Ferhat KENTEL
İnanılmaz bir süreç işliyor. Adeta nefes nefese... Biraz korku ya da gerilim filmi gibi... Filmin başrollerindekiler dehlizlerden, tünellerden geçiyorlar, önlerine engeller çıkıyor. Her an, kötü adamlar acaba bu sefer nasıl bir belâ çıkaracaklar diye yüreğimiz ağzımızda izliyoruz.
Buna rağmen başroldekiler adım adım ilerliyorlar. Ve “barış” adım adım inşa oluyor.
Acayip bir şey; bu memleketin savaştan illâllah diyen insanları olarak bizim de kalbimiz onlarla... Ama hiç bir şey yapmıyoruz!
Oysa, kalbi onlarla olmayanlar, bizim gibi film seyreder gibi seyretmiyorlar. Onlar doğrudan filmin içinde... Bütün nefretlerini, kurnazlıklarını sergiliyorlar. Kimisi Daltonların en küçüğü Joe gibi tepine tepine “ağzını yırtarım” diyor, kimi aklı evvel “divan-ı harbe yollarım!” diyerekHâkim Lynch’i taklit ederken, kimisi de, soluk yüzlü cenaze levazımatçısı gibi, içine taze cesetleri dolduracağı tabut ticaretinin rantabilitesini sürdürmek için savaş reklamları yayınlıyor ekranlardan; ihanet mihanet lâfları eşliğinde...
Komik olmaya çalışanlar
Bu gerilim sahneleri arasında inanılmaz düşük seviyede komik olmaya çalışanlar var bir de... Vatan-millet konusunda mangalda kül bırakmayan güzide partilerimiz, MHP ve CHP, savaş bittiği anda hiç ama hiçbir anlamlarının kalmayacağını bildikleri için, lafebelikleri yapıyorlar. Bunlardan bir tanesi hükümetin barış faaliyetini suçlamak için, “körle yatan şaşı kalkar” deyimini kullanıyor. Belli ki bu adam, ettiği lafla kör insanlara hakaret ettiğinin farkında bile değil. Diğeri de AKP’nin yeni şarkısının“Adalardan bir yar gelir bizlere” olması gerektiğini söyleyerek komiklik yapmaya çalışıyor (Ne kadar yaratıcı!).
Aslına bakılırsa, bu takıntılı ve gerilimli hâl sadece devlet yörüngesindekilere yani CHP, MHP ya da Pınar Selek’i takıntı hâlinde hapse tıkmaya çalışan ideolojik yargı kurumları gibi has bir hâl değil. İnanılmaz bir gerginlik hâlinde çok daha başka formlarda üsluplara sirayet ediyor.
Mesela “Türk” mü, “Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı” mı, “Türkiyelilik” mi? Yoksa etnik çağrışım yapacak her türlü kelimeyi reddetmek mi? Hangisi insanları en çok birleştirir? Bilmek kolay değil; ama şu kesin: “Türklük” şimdiye kadar bu memleketi birleştirmeye değil; sadecebölmeye yaradı.
Ancak bir alternatif olan “Türkiyeliliğe” negatif takıntı yapmış insanlar var; tahammül edemiyorlar.
“Türkiyelilik”: zorlarsan çevrilir
Geçenlerde televizyonda tarihçi İlber Ortaylı da “ilginç” bir argümanla buna takıntı yapıyordu. Ona göre, “Türkiyeli” kelimesi başka bir dile çevrilemediğine göre, “uydurma”ymış, dolayısıyla“saçma”ymış. Ortaylı, programda Nur Vergin’in başka bir vesileyle verdiği bir örneği de kullandı:“dinci” kelimesi de mesela başka bir dile çevrilemeyeceği için saçmaymış.
Evet, doğru, çevrilemez. Ama bizim laikliği kutsal bir din gibi yaşayanların icat ettiği bu aptalca lafı“çevrilemediği için” reddetmek yerine, sadece “aptalca olduğu için” neden reddetmeyelim?
Fakat esas bu türden bir argüman yani “bir kelimemin anlamlı olup olmadığını anlamak için, onu başka dile çevirmek” saçma değil mi? Ben dilimi “konuşarak icat ederken” buna başka kabileler ne diyecek diye yapmadım. Kaldı ki, bir sürü dilde bir sürü kelime başka dillere çevrilemez; hiçbir dil başka bir dile tam olarak çevrilemez.
Benim kelimem başka dillere çevrilemiyorsa, bu o dilleri kullananların derdi... Önce çevirmeye çalışsın; “Turquique” veya “Turquien” (hani Fransızların “Italie” ülkesinin vatandaşları için kullandığı “Italien” gibi) desin, “Turkeyan” (bu kulağa hiç fena gelmiyor mesela) desin. Çeviremiyorsa, aynen bizim gibi kullansın; “Türkiyeli” desin.
Bu arada başka dilleri alenen kullanmıyor muyuz? “Hani nası değleğ?” diyerek Türkçenin içinde Almanca Fransızca, İngilizce ya da Arapça kelimeler parçalamıyor muyuz?
Ya da bir ulusal politika olarak nasıl ecnebilerin “Turkey” (yani hindi) kelimesini bırakıp,“Türkiye” demesini istiyoruz inatla; “Türkiyeli” demelerini de isteyebiliriz pekâlâ.
Ha, tabii, yarın öbür gün “Türkiye” değil de “Anadolu-Trakya (ya da Rumeli) Cumhuriyeti”demek isteyebiliriz. O zaman da vatandaşı gene tanımlarız: “Trako-Anadolulu” ya da “Rumelo-Anadolulu” gibi... Şimdi olduğu gibi, o zaman da çeviri işini de başkaları düşünsün.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020