Gürbüz ÖZALTINLI
Memleketçe, her gün her dakika fiyatları konuşuyoruz bugünlerde. Susmak, unutmak istiyoruz; konuşmayalım diyoruz. O sırada tüpçü geliyor, öncekini 120 liraya aldığımız tüp için 260 lira ödüyoruz; hadi bakalım başlıyor bıktırıcı muhabbet. Gerçekten şok yaşanıyor güzide ülkenin her köşesinde. Aslında şakaya gelir tarafı yok. Böyle hızlı, böyle toplu bir yoksullaşma yaşanmadı bu memlekette. Bir yerlerde avuç içi kadar bir çevre zenginleşiyor da olabilir, ama orta üst sınıftan başlayın, piramitin altına kadar inin; ezici çoğunluğun durumunu düşünün. Ağır bir çöküş var, bu çok açık…
Böyle bir sahne, dünyanın her “normal” ülkesinde mevcut iktidarı silip süpürür. İnsanları tutamazsınız, sandığı kaçıramazsınız, kürsülere kolay çıkamazsınız. Tarih olursunuz ve doğrusu pek iyi hatırlanmazsınız.
Ama öyle olmuyor. Bunun, tartışılmaya değer birden çok nedeni var. 2000’li yıllar boyunca tanık olduğumuz tarihsel, sosyo-politik güç değişimleri; kimlik politikalarının ördüğü duvarlar; siyasal kültür; muhalefetin performansı ve belki bütün bunların da üstünde sistematik biçimde tırmandırılan tehdit ve baskıların yarattığı atalet ve gerçek tercihlerin gizlenmesi … Bunların hepsi etkili.
Ben daha çok Erdoğan’ın performansına diktim gözümü.
Türkiye’de kabaca son yetmiş yılda hiçbir siyasi lider böyle uzun bir süre, bu kadar görünür, bu kadar gündemde, bu kadar merkezde olmamıştır. Yani, bir hayli tanıdığımızı sanıyorum kendisini. Herkes gibi ben de, kendimce bazı kanaatler biriktirdim onun hakkında.
Öncelikle şunu ifade edebilirim: Erdoğan, Türkiye siyasetinde tanıdığımız belli başlı liderlerle karşılaştırıldığında entelektüel kapasite, bilgi birikimi açısından sanıyorum üst sıralarda yer almıyor. Tarih, ekonomi, siyaset teorisi, hukuk, yabancı dil, sanat, edebiyat gibi hepimizin âşinâ olduğumuz bilgi sektörlerinden söz ediyorum. Buralarda; Demirel, Ecevit, Özal, Erbakan, Çiller, Baykal, Erdal İnönü, Demirtaş (hattâ, elim yazmaya gitmiyor ama Perinçek) kadar bir müktesebatı olduğunu düşünmüyorum. Yirmi yılda aldığım işaretler böyle. Bunu asla kendisini küçümsemek için söylemiyorum. Sadece toplum üstündeki etkisinin kaynaklarını analiz etmeye, anlamaya çalışıyorum. Zaten, bu kadar süredir bunca badireden geçen ve iktidarı elinde tutan bir siyasetçiyi küçümseyen taş olur.
Erdoğan’ın zaman zaman iddia edildiği gibi “siyasi bir deha” olup olmadığı da siyasetten ne anlaşıldığına bağlı. Pragmatik manevralarına, ittifak değiştirmelerine çokça tanık olduk ama bunlara bakıp kendisine “siyasi ustalık” rütbesi vermek, siyaset dediğimiz faaliyeti ne pahasına olursa olsun gücü korumak diye anlamaktır. Oysa siyaset yapmak, toplumun majör sorunlarını çözme iddiasına sahip olmak demektir. Toplumsal refah; iyi işleyen, güçlü, güvenilir bir hukuk sistemi; etnik, dinsel ayrımcılığın tasfiyesi; özgürce tartışabilen bir toplum; nefret kümeleri yerine duygu ortaklığı… Bütün zorluklarına rağmen bunlarda başarılı olmanın yollarını bulabiliyorsanız üstün bir siyasi akıl ve yetenek sahibisiniz demektir. Yola bu iddialarla çıkılmadı mı? Bu ölçüyle bakıldığında Türkiye’nin 20 yıl sonunda karnesi nedir?
Peki, Erdoğan’ın siyasi macerası nasıl bir yol izledi?
Başka kırılma noktalarını da örnek verebiliriz ama ben üç tanesini seçeyim: Bir, Gezi olaylarında seçtiği yön. İki, FETÖ belâsına karşı, kendisini de çok şaşırttığını sandığım 17-25 Aralık darbe girişimine kadar gösterdiği aymazlık; Cemaatin gerçek niteliğini kavramaktaki yetersizlik. Üç, Bahçeli’nin etkin bir iktidar ortağı olmasını sağlayan ve temsil ettiği güçlere Erdoğan’ı nispeten bağımlı kılan 50+1 Başkanlık sistemini kabul etmesi.
Bu belli başlı tercihler, Erdoğan’ın siyasi bir dehadan çok, aşırı güç tutkunu ve az rastlanılır kapasitede bir “survivor” olduğunu gösteriyor kanımca.
Hâlâ özcü önyargılarıyla yüzleşmeyi aklından geçirmeyen bazı katı laiklerin sandığı gibi, Erdoğan’ın bu politik seçimlerini ideolojisi belirlemedi. Hepimiz biliyoruz ki ideolojik müktesebatı İslami öğreti içinde şekillenmiş bir siyasetçi kendisi. Milliyetçiliği ümmeti bölen kavmiyetçi bir sapma olarak gören, “her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldığını” söyleten bir fikir ve değerler dünyasından geliyor. Nitekim son 25-30 yıl içinde Kürt ulusallaşmasına karşı Kürt sosyolojisi içinde alternatif siyasal güç yaratabilen tek Türk siyasetçisi olmayı başarabilmesini, bu kimliğine borçlu.
Bugün tanık olduğumuz; dış dünyayı varlığımıza kasteden düşman güçler olarak tahayyül eden sert otoriter milliyetçiliği popülist söyleminin merkezine yerleştirip, (Alper Görmüş’ün deyimiyle) üstünü az İslami motiflerle çeşnilendiren politik söylemi, onun ideolojik köklerinden bir sapma aslında — ve bunu ona yaptıran şey, iktidar tutkusu.
Özetle, onun “başarı”sının altında ideolojik sadakat, siyasal deha ya da entellektüel kapasite değil, hakkını verebildiği yeteneklerle donatılmış güç tutkusu yatıyor. Bu büyük “survival” kapasite sayesinde ideoloji ve politika değiştirmekte zorlanmıyor. Bir ustalık atfedilecekse kendisine, “koşullara adaptasyon ustalığı” uygun gözüküyor.
Buram buram otoriterlik saçan enerjisi, vücut diline ve söylemine tam yansıyan özgüveni, risklerden kaçmayan cesareti, ne söylerse söylesin, dinleyenlere, söylediklerinin doğru olduğuna dair kendi iç dünyasında sarsılmaz bir inanç taşıdığını düşündürten stili… Bunlar onu, kendisini sevmeyenlerin bile gözünde, kolay yenilmez bir irade; bir “survivor” oyunu ustasına dönüştürüyor. Hepimiz gördük ki iç ve dış politikada defalarca yön değiştirdi; bir zamanlar büyük bir inançla söylediklerinin tam tersi sözleri yine aynı inançla seslendirdi. Bu çelişkiler onun inandırıcılığını çok zayıflatmadı. Evet, hem bu rota değişiklikleri, hem aşırı keyfi hukuk tanımaz pratikler, muhafazakâr çevrelerden de tepki gördü. Nitekim bu tepkiler açıkça partileşmelere; muhalif söyleme de dönüştü. Fakat geniş kitleler söz konusu olduğunda bugün artık desteğinde bir aşınmadan söz edebiliyorsak, bunun esas nedeni, tanık olduğumuz çelişki, tutarsızlık ve hukuksuzluklardan ziyade ekonomi yönetimindeki irrasyonalitesi ve büyük başarısızlığıdır.
Başa dönersek; dünyanın her normal siyaset sahnesinde iktidarı darmadağın edecek bir çöküş yaşıyoruz. Bizde de gidiş öyle. Ama yine de hak ettiğinden ağır ilerliyor süreç. Bunun tartışılmayı hak eden “nesnel-tarihsel” nedenleri olduğundan da bahsettim. Ama ben Erdoğan’a baktıkça, sayısız siyasi dinamiğin içinde “lider profili” diyebileceğimiz etkenin de toplumların hayatında ihmal edilmez bir faktör olduğuna bir kere daha inandım.
İşte buna kader deniyor.
Survivorlığın değil demokratlığın, uzlaşmacılığın, daha az tutku daha çok sağduyunun makbul sayıldığı bir tarihte ve coğrafyada yaşamak isterdim.
Her şeye rağmen böyle bir kültürün burada da taşıyıcıları olduğunu biliyoruz.
Umut onlarda…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023