolaşıyordu.
Farklı fikirlere mensup gazetecilerin duruşmaları gergin geçiyordu. İsmail Müştak Bey tecrübesini vesile ederek Ahmet Emin Yalman, Eşref Edip, Sadri Ethem ve Ahmet Şükrü'yü sessiz sedasız topladı: “Bizi asmak için bir falso yapmamızı istiyorlar. Gözlerinin üzerinde olduğu kimse Velid Ebuzziya Bey…” dedi. Gerçekten de Velid Bey gözünü daldan budaktan esirgemeyen bir gazeteciydi. İsmail Müştak, o gece bir başka noktaya dikkat çekti. Birkaç gün önce mahkemede Sadri Ethem, Eşref Edip'i göstermiş ve “Bu zâtla nasıl aynı suçla itham edilebilirim, ben onların fikirleriyle senelerdir mücadele ediyorum” diyerek ağlamıştı. İşte İsmail Müştak bunu hatırlatarak çok önemli bir uyarıda bulundu: “Sizler bizi asacak veya salıverecek kimselerin fikirle meşgul mü olacağını sanıyorsunuz?..”
Doğru söylüyordu. Maksat fikirler değildi. Ülkenin tamamını korkutmak için seferber olmuştu yargı bürokrasisi. Tabii ki korkan da olmuştu, kalemini iktidarın emrine teslim eden de. Lakin boyun eğmek çare değildi.
Suphi İleri Bey'in anlattığına göre: İdama nezaret eden bir adam vardı, haşin vazifesini bitirdikten sonra oturur tavla oynardı. İşte bu adam sık sık tutuklanan gazetecilerin yanına gelir, özellikle Velid Ebuzziya Bey'e dikkatli bir şekilde uzun süre bakardı. Velid Bey bu, korkar mı? Birkaç kez gülerek seslenmiş meslektaşlarına “Çocuklar! Bizimki yine geldi, boynumun ölçüsünü alıyor!”

Haziran 1925'te Elazığ Şark İstiklal Mahkemesi'ne tutuklanarak Şeyh Sait isyanı bahene edilerek çıkarılan muhalif gazeteciler: 1- İsmail Müştak Mayakon (İstiklal Gazetesi), 2-Sadri Ethem Ertem (Son Telgraf), 3-Ahmet Şükrü Esmer (Vatan), 4-Eşref Edip Ferman (Sebilürreşad), 5- Ahmet Emin Yalman (Vatan), 6- Velit Ebuzziya (Tasvir-i Efkar), 7- Suphi Nuri ileri (Son Telgraf), 8-Abdulkadir Kemali Öğütçü (Tok Söz-Adana) 9-Güzdüz Nadir (Soyha Gazetesi-Adana), 10-Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu (Son Telgraf)
“Akıbetin belli: Asılacaksın!”
Mahkeme üyelerinden Ali Saip Bey sanıklardan nefret ediyor, daha yargılanma yapılmadan onları suçlu görüyordu. Ahmet Emin Yalman'a ayrı bir husumeti vardı mesela. İddiasına göre Yalman'ın başyazarlık yaptığı gazete çirkin bir fotoğrafını basarak kendisini küçük düşürmüştü. Ve sıra Saip Bey'de idi. Kısa bir süre çocuğu dünyaya gelecek olanYalman'ın yanına gelerek: “Üzülmene gerek yok. Akıbetin belli: Asılacaksın… Bu çok basit bir şeydir. Boynuna ilmek halinde ip takarlar. İpi çekerler. Bundan sonra hiçbir şey duymazsın. Görüyorsun ya, bu diş çektirmekten daha kolay ve rahat bir şey…”
Bu ne ilk iğnelemesiydi Saip Bey'in ne de son. “Duydum ki bebek bekliyormuşsun. Haberin olsun, ömrün vefa ederse 20 yaşına kadar çocuğunu göremezsin.” diyen de odur, “Baban da gazeteciymiş. Mahkeme suç ortağı olarak onu da çağıracak.” diyen de. Bir keresinde, “Sen dürzü müsün?” diye sual etmiş, bir defasında da “Kedinin kaç ayağı var?” diyerek sanığı aşağılamıştı.
Bak şu kaderin cilvesine! Aradan altı yıl geçer, artık gazeteciler serbest bırakılır, Mustafa Kemal'e düzenlenen bir suikast planında yer aldığı suçlamasıyla Ali Saip Bey hapse girmiştir, İstiklal Mahkemeleri'nde idamla yargılanmaktadır.
Yargı mensupları arasında bir insicam yoktu zaten. Liyakat de esas alınmıyordu. Bu uyumsuz hâkim ve savcıların birleştiği tek bir nokta vardı: Ankara'yı memnun etmek terfien bir makama ulaşmak. Bu amaç uğruna yapmayacakları zulüm yoktu.
Kim hain? kim kahraman?
Mesela gazetecilerin topyekûn tutuklanmasını talep eden Savcı Ahmet Süreyya Bey, bir dönem Balıkesir milletvekili olduğu için maznunlar tarafından da iyi bilinen bir adamdı. Abartılı konuşmayı, övünmeyi seven bir adam diye bilinirdi, “ihtirası” ile tanınırdı. Mustafa Kemal'in aleyhine konuşarak şöhret kazanmış bu kişi daha sonra İsmet Paşa'ya yaklaşarak savcılığa getirilmişti.
Gazeteciler Elazığ hapishanesine getirilmeden Süreyya Bey tevkif müzekkeresini imzalayıp hemen oradan ayrılmıştı. Onun yerine gelen Avni Bey, açılan davanın çürük olduğunu anlamış; ama renk vermeyerek duruşmanın sonunu beklemişti.
Avni Bey, hatıralarında İstiklal Mahkemesi heyetinin ne kadar uyumsuz fertlerden oluştuğunu anlatıyor. Elazığ için yola çıkan mahkeme heyetinin nasıl protokol krizi yaşadığını hatta meselenin küfür ve atışmalara kadar tırmandığını naklediyor ve diyor ki: “Herkesin kendine göre bir politikası, kendine göre bir hukuk anlayışı vardı. Hâkimler karar için bir odada toplandıklarında sık sık görüş ayrılıkları kendini gösterir, kavgalar başlar, bazen tabancalar çekilirdi.”
Ortada hak-hukuk yoktu ki! İnsaf, vicdan da kalmamıştı. Ankara'dan bütün muhaliflerin susturulması emrediliyor, hâkim ve savcılar da çadır tiyatrosuna benzeyen davalarda rollerini yerine getirmeye çalışıyordu. Düşünebiliyor musunuz; mahkeme üyesi Hâkim Ali Saip, idam cezası verdiği kişileri artık sayamadığını söyleyip övünüyor ve her fırsatta şöyle diyordu: “Ben Mustafa Kemal'in tek bir kılı için yüz bin darağacı dikerim.” İşte bu hâkim, bir gün “Atatürk'e karşı kökü dışarılarda düzenlenmiş bir suikast” ithamıyla tutuklandı. Oysa o dönemde milletvekiliydi. Önce dokunulmazlığı kaldırıldı sonra tevkif edildi. Dokunulmazlığının kaldırılmasını Meclis kürsüsüne gelerek kim teklif etmişti biliyor musunuz? İsmet Paşa.
Siyaset ve hukuk iç içe girince kimin “hain”, kimin “kahraman” ilan edileceği ve hangi zulmün kime reva görüleceği asla bilinemez.
1925'te Elazığ hapishanesinde tutulan saygın gazeteciler tabii ki defalarca rencide edildi; ama düzmece davaların sonsuza kadar sürdürülmesi mümkün değildi. Avni Doğan (savcı), hatıralarında (Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası/Dünya Yayınları) diyor ki: “Şeyh Said'in gazete muharrirlerinin birer birer isimlerini söyleyerek yaptığı isnadın iç yüzünü sıkı bir tetkikten sonra öğrenmiş bulunuyordum. Şeyh Said'in gazeteciler hakkında yaptığı beyanat, kendi fikir ve kanaatinden doğmuş değildi. Ona telkin yapılmış, muayyen isimler verilerek bunları itham ederse cezasının hafifletileceği vaat edilmişti.”
Hukuk işlemezse...
Yani? Davanın sonradan atanan ve otuzlu yaşlarda olduğu için en genç mahkeme üyesi olan savcısı Avni Bey diyor ki; “Dava düzmece, ifadeler uydurmacaydı.”
Gazeteciler uzun bir zulüm döneminden sonra serbest bırakıldı. Ne var ki siyasî atmosferdeki boğucu hava devam ediyordu. Serbest kaldıktan sonra İsmail Müştak, Ahmet Emin Yalman ve Suphi İleri Ankara'ya gitti. Bir otele yerleşmişlerdi. Sabah ilk uyanan Suphi Bey, manzarayı aynen şöyle naklediyor: “Başımı pencereden uzatınca ne göreyim? Şehrin merkezindeki bu otelin nâzır olduğu meydanda pek çok darağaçları ve biz uykudayken asılmış adamlar…”
Bir kere hukuk rafa kaldırıldı mı; insanların mağduriyetlerinin önüne geçilemiyor. Zaman alıyor normalleşme. Sabır istiyor, metanet istiyor, cesaret istiyor. Ve haksız uygulamalar bir gün mutlaka son buluyor. Nitekim 1925'te tutuklanan bütün gazeteciler serbest kalmış, adlarını tarihe yazdırmıştır. Zaaflarıyla, endişeleriyle, cesaretleriyle o insanları çektikleri çileden dolayı bugün saygıyla yâd ediyoruz. Ya astığı astık, kestiği kestik yargıçlar! Kraldan çok kralcılık taslayan savcılar! Kısacası “vicdanını Ankara'ya satanlar”. Hiçbirinin ardından güzel şeyler söylenmiyor. Ve tarih med-cezirler eşliğinde akıp gidiyor. “Vicdanını Ankara'ya satanlar”ın evlatlarına iftiharla anlatabileceği tek bir satır kalmıyor günün sonunda. Tarih bin kez aynı gerçeği haykırıyor hepimize: Zulüm ile payidar olunmaz...
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.11.2015
6.01.2015
3.01.2015
30.10.2015
27.10.2015
23.10.2015
20.10.2015
16.10.2015
13.10.2015