Gürbüz ÖZALTINLI
Önceki yazıda, yaygın kültürün hukuku önemsememek olduğunu ileri sürmüştüm. Sizin de gündelik görüntülerine tanık olduğunuza inandığım “hukuk şuuru”, dünyanın her köşesinde karşımıza çıkabilecek bir rastlantısallığı, münferitliği temsil etmiyor. Karakteristik denebilecek bir yaygınlığa sahip ve “kültür” olarak okunmayı hak ediyor.
Bu durumun nedenlerini anlamaya çalışmak gerekir.
Sanırım, hukuk dediğimiz normlar dünyasıyla, toplumun gelişimi arasında olması gereken doğal ilişkideki kırılmanın önemli bir payı var bunda. Yani, sadece modern hayatın kaçınılmaz kıldığı karmaşıklık değil, toplumsal deneyimle organik bağ eksikliği de, toplum-hukuk ilişkisinde bir yabancılaşma efekti yaratıyor.
Kuşkusuz hiçbir coğrafyada sosyo-ekonomik değişimi bütün toplum aynı hizada karşılamıyor. Değişimin özneleriyle, muhafazakâr direnç birarada oluyor. Fakat bu ayrım, o süreçte oluşan normların o toplumun malı olmasını, genel bir ihtiyacı karşıladığına olan inancı, dolayısıyla da sisteme olan doğal saygıyı engellemeyebiliyor. Yaşayan kültürü esas alan bir “rıza” mekanizması bunu sağlıyor. Değişimi sürükleyen sosyoloji ne kadar güçlü ve yaygınsa ve hazım mekanizmaları ne kadar elverişliyse, bu süreç o kadar sancısız, kırılmasız ilerliyor.
Reformlarla ithal edilen, toplumda geniş bir karşılığı olmayan, otoriteyle uygulanan hukuk, ne yazık ki aynı şansa sahip olamıyor. Kültür, hukuka meydan okuyor.
Aradaki makasın, düz ilerleyen bir “gelişme” süreciyle kapanabilir olduğu varsayımı da oldukça sığ.
Modernleşmede elitlerin iradesini aşırı abartan bakışın gözü “kalkınma” ve “eğitim”den başka bir şeyi görmez. Buna göre, elitler toplumun ilerlemesi için gereken kuralları vazederler. Bu normlar meşruiyetlerini toplumun kabulünden değil, elitlerin “ilerleme” idealinden alırlar. Toplumun bu kurallara başlangıçta direnmesi doğaldır. Ancak, zenginleştikçe ve eğitim yoluyla “ilerledikçe” bu direnç kırılır ve modern hukuk tüm toplumsal dokuya nüfuz eder.
Bizim toplumsal deneyimimizin bu varsayımı teyit ettiğini söylemek pek mümkün gözükmüyor.
Normlarla kültür çatıştığında otoriteye iki seçenek kalıyor. Ya normların hak ettiğinden çok daha sert, orantısız yaptırımlara yönelmek, ya da fiilen esneyerek normların işletilmesinden taviz vermek. Bu, öyle bir sarmal ki, her iki yöntem de normlarla kültürün barışması yerine güvensizlik ve yabancılaşmayı çoğaltıyor. Böylelikle, hukukla kültürel alışkanlıkların uyumsuzluğundan doğan sisteme güvensizlik, sirayet ederek genişleyen bir yaşam kültürüne dönüşebiliyor. Kuşaklar boyu aktarılan bir miras oluşabiliyor.
Normların uygulanması geleneğinin oluşmasını güçleştiren “rüşvet”ten hepimiz çokça söz ederiz. Teklifim konuyu tersinden düşünmek olacak. Rüşvet, acaba hukuku ciddiye almayı engelleyen yabancılaşmanın etkisiyle bu kadar yaygın bir “müessese”ye dönüşmüş olabilir mi? Yabancılaşma üzerinde çoğaltan etkisi yapan ve böylelikle kendisini baş edilmez biçimde kalıcılaştıran başka bir sarmalla da karşı karşıya olduğumuz düşünülebilir mi?
Öyle ya, normları uygulamakla yükümlü olanlar da dâhil, hepimizin toplumsal bilinçaltımızda dışarıdan baktığımız bu düzeni, hemen şuracıkta biz bizeyken alan razı veren razı alışverişiyle aşıversek bunda ne kötülük var? Çoğumuzun, trafikte radara yakalandıktan sonra “bir çorba parasıyla”konuyu kapatmakla kalmayıp, “memur bey”in büyük bir sevecenlikle “şuraya kadar hiç radar yok, orada dikkat edin” diye fazladan bir “iyiliğine” dair öyküler duymuşluğumuz vardır. Birisi kusurlu, diğeri normun uygulanmasından sorumlu iki öznenin birbirlerine sarılıp öpüşecek kadar el ele verip bir sisteme karşı işbirliği yapmasında elbette ortada dönen çıkarın bir payı vardır, ama“yabancılaşma geleneğinden” gelen bir “meşruiyet” olmasa bu kadar pişkinlik beklenir bir şey midir? Kaldı ki, memurun ceza kesmemesi ve hatta yardımcı olması için her zaman araya bir çıkar girmesinin gerekmediğini de çok tecrübe etmişizdir. O belki “iyi bir insan” olduğu için, ya da “bir daha kusur işlemeyeceğimize” kendisini inandırabildiğimiz için, hatta sırf “hemşeri çıktığımız”için yolumuza devam edebildiğimizi biliriz. Tanık olduğumuz şey, “memur”la sivilin modern devleti kolayca dışarıda bırakabilme, ayaküstü bir “sivil dayanışma” kurabilme kabiliyetidir. Sivil ideolojinin kamu görevlisini de kapsayarak modern hukuka baskın çıkabilme hâlidir.
Elbette tekil normlarla kurduğumuz mantık ilişkisinden söz etmiyorum. Çünkü, toplumun hukuk algısı tek tek normlar üzerine derin düşünmekle, bilgilenmekle oluşmuyor. Örneğimizden gidersek, süratli araba kullanmanın insan hayatını riske soktuğunu hepimiz biliriz. Rüşveti verip geçen de bilir. O norm o hâliyle ahlaken de kabul edilebilir bir normdur. Fakat asıl önemlisi, ahlaken onayladığımız o tekil normun bizi bağlamasından ilk fırsatta kaçma isteğimizi gayrı ahlaki bulmayışımızın sebebinin ne olduğudur. İşte bu, genel olarak hukuk sisteminin organik bir ürün olmamasının yarattığı bir“bağlanma eksikliği” geleneğidir. Gücünü ve meşruiyetini yaygın toplumsal kültürden alır. Bir normu rüşvetle aşmış oluşumuzu, neredeyse “gurur duyduğumuz”, eşe dosta övünerek anlatabildiğimiz bir başarı öyküsüne çeviren şey, bu kültür dediğimiz algı evrenidir. Kültür, her şeyden daha çok “duygu” anlamına gelir. Bir bütün olarak hukuk dünyasıyla kurduğumuz “duygu ilişkisi”, saygı, bağlanma, benimseme üzerine inşa edilmemiştir. Ve bu duygu, tek tek normlara hak verebilen mantığımızdan çok daha belirleyicidir.
Türkiye’nin hızlı kentleşen, aşırı nüfus akışının yaşandığı bir ülke olmasının da sözünü ettiğim hukuk“duygusu” üzerinde etkisi olduğu kuşkusuzdur. Kentler, modern hukukla gelenek ordusunun buluştuğu yaşam alanlarına dönüşmüştür. Bu buluşma, geleneğin dönüşmesine sahne olduğu kadar,“düzene yabancılık” kültürünü de besleyen dinamiklere yol açmaktadır.
“İmar Kanunu”, “Çek Yasası” gibi kimi spesifik örneklerden de giderek, toplum-hukuk ilişkisinin kırılganlığını irdelemeyi düşünüyordum.
Ancak, yerim “dar”.
Cumartesi buluşalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023