Fehim TAŞTEKİN
Daha kirli çarşıda yürütülecek işler vardır. Hesap başkanlıktır, gidişi olmayan ebedi bir iktidar tahayyülüdür! Yeni bir hikâyedir yazılmak istenen, ötekileştirdiği, tepelediği insanların ve fikirlerin olmadığı. Sözüm ona 15 Temmuz’a direnmiş ‘demokrasi kahramanı’nın trajik halidir bu.
Korku salmak! En eski kadim eğdirme sanatı. Çocuğun kalbine korku sal ki büyüsün! Halkın kalbine korku sal ki güdülsün! Asinin kalbine korku sal ki pussun! Bir de düşmanların var, sal salabildiğin kadar ki yerle yeksan olsun!
‘Sanat’ dediysek şirinleştirmek için değil elbet. Özünde insanı tepelemek var, ölüm var. Hakeza zulüm…
‘Korkunun İdaresi’ne dair manzume, idarenin her türünü görmüş bu coğrafyada özünden bir şey kaybetmedi.
Tarihten alalım; bir muktedir, kafasını azcık kaldırmış bir halkın öten horozunu neden susturur, havlayan köpeğin kafasını neden uçurur? Nesiller boyu babalara “Dinle ey oğul! Tavuklarımızın bile başını vurdular” dedirtmek için! Sadece yaşayanları değil doğacak çocukları da susturmak için… Sükûtu altın kılmak için… Asırların kuralıdır bu.
Korkuyu idare eden muktedirdir, velhasıl.
Temel haklar ve özgürlüklere dair oluşan onca kurum ve biriken onca tecrübeye rağmen hâlâ Korkunun İdaresi mi? Evet, hâlâ Korkunun İdaresi!
Eski Dünya’nın tam orta yerinde farklı tarz ve ayarlanabilir dozlarda Korku İdaresi altın çağını bir kez daha yaşıyor. ‘Bir Dolar’ın örgütsel delalet, yasal bir kitabın suç delili sayıldığı paranoyak bir süreç, korkuyla yargı ve siyaseti, kalem ve sanat erbabını teslim alıyor.
‘Barış’ korkuyu bitirir, o yüzden barış istemek ağır bir suçtur bu telakkide. Barış için eylem yapanlar bir bir içeri alınır. Sendikacıdır, öğretmendir fark etmez. Şair de olabilir, yazar da. Daha iyi ya “Ey Oğul! Öğretmeni bile aldılar!” dedirtebilecektir. Eşkıyayı içeri almanın Korku İdaresi’ne ne faydası var! Korkuyu besleyen masumların mahkûmiyetidir!
“Bakın ikinci bir darbe olabilir” der, açık açık, medya suflörüne gerek duymadan! Çünkü hâlâ korkuya muhtaçtır. Daha kirli çarşıda yürütülecek işler vardır. Hesap başkanlıktır, gidişi olmayan ebedi bir iktidar tahayyülüdür! Yeni bir hikâyedir yazılmak istenen, ötekileştirdiği, tepelediği insanların ve fikirlerin olmadığı.
Sözüm ona 15 Temmuz’a direnmiş ‘demokrasi kahramanı’nın trajik halidir bu.
* * *
Tabii lafı ‘Korkunun İdaresi’nden açarsanız ister istemez sınırı da aşmanız gerekecektir, azıcık güneye doğru!
İşte orada “Demokratın hali buysa ‘demokrasi küfürdür’ diyenin hali nedir” diye sorarlar.
Oradaki sanatın adı ‘Vahşetin İdaresi’dir.
İpe un sermeyelim, kast ettiğim insanlık düşmanı IŞİD’dir, namı diğer DAİŞ’tir.
Analoji irite edici gelebilir ama gerçekler karşısında el pençe durmak da evladır!
Bu cenahta da ‘Korku salmak savaşın yarısıdır’. Paroladır bu.
IŞİD’in izlediği bir yol haritasını belirleyen şiddettir. Korku salmakta amaç düşmanlarını yıldırmak, orduları yenik düşürmek, halklara boğun eğdirmektir.
Bir ara “IŞİD’in mantığı nedir” diye tartışılırken gündeme gelen bir kitap vardı: El Kaide alemine hilafet devletinin nasıl kurulacağına dair taktik veren “Vahşetin İdaresi: Ümmetin Geçeceği En Kritik Aşama” (İdaret et-Tevahhuş: Ekhtar Merhale Setemurru biha el Ummeh).
Ebubekir el Naci takma adıyla kaleme alınan kitap IŞİD’in de rehberiydi. ‘Vahşet’ kavramıyla anlatılan ‘rejimin çöktüğü ve hiçbir kurumsal otoritenin hükmünün geçmediği bir durumdu. Yol haritası cihadî neferlere yol gösteriyordu:
Nitelikli saldırılarla gençleri cihada çekin. İşe rejimin güvenlik tedbiri almadığı stratejik olmayan yerleri vurarak başlayın. Rejim ekonomik değeri yüksek yerleri korumaya odaklanacaktır. Sonra saldırıları yayın ve çeşitlendirin. Süreklilik arz eden saldırılarla güvenlik zafiyeti oluşturun, moralleri bozulsun, devlet bitkin düşsün. Paniklesinler. Hizmet altyapısı çöksün, devlete güven sarsılsın, böylece halk tebliğe yani cihada açık hale gelsin, kurtuluşun hilafette olduğunu görsün.
İşte hilafetin kuruluşuna zemin hazırlayan ‘vahşet ortamı’ budur. Vahşetin İdaresi tam anlamıyla bir yol haritasıdır. Kitaba göre “Caydırıcı bir şiddet uygulanmalıdır… Düşman cihadî yapıya saldırmanın bedelinin ağır olacağını bilmelidir… Vahşet idaresinin cihadîleri götüreceği hedef hilafet devletidir.”
IŞİD kendisi için mihenk taşı sayılan Musul’a girmeden önce ürkütücü infazlarla dolu bir videoyu yayımlamıştı. Ordu savaşmadan dağıldı. Çöküşü anlatan iki kelimeydi: Kelleyi kurtarmak. Ordunun yenildiği şey efsane savaşçılar değil korkuydu. Kafa kesme, insanları birbirine dinamitle bağlayıp patlatma, kafeste yakarak öldürme ya da suda boğma… Hepsi ‘kalplerine korku salmak’ için…
* * *
Korkunun İdaresi ve Vahşetin İdaresi; ikisi arasında değişmeyen şey korku ve korkutmak. Farklılık dozda. Ürkütücü olan, dozun alışabilen bir şey olduğudur.
* * *
Korkuyla büyüyenlerin kendi korkuları herkesinkinden daha büyük hale geliyor. Bu bir kaderdir. Çünkü suçları büyüktür, adaletten korkarlar; hukuksuzlukları kitaplara sığmaz, hukuktan korkarlar; yolsuzlukları dağ olmuştur, hesap vermekten korkarlar; hayatları karanlıktır, aydınlıktan korkarlar; artık kirlidirler, beyazdan korkarlar…
Sesten korkarlar, sesten! Sözü olan susmalıdır; radyoysa radyo, gazeteyse gazete, televizyonsa televizyon. Karanlığa ışık tutan ne varsa düşmandır.
İtirazdan korkarlar, ‘hayır’ diyebilenin sonu yok edilmektir.
Bu diyarda alengirli işleri çok olanlar değneksiz gezemez, vesselam. O değnek OHAL’dir, kanun namına kararnamedir, tek adamın emrine amade yargıdır, polistir, ücretli troldür, bindirilmiş kitledir…
Bir kere insanlar susmaya dursun; terörist damgası yememek için, işinden atılmamak için, kovulmamak için, içeri tıkılmamak için… Muktedir hükümetiyle, valisiyle, kaymakamıyla, belediye başkanıyla bagajında hukukun kaldıramayacağı ne varsa servis ediyor. Kendi gündemini, kendi hayat anlayışını kurumlara, kamusal alana, tüm topluma zerk ediyor. Herkes kendi mahallinde ona öykünüyor. Koca bir memleket maskeli baloya dönüyor.
Topyekûn bir cinnet haliyle saçılan çirkinleşme, büyüyen hoyratlık. Kutsal olan ne varsa içi boşaltıldı, dünyevi olan ne varsa talan edildi.
Bütün bunların karşısında herkes biçare: Sus ki terörist sayılmayasın, sus ki adın çıkmasın FETÖ’ye, PKK’ye! Sus ki hayatın kararmasın…
Ama kararın bu ülkenin geleceği, ortak geleceğimiz.
Korku İdaresi’ni hükümsüz kılan vicdandan, ahlaktan, haktan ve adaletten yana cesarettir. Korku İdaresi’ni yıkan korkmamaktır.
* * *
Eskimeyen dostlar “Gel dükkân senin” dedi, biz de geldik. Herkese yeniden merhaba, gazeteduvaR.’a, sevgili okurlara…
Sözümüz bitmedi dostlar!
Sabah akşam “Barış İçinde Ol” diye selam verip savaşa dua edenlerin dünyasında herkese yeniden Es-Selamu Aleykûm!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025