Etyen MAHÇUPYAN
Kürt kalkışmasının bir siyasi taraf ve muhatap haline gelmesi kader değildi, ama otuz yıllık devlet stratejisi uyguladığı zulüm ve sistematik insanlık dışı uygulamalarla PKK'yı tüm Kürtlerin ‘de facto' meşru aktörü haline getirdi.
O noktadan sonra silahı hayata ve siyasete tutunma biçimi olarak gören örgütle, varoluşunu silah üzerinden siyaseti belirlemeye adamış olan asker arasında bir bilek güreşinin oluşması doğaldı. Bu denge AKP'nin iktidar olmasıyla bozuldu ama bu bozulmanın hazmedilmesi öyle kolay olmadı. Hem asker hem de örgüt, AKP'nin gerçek anlamda iktidar olmasını uzun süre kabullenmedi ve stratejisini ‘bu günlerin geçeceği' varsayımı üzerine oturttu. Nitekim 2002 sonrasının ilk beş yılı muhtemelen ülke tarihinin en yoğun darbe arayışının sergilendiği süreydi ve 2008 yılında hâlâ partinin kapatılması söz konusuydu. PKK ise AKP'nin ‘gidici' olduğundan emin gözüküyor, en azından askerin kontrolü elde tutmaya devam edeceği varsayımını sürdürüyordu. Kendisine rakip olarak askeri görmek, örgütün ideolojik beklentisine de daha uygundu. Çünkü asker ‘devlet' demekti ve onunla bilek güreşi yaparak bir uzlaşma noktası yaratmak iki amaca birden hizmet edecekti: Bir yandan devleti dize getirmiş olmanın psikolojik üstünlüğü yaşanacak, diğer yandan da anlaşmayı devletle yapmanın sonucu olarak daha kalıcı bir çözüm üretilebilecekti. Buna askerin PKK'nın silah bırakmasını istememesini de ekleyebiliriz. Çünkü ordu da karşısında silahlı bir güç olduğu sürece onunla savaşmak ‘zorunda' kalıyor ve böylece siyaset üzerinde meşru bir vesayet oluşturabiliyordu. Kısacası her ne kadar iki tarafta da binlerce insan ölse ve büyük acılar yaşansa da, asker de örgüt de gerçekte ‘siyaseten' birbirinden memnundu.
Ne var ki işler beklendiği şekilde gelişmedi. AKP seçim kazanmaya ve bu seçimleri siyasete tahvil etmeye devam etti. Kırılma noktası ise 2010 referandumuydu. Bu dönemeç hükümetin ‘iktidar' haline geldiğinin tescili oldu ve asker gerilemek, Kürt siyaseti ise strateji değiştirmek durumunda kaldı. Referandum Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından tarihsel bir eşikti. O referandumda ‘hayır' diyenler, İslami kimliğin çeşitli tezahürlerini kamusal alanda gördükçe psikolojisi bozulan insanları da içerebilir. Ama siyaseten Kemalist rejimin devamından yana oldular ve açıkça demokratik bir Türkiye istemediklerini söylediler. Boykot eden Kürtler ise Kürtlüklerini Türkiyelilikten daha önde tuttuklarını beyan etmiş oldular. Böylece ülkenin tarihsel ayak bağlarından kurtularak bir genel demokratikleşme sürecine girmesinden ziyade, kendi taleplerinin karşılanmasına yönelik pazarlık gücüne önem verdiklerini deklare etmiş oldular. Kürt siyasetinin bu tutumunu anlayışla karşılamak mümkün… Bunca yıl yaşananları ve devlete olan kadim güvensizliği dikkate alırsak, önemli olanın kendini ayrıştırarak kimliğine sahip çıkmak, böylece kendine has taleplerin ardındaki gücü korumak olması şaşırtıcı değil. Ayrıca Kürt siyasetinin önemli bir bölümünün boykot oyu verirken, referandumun kabul edilmesini de çok arzu ettiklerini varsaymak pek yanlış olmaz.
Ancak yine de referandum Kürt siyasetini ikircikli bir duruma soktu: Eğer bundan böyle muhatap AKP hükümeti olacak ve bilek güreşi onunla yapılacaksa, toplumsal psikolojiyi de hesaba kattığınızda, silahlı bir mücadelenin herhangi bir meşruiyeti kalmıyordu. Ancak hükümeti tahrik ederek onu yeniden silahlı bir döneme zorlayabilirdiniz ve aslında örgüt bunu da denedi. 2012 bu stratejinin göreceli olarak hayata geçirildiği ve netice vermediği bir yıl oldu. Dolayısıyla örgütün silahsız bir döneme geçmesi, yani taleplerini ve hayallerini demokratik bir ortamda gerçekleştirme arayışına girmesi gerekiyordu. Bu ise Türkiyeliliğin içselleştirilmesi ve bu yeni imajın kamuoyuna sunulması demekti. Öte yandan Türkiyelileşme ister istemez kendi kimliksel siyasetinizin bir miktar ‘sulandırılmasını' ifade eder. Sorun, bu ‘sulanmanın' sadece söylem düzeyinde kalmayacak olmasıdır… Çünkü eğer silahlar tümüyle, bir daha ele alınmamak üzere bırakılacaksa, Kürt siyasetinin önümüzdeki orta dönemde kim tarafından taşınacağı sorusu ilk kez gündeme gelecek demektir. Demokratik siyaset, muhtemelen bir yalpalanma ve geçiş döneminin ardından, kaçınılmaz olarak o sürece uygun yeni aktörler, tavırlar ve dil yaratır. Bu ise Kürt siyaseti içerisinde açığa çıkmayan bir ‘muhataplık' meselesinin yaşandığını ima eder.
Silahsız dönem ‘bilek güreşini' yeniden tanımlarken, örgütü de sancılı bir değişime zorluyor. Bugün yaşanmakta olan gelgitlerin nedeni ‘biraz' da bu.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024