Etyen MAHÇUPYAN
Kürt meselesi gibi tarihsel tıkanıklıkların çözüm için ‘siyasete’ ihtiyacı var. Ama eğer ortada bir ‘siyaset alanı’ yoksa tarafların siyaset adına yaptıklarının çözüm üretme ihtimali de kalmaz. Nitekim AKP öncesi dönem devletin ve PKK’nın birbirini duymayan ve aynı dili konuşmayan iki kişi gibi giderek yabancılaştıkları bir süreye tekabül ediyor. Bu sürede devletin esas hedefi asimilasyon iken örgütünki de bağımsızlık oldu… Bir tarafta toplumu tek kimliğe indirgeyen ulus devlet ideolojisi, diğer tarafta ise yüzyıllarca belirli bir coğrafyanın çoğunluğunu ifade etmiş ve merkezdekinden farklı yönetim pratikleri geliştirmiş bir azınlık vardı. Ayrıca her iki taraf da çatışmayı normalleştiren otoriter zihniyetin takipçisiydi ve psikolojik olarak da çözümün ‘orta yol’ alternatiflerini kabullenmeye hazır değillerdi.
Dolayısıyla ortada siyasi aktörler vardı ama siyasetin ‘alanı’ yoktu. Bu açıdan bakıldığında AKP’nin esas büyük hizmeti çözümü anlamlı görmesi ve toplumu buna ikna etmeye çalışması değil… Tarihsel bağlama oturtulduğunda Cumhuriyet dönemi boyunca ilk kez bir ‘siyaset alanı’ yaratması. Daha önce Özal’ın da kıymetli çabaları oldu ama bunlar devlet pratiğinin dışında ‘kaçak’ yolların aranması düzeyinde kaldı ve maalesef ölümüyle birlikte yarıda kesildi. AKP ile birlikte ise asimilasyon/bağımsızlık çelişkisi tarihe gömüldü. Her iki uç niyeti de işlevsiz kılan bir görme-tanıma-konuşma çerçevesi doğdu.
Bu yeni dinamizm ‘çözüm’ adına üç yeni ve farklı alternatifin ortaya çıkmasını sağladı. Birincisi ‘eşit vatandaşlık’ diye ifade edilebilir. Buna göre Kürtler Türklerle eşit oluyorlar ama bu eşitliğin içerdiği hak ve özgürlükler Türklerin razı olduğu miktarla sınırlı kalıyor. Devlet ile toplum arasındaki genel ilişki biçimi ne olursa olsun, Kürtlerin bu yönde ayrı bir hak iddiası olamıyor ama hiçbir alanda Türklerden de geri kalmıyorlar… İkinci alternatif ‘özyönetim’ olarak adlandırılabilir. Bunun anayasa ile garanti altına alınmış bir ademimerkeziyetçiliğe dayanması işin esası. Yerel yönetimler belirli alanlarda karar verme yetkisine haiz oluyorlar ve etnik kimliğinden bağımsız olarak her yerel birimde kim seçilirse o yönetiyor. Doğal olarak yerel birimlerin yetki sınırları ve merkezle ilişkileri çok farklı olabileceğine göre, bu şıkkın altında birçok alt alternatif mevcut. Üçüncüsü ise ‘bölgesel yönetim’. Buna göre önceden kararlaştırılmış bir coğrafi bölge ‘Kürt yönetim bölgesi’ olarak belirleniyor ve ne türden demografik değişiklikler yaşanırsa yaşansın bu tanımda bir değişikliğe gidilmiyor. Yerel yönetimlerde seçilenler yine yönetiyorlar ama merkezle yerel arasında bir orta kademe ihsas ediliyor ve bu birim tüm bölge üzerinde tasarrufta bulunabiliyor. Bu yaklaşımın da federasyon ve konfederasyona kadar uzanan çeşitli varyasyonları olabilir.
Söz konusu alternatifler siyaset alanının ortaya çıkmasıyla birlikte, aktörlerin siyasetleri sonucu kendiliğinden oluştu. Çözüm sürecinde AKP birinciyi savundu ve ona ‘entegrasyon’ dedi. Öcalan ise ikinciyi savundu. Hükümet Kürtler entegrasyona ‘evet’ dediği sürece ikinci alternatifi müstakbel siyasete bıraktı. Öcalan ise o yol açık olduğu sürece entegrasyona razı oldu. Bugün Suriye sonrası yeni dönemde PKK’nın üçüncü alternatife kaydığını, hükümetin de bu kez daha katı biçimde birinciye döndüğünü görüyoruz. Tarafların tezleri birbirine çok uzak… Ama siyasi alan hala mevcut ve muhtemel çözümün ikinci alternatifte aranması gerektiğini, esas müzakerenin ancak o şıkkın içinde anlamlı olabileceğini bize hatırlatıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024