Gökhan BACIK
Osmanlıcılık, Türk siyasetinde İslami yahut daha geniş olarak milliyetçi-muhafazakar kesimin kendini özdeşleştirdiği bir kavramdır.
Buna göre milliyetçi-muhafazakarlar, Osmanlı’nın kültürel ve siyasi mirasını devam ettirirken, seküler ve sol çevreler bu mirastan kopmanın sembolüdürler.
Peki, gerçekten İslami gruplar Osmanlı’nın kültürel ve siyasi olarak mirasçısı mıdır?
Osmanlı İmparatorluğu kozmopolit Türk-İslam kültürünün başarılı bir örneğiydi. Kozmopolit kavramını farklı millet ve dinlere dayanan seçkinlerin birlikte meydana getirdiği yüksek şehirli kültür anlamında kullanıyorum.
Bu açıdan Osmanlıları, tarihte önemli başarılar ortaya koyan Abbasi kozmopolit İslam medeniyeti örneği ile karşılaştırmak mümkündür.
Ancak, Osmanlı kozmopolit kültürünü oluşturan seçkinler, yaşadıkları sorunları aşmak için uzun tartışmalardan sonra 18. Yüzyıldan itibaren Batılılaşmaya karar vermişlerdir. Nitekim, 1839 Tanzimat Fermanı, Osmanlıların modern ve batılı ölçülere göre bir siyasi ve toplumsal düzene geçme arzularını sembolize eder.
Ne var ki, Osmanlı kozmopolit seçkinlerinin modernleşme stratejisi, Osmanlı periferisinde bir tepki oluşturmuştur. Şehirli Osmanlının modernleşmesini sorunlu gören periferideki Osmanlı, bu süreci dinsel ve kültürel olarak yanlış ve tehlikeli olarak tanımlamıştır.
İşte bugünkü İslami hareket, büyük ölçüde şehirli Osmanlı seçkinlerinin modernleşme stratejisine tepki gösteren ve buna küsen Osmanlı periferisinin devamıdır.
Zamanla İslami hareket, Cumhuriyet dönemi ile insan kaynağını daha ziyade köylerden, kasabalardan ve şehre yeni göç etmiş kesimlerden alarak daha yoğun biçimde bir periferi kültürüne dönüşmüştür.
Köyün, kasabanın ve yeni şehirli kesimin damgasını vurduğu İslami hareket, din ve tarih gibi konuları kendi meşrebine göre yorumlamış ve böylece Osmanlı kozmopolit-şehirli geleneğinin karşısına bir tür ‘Anadolu yorumu’ çıkarmıştır.
Günümüz İslami hareketinin hem din hem kültür yorumu işte kozmopolit Osmanlı geleneğinin karşısına konulan bu Anadolu yorumudur.
Bir iki örnek verelim.
Çok uluslu bir imparatorluk olmanın doğal sonucu olarak Osmanlı düzenin içinde Ermeni, Rum gibi kozmopolit öğeler vardı. Halbuki Anadolu yorumu bu çeşitliliği bir sorun olarak görür. Osmanlı kozmopolit yapısı üstelik salt gayr-i Müslümanlarla sınırlı değildi. Örneğin, Osmanlı Meclisinde Kürdistan mebusları vardı. Yine bir başka örnek olarak, 20. Yüzyılın hemen başında İstanbul’da Çerkezce eğitim yapan okul kurulmuştu.
Tartışmayı başka düzeyde devam ettirirsek, Sultan Abdülaziz bir vals bestelemişti, İkinci Abdülhamid baleye meraklıydı. Konu kişiler ile kısıtlı değildir: Osmanlı geleneği Mecelle gibi İslam hukukunu modernizm ile uzlaştıran devrimci bir adımı atmaktan çekinmemiştir.
Halbuki, modernleşen Osmanlıya tepki olarak ortaya çıkan bugünkü İslami hareketin kökeninde “çevreden” gelen ve kızgın insanlar vardı. Örneğin, Bitlis’te doğup İstanbul’a gelen Said Nursi, Eskişehir’de dans eden liseli kızları görünce – muhtemelen halkoyunu oynuyorlardı – kültürel bir alarm verir. Nursi, bu kızların “o acınacak hallerine ağladım” diye yazar.
Nursi müstesna değildir. Bugünkü İslami hareketinin kurucu babalarının hemen hepsi Osmanlı taşrasından gelmişlerdir: Abdülhakim Arvasi, Mehmed Zahit Kotku, Esad Erdebili, Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi... İslami hareketin “üstat” kabul ettiği bu isimlerin hemen hepsi Osmanlı taşrasından çıkmış kişilerdir ve o kültürün yorumladığı biçimde İslam’ı anlatmışlardır.
Örneğin, çevreden İstanbul’a gelenler arasında Türkiye Nakşiliğinin efsane ismi olarak yer alan Mehmed Zahid Kotku, Ehl-i Sünnet Akaidi adlı kitabında “evvela en basit olan yemek âdetimizi unuttuk. Artık medeniyet devri diye masalar, ayrı tabaklar, yemek taşıma servis arabaları var” şeklinde modernleşmenin günlük hayattaki önemli bir yansımasına karşı tepki gösterir. Kotku’ya göre ayrı tabaklardan yemek yahut masada yemek yerli kültüre karşı bir saldırıydı.
Kotku’nun modernleşmeye tepkisini şu satırlardan daha net görmek mümkün:
“Evvelâ o kravat bilmem nereden geldi, o Frenk gömlekleri, o daracık pantolonlarla potin denilen medeniyet ayakkabısı nereden çıktı? Bunlar medeniyet diye içimize girmiş kanımızı, iliğimizi soran [emmek] birer afet.”
Osmanlı modernleşmesini Anadolu’nun geleneksel kültürel havzasında oluşmuş İslami bakış açısı ile “afet” olarak gören bu yaklaşım, zamanla kendince bir tarih okuması üretti.
Büyük ölçüde tarihsel gerçeklerden kopuk bu tarih okuması, son tahlilde bir popüler tarihti ve özünde Osmanlının da kendisi gibi olduğu varsayımına dayanıyordu. Bu yaklaşımın temel özelliği Osmanlının içinde yüzyıllardır barındırdığı kozmopolit, Batıya dönük ve nihayet ‘seküler’ (örfi) dinamikleri yok saymaktır.
Şaşırtıcı gelebilecek nokta ise Osmanlının özellikle entelektüel ve bürokratik düzeyde yüksek kültürünü aslında seküler Kemalistlerin devam ettirmiş olduğudur. Büyük ölçüde Osmanlının şehirli yüksek kültürünü temsil eden çevreler, Cumhuriyetle beraber yeni rejime adapte olmuş ve radikal Kemalist yorumu ile Osmanlı modernleşmesini kendi sosyolojik çevrelerinde devam ettirmişlerdir.
Ancak Osmanlıların modernleşmeci, şehirli ve elit kültürünü temsil eden Kemalist çevreler, Osmanlının kozmopolit yapısını açık biçimde reddettiler. Bu kozmopolit yapıdan bir ulus çıkarmak için sert yöntemlerden çekinmeyen milliyetçi bir ajanda benimsediler.
Ne var ki, bir imparatorluk bakiyesinden bir ulus devlet çıkarma peşindeki seküler Kemalist rejim, Anadolu’yu tarihte hiç olmadığı kadar Türkleştirdi, İslamlaştırdı.
O nedenle Anadolu’nun İslamlaşması konusunda her hangi bir çalışma, Kemalist rejimin müstesna yerini kabul etmek zorundadır.
Sonuç olarak İslami çevreler Osmanlı’nın Batıya dönük ve örfi (seküler) öğeler içeren mirasını reddetmiş oldular. Aksine Osmanlı modernleşmesine kızgın periferinin dinsel ve kültürel yorumunu temel referans olarak kabul ettiler.
Batıcı ve seküler dinamikleri bir şekilde devam ettiren Kemalist çevreler ise kozmopolit Osmanlı geleneğini yok saydılar. Homojen bir Anadolu’nun salt kendi sosyolojik dinamikleri ile Batıcı ve seküler bir rejimi besleyebileceğini düşündüler.
Sonuç olarak, birbiri ile kavga etseler bile İslami kesim ve seküler çevreler Osmanlı geleneğinin işe yarayabilecek temel unsurlarının neredeyse hepsini yok etmiş oldular.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2026
25.01.2026
20.01.2026
13.01.2026
7.01.2026
31.12.2025
24.12.2025
21.12.2025
7.12.2025
16.11.2025