Ergun BABAHAN
Abdülhamid ve İttihat ve Terakki yönetiminin Almanya’ya yaklaşmasının bugün ülkemiz için en kalıcı sonuçlarından biri Halifelik ve İslam siyaseti kavramları olmuştur. İslam’ın savaşta bir ideoloji olarak kullanılması fikri de esasında bu liderlerden değil, Alman Kayseri II. Wilhelm’den gelmişti.
II. Wilhelm, İslam ve Cihad kavramlarını kullanarak İngiliz İmparatorluğu’nu elinde tuttuğu topraklarda ve özellikle Hindistan’da zora sokacağına inanıyordu. Aynı taktiği Hitler, 2. Dünya Savaşı sırasına Kafkasya’da denemiş ve müslüman-Türki grupları Ruslara karşı harekete geçirmeye çalışmıştı. İki girişim de başarısızlıkla sonuçlandı, özellikle ikincisi müslüman toplumlar için ağır bir hüsranla…
Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren bu silah gündemden kalktı, İslam coğrafyasında ulus-devletler kuruldu ve halifelik ve İslam kavramı üzerinden siyaset bir kenara atıldı. Aslında halifelik kavramı zaman içinde gücünü kaybetmişti. İslam’ın en güçlü döneminde üç farklı coğrafyada halifelik iddiasında bulunan devlet olmuş, kavram yıpranmış ve İslam’ın kuruluş dönemindeki etkisini kaybetmişti.
Halife bir bakıma Osmanlı devletinin Diyanet İşleri Başkanı konumundaydı ve padişahların çoğu bu kurumu unutmuş gitmişti. Abdülhamid’in 1895’lerde başlayan Ermeni Soykırımı siyaseti, İslam ve “kafir”i ağırlıklı şekilde hristiyan halka karşı gündeme getirdiyse de, halifelik devrede değildi. Dediğim gibi halifeliğin devreye girmesi esas olarak II. Wilhelm’in fikriydi…
(Bu siyaset Almanya ile Türkiye arasında günümüzde de devam eden derin bir ilişki modeli geliştirdi. Türkiye, 2’nci Dünya Savaşı sırasında utangaç bir Nazi yanlısıydı. O atmosferden yararlanarak Yahudi yurttaşlarına tarihin utanç verici bir politikasını uygulayarak Varlık Vergisi getirdi, insanları Toplama Kampı benzeri Çalışma Kampları’na yolladı.)
Birinci Dünya Savaşı’nın üzerinden 100 yıldan fazla zaman geçmesinin ardından aynı kurumu içeride ve dışarıda sıkışmış olan Recep Tayyip Erdoğan kullanmaya, içeride ve dışarıda kaybettiği güç ve itibarı halifelik üzerinden kazanmaya çalışıyor.
Halifelik iddiasıyla yola çıkan Erdoğan’ın İslam ülkeleriyle ilişkisine bakalım önce: Suriye ile hala bitmeyen bir savaşın başlamasında başrolü oynayarak milyonların perişan olmasına neden oldu, sonra gidip ülkenin önemli bir kısmını işgal etti. Libya’ya NATO harekatına destek olarak Kaddafi’nin devrilmesinde aracı oldu, sonra gidip o ülkenin iç savaşının da parçası oldu. Şimdi ülke yönetimini elinde olanlar getirdiği Cihadçı teröristleri ve askerlerini çekmesini istiyor.
Mısır’a adı konulmamış bir savaş ilan etti, Suudi Arabistan yönetimi ile ipleri kopardı, Birleşik Arap Emrilikleri ile de İhvan üzerinden adı konulmamış bir çatışmaya girdi. Koca İslam aleminde doğru düzgün ilişkisi olan ülke sayısı bir elin parmakları kadar neredeyse… Gittiği her yere kaos ve çatışma götüren bir ülke görünümünde Türkiye…
Bu akıldışı siyasetin içe yansıması iflas ve yoksulluk oldu. Covid salgınıyla mücadele yetersiz kalan ve vaka ve can kaybı sayısını düşük göstererek turist gönderen ülkeleri ve kendi halkını kandırmaya çalışan Erdoğan Rejimi en köşeye sıkıştığı anda yardımına Netanyahu yetişti.
Netanyahu’nun durumu 7 Haziran seçimi sonrası Erdoğan’ın pozisyonuna benziyor. Koalisyon kurma çabaları başarısızlıkla sonuçlandı, iktidarı kaybedip yolsuzluklarının hesabını verme riskiyle karşı karşıya.
Tek umudu, rakiplerinin de koalisyon kurmasını engellemek ve ülkeyi böyle gergin ve milliyetçi bir atmosferde seçime göstermek. Erdoğan o amaçla Kürtleri kullanmıştı, Netanyahu da Arapları kullanıyor. 7 Haziran filminin İsrail versiyonunu izliyoruz. Profesör Louis Fishman daha ilk günden bu gerçeği görmüş ve uyarmıştı.
Gazze krizi içeride art arda gelen Covid krizleri ve Sedat Peker kasetleriyle bunalan Erdoğan için gündemi değiştirme açısından bir can simidi oldu. Şampiyonlar Ligi’nin İstanbul’dan tekrar alınması, Formula-1’in Covid riski nedeniyle iptal edilmesi gündeme bile gelmedi. Türkiye’de insanların İngiltere, Fransa gibi ülkelerin Türkiye’den gelenlere otelde kalma şartlı 10 günlük karantina uygulamasına geçtiğinden bile haberi yok.
Erdoğan aynı zamanda Arap ülkelerini bir kenara itip veya kendi arkasına dizip bölge liderliğine oynama girişiminde de bulundu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Gazze politikasını izah ederken Türkiye’nin insancıl dış politikası, İslami hassasiyetleri, Filistin’le tarihi bağlarını değil de “Ümmet harekete geçmemizi istiyor” sözlerini kullanması, bu siyasetin açık dışa vurumudur.
Gazze, Erdoğan’ın Suriye, Irak ve Libya’daki işgalci ve yayılmacı politikaları sonucu Arap aleminde kaybettiği itibarı kazanma girişimidir dedik ama aynı zamanda mutlakiyetçi Arap rejimlerine İslamcı söylem üzerinden verilmiş bir gözdağıdır: Arap sokağını Filistin üzerinden karıştırıp huzurunuzu bozarım.
Türkiye’nin diplomatik gücü, Arap Birliği veya Birleşmiş Milletler’de bir ağırlığı yok. Kuru gürültü yapma kabiliyeti ise sınırsız. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne rekor sayıda ülkenin desteğiyle seçildiği dönem geride kaldı. İsrail’e karşı duyulan rahatsızlığın Ankara’ya karşı duyulduğu da şüphesiz. Herşeyi bıraktım kendi Kürt halkına İsrail’in Araplara uyguladığı politikanın benzerini uygulayan bir rejimin uluslararası alanda inandırıcılık sorunu yaşaması kaçınılmaz.
Ortodoks aleminin en önemli mabedini bir gecede camiye çevirip baş imamına elinde kılıçla vaaz verdiren bir zihniyet, sözkonusu El Aksa olunca mabetlerin dokunulmazlığından bahsedebiliyor.
Erdoğan her gece devlet eliyle birçok kentte mitingler düzenliyor, Covid nedeniyle ülkeyi kapanmaya soktuğu bir dönemde binlerce kişiyi maske, sosyal mesafe olmadan bir araya getirerek salgının yayılmasına en azından göz yumuyor, görmezden geliyor. Salgının önünün alınamamasının halk için işsizlik, yoksulluk, hastalık ve hatta ölüm olmasına aldırış etmiyor.
Göstericilerin tek elden çıkma pankartlarla, polis desteğiyle meydanlara çıkıyor olması Erdoğan’ın hesabını açıkça ortaya koyuyor. Burada vahim olan başta CHP olmak üzere muhafetin aynı trene binmiş olmasıdır. Kimse halk sağlığıyla oynandığını, yarım yamalak da olsa devreye giren kapanma kurallarının devlet eliyle ihlal edildiğinden söz etmiyor.
CHP’nin politikası bize açıkça şunu gösteriyor: Tıpkı 7 Haziran’da olduğu gibi, mevzu vatansa iktidarda kimin olduğu teferruattır. Kürtlerin siyasette önünün kapanması gerekiyorsa, AKP-MHP ortalığına göz yumulur, destek verilir. Dış politikada iktidarı elinde tutanın çizgisi her koşulda desteklenir; Suriye, Libya, Irak veya Filistin fark etmez. Gerekirse Cihadcı söyleme de sessiz kalınır.
Ancak devleti topluma tercih eden CHP yönetimi asıl gücünü oluşturan büyük kent seçmeninin bu İslamcı söylem ve onun büyük kentlerde yarattığı Cihadçı atmosferden rahatsızlığını görmüyor, Covid önlemlerinin bedelini ağır bir şekilde ödeyen bu kesimin kapanma kurallarının ihlali nedeniyle duyduğu öfkeye aldırmıyor. Sonuç, CHP iktidarda 20’nci yılına yaklaşan AKP’den daha hızlı eriyor. Toplum değişiyor ama CHP hala İttihat ve Terakki’yi aşamıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları











































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2022
7.03.2022
1.03.2022
21.02.2022
28.01.2022
11.01.2022
6.01.2022
3.01.2022
25.11.2021
18.11.2021