Etyen MAHÇUPYAN
Başlığa bakanlar bunun bir eleştiri yazısı olacağını, hükümetin 'yeni' olarak adlandırdığı stratejinin hiçbir işe yaramayacağını savunacağımı düşünebilirler.
Ama ben tam aksi yönde bir değerlendirme yapacağım. Söz konusu 'stratejinin' Kürt meselesinde bir 'Türk açılımı' arayışı olduğunu, ancak bunun Kürt meselesinin çözümünde gayet işlevsel yeni bir zemin oluşturabileceğini düşünüyorum.
Önce bu noktaya nasıl ve niçin geldiğimizi irdelemekte yarar var: AKP hükümeti son seçimlerden bu yana Kürt meselesinde paralize olmuş durumda. Dil ve diğer temel haklar alanında çoktan yapılması gereken reformları yapmaktan çekindiler, çünkü bunun PKK ile mücadelede netice vermeyeceğini, Kürt tarafını tatmin etmeyeceğini, PKK'nın sürekli olarak çıtayı yükselteceğini öngördüler ve doğrusu bu ihtimal hiç de az değildi. PKK'nın Oslo görüşmelerinde masadan kalkma tercihi bu değerlendirmeyi epeyce gerçekçi kılıyordu. Öte yandan PKK'nın askerî yöntemlerle zayıflatılması siyasetinin de zamana yayılacağı ve bölgedeki gelişmelere bağlı olduğu açıktı. Dahası PKK şiddeti 'normalize' ederek KCK çerçevesi içinde ovaya indirmişti ve buradaki mücadelede yargı sisteminin tavrı giderek ağır bir yüke dönüşmüştü. Uludere katliamı ise hükümetin 'mücadele' çizgisinin de sonuç vermeyeceğini ilan eden bir şamardan farksızdı...
Kısacası hükümetin algısının içinden bakıldığında gidilecek yol kalmamıştı. Bu durumun nedenlerine inildiğinde ise iki unsur öne çıkmaktaydı: AKP'nin paralize olmasının nedenlerinden biri PKK'yı muhatap almasıydı. Kürt meselesinin çözümü için tarafların diyalog içinde olmasını bekleyenler, hükümetin PKK ile 'konuşmasını' hep olumlu olarak değerlendirdiler. Sorunu merkeze aldığımızda bu yanlış bir değerlendirme değildi. Ne var ki hem PKK'nın çözüme araçsal yaklaşması, hem de AKP'nin Kürt meselesindeki her adımı PKK'ya iletilen bir 'söz' olarak algılaması süreci bloke etti. Hükümetin tıkanmasının altında yatan ikinci unsur, siyasetin tüm yükünün AKP tarafından taşınabileceğinin sanılmasıydı. Muhtemelen yüzde ellinin üzerindeki oy oranı ve asker ile yargıdaki yeniden yapılanmalar AKP'nin özgüvenini fazlasıyla şişirmişti. Ancak sonuçta ortaya şöyle bir tablo çıktı: Rejimin sahibi olarak davranan CHP ve MHP 'olmaması gerekenleri' ima eden birtakım kırmızı çizgiler öne sürerken, rejimin değişmesini isteyen BDP de 'olması gerekenleri' işaret eden başka kırmızı çizgileri vurgulamaktaydı. Bu ikisinin arasında ise siyasetle doldurulması gereken bir boşluk bulunmaktaydı ve hükümet bu alanda tek başına hareket ederek meseleyi çözebileceğini sandı. Oysa siyaset muhatap gerektirir... Ne var ki bu konuda hükümet dışındaki taraflar kendi kırmızı çizgilerinin ardına sığınıp siyasetsizliği tercih ettiler ve AKP'yi muhatapsız bıraktılar. Unutmamak gerek ki, son dönemde sadece hükümet değil, muhalefetin tümü de siyaset açısından neredeyse hiçbir şey yapmadı. Ancak bu durumun yükü gayet doğal olarak AKP'nin sırtına bindi, çünkü sonuçta onlar hükümetti...
Bu açıdan bakıldığında hükümetin yeni stratejisi bir itiraf niteliğinde... Bir yılın heba edildiğini, yanlış yapıldığını söylüyor. Bu siyasetin açıklanma biçimi ise, hükümetin bundan sonrasını gelecek tepkilere göre belirleyeceğini ve dolayısıyla birden fazla muhtemel yol olabileceğini ima ediyor. Diğer bir deyişle hükümetin bundan sonraki tavrı kimin muhatap olacağına ve muhataplığı hangi zeminde arayacağına bağlı... Diğer taraftan hükümet söz konusu zemin açısından da önemli bir viraj almış gözüküyor: Kürt meselesinin hak ve özgürlüklere ilişkin çözümünün parlamentoda aranacağının söylenmesi, sadece Kürt toplumuna yönelik değil, özellikle Türk toplumuna bir 'siyasete davet' niteliğinde. Siyaseti parlamentoya çekmek öncelikle hükümetin PKK 'alerjisini' hafifletmeyi hedefliyor. Çünkü siyaseti PKK ile müzakerede aramak, PKK'nın temsil yeteneğini ve siyasi gücünü konsolide eden bir yaklaşımdı. Oysa şimdi farklı bir meşruiyet çerçevesi önerilmekte... BDP'nin Meclis'te her türlü 'kırmızı çizgiyi' savunması mümkün. Bu durum Kürt siyasetini AKP ile değil, CHP ve MHP ile karşı karşıya getirirken, hükümeti de bir hakem konumuna yükseltecek ve hükümetin bu şartlarda 'olabilecek olanı' yapması mümkün hale gelecek.
Toparlarsak AKP bu hamleyle siyasetin alanını açmaya ve diğer aktörleri de işin içine katmaya çalışıyor. Sadece kendi sırtına binen ve altında ezildiği 'çözüm' talebinin, gerçek tarafların karşılaşmaları sayesinde gerçekçi bir zemine oturacağını hesaplıyor. Böylece ilk kez Kürt meselesinin sadece bir Kürt açılımı değil, aynı zamanda bir Türk açılımına da ihtiyaç duyduğunun altı çiziliyor.
Ortada çözümü garantilemek bir yana, ille de daha sağlıklı olacağına inanmamızı gerektiren bir yol yok. Ancak bu sefer üretilecek sonuçta diğer aktörlerin de sorumluluğu olacak ve hükümetin bir süreden beri ihtiyaç duyduğu hareket alanı genişleyecek. Sonrası ise tabii ki yine hükümetin sağduyu seviyesi ile çok yakından bağlantılı olacak...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024