İbrahim Kiras
Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasının hem asıl hem de usul bakımından kabul edilemez bir idari kararla apar topar iptal edilmesinin ardından tüm Türkiye’yi şoke eden gözaltı hamlesi her bakımdan endişe verici. Toplumdaki hukuk duygusunu da yargıya güveni de derinden sarsan son derece talihsiz ve vahim bir müdahale bu.
Ancak ana muhalefet partisinin cumhurbaşkanı adayı durumundaki İBB Başkanına yönelik malum yargı süreci ve diğer olağandışılıklar tabiatıyla cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğrudan ilişkili bir konu. Bunu göz önünde tutmak ve gelecek projeksiyonlarını bu perspektiften kurgulamak durumundayız.
Aslına bakarsanız, Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimleri daima siyasi kriz süreçleri olmuştur. Atatürk’ün yerine İnönü’nün seçilmesinden başlayarak bu makamda kimin oturacağı meselesi hep kavga konusu olmuştur. Bu ülkede cumhurbaşkanlığı seçimleri hiçbir zaman olağan şartlarda gerçekleşmemiştir. Hiçbir seçim kavgasız gürültüsüz geçmemiştir. (Söz konusu kriz süreçleriyle ilgili olarak Prof. Hikmet Özdemir’in “Atatürk’ten Günümüze Cumhurbaşkanı Seçimleri” başlıklı eserinde ayrıntılı bilgi ve belge bulunabilir.)
Cumhurbaşkanlığı makamı -belli dönemlerde sembolik bir değer de taşısa- devlet hiyerarşisinde son basamak, siyaset piramidinin zirvesi olarak her siyasetçi için daima “kızıl elma” anlamına geldi. Bugün ise cumhurbaşkanlığı makamı, bırakın sembolik olmayı, bütün iktidarın temerküz ettiği en güçlü pozisyon.
Dolayısıyla tarihi boyunca hep kavga konusu olmuş, uğrunda canlar yakılmış, hiç kimseyle paylaşılmak istenmemiş bir makamın önemi eskisinden kat kat daha fazla. Bu bakımdan, daha önce olmaz denilen şeylerin olma ihtimali de artık daha fazla.
Peki, son genel seçimin üzerinden henüz iki yıl geçtiği halde niçin daha şimdiden harıl harıl seçim konuşuyoruz? Atmosfer niye seçim atmosferi?
Anketlere göre vatandaşların yüzde 60’ı sandığın hemen kurulmasını istiyor. Bu olağandışı bir durum. Siyasetçi her zaman erken seçim isteyebilir ama vatandaşın erken seçim talebi normal değil. İşinde gücünde, ekmeğinin peşinde olan ahali ikide bir sandık başına gitmekten hoşlanmaz çünkü.
Peki, erken seçim talebindeki yükselişin sebebi ne? Ekonomi mi? Evet, seçimden önce verilen sözlere rağmen, sorunların bir türlü düzelmemiş olması önemli bir sebep mutlaka. Düzelmeyi bırakın, yoksullaşmanın artarak sürmesi, seçim öncesi verilen sözlerin tutulmaması vatandaşta “Bir an önce gelsin artık şu sandık” duygusu uyandırmış görünüyor.
Gelgelelim ekonomi alanındaki sıkıntıların çözümü hususunda maalesef bir “başarı” elde edilemediği için başka alanlardaki birtakım “başarı”ların konuşulmasını istiyor hükümet. Söz gelimi Suriye’de yaşanan rejim değişikliği veya Türkiye’de başlatılan “İmralı süreci” gibi siyasi gelişmeleri kendi başarı hanesinde görmemizi istiyor.
Toplum genelinde bu konularda hükümete belirli bir desteğin olduğu söylenebilir gerçi ama vatandaşın gündelik hayatına dair hiçbir iyileşme olmamasının yüksek dozda bir bıkkınlık oluşturduğu ortada. Suriye gündeminin ekonomi gündemini unutturması fazlasıyla zorlaştı artık.
Ancak toplumun böyle erkenden bir seçim atmosferi içine sokulmasının en az ekonomideki sıkıntılar kadar önemli bir sebebi daha var. Bu sebep erkenden muhalefete yönelik hamlelere girişilerek gündemin aşırı bir tonda politize edilmesi.
Hükümet siyasi rakipleriyle uğraşmak yerine kendi işine gücüne yoğunlaşsa, vatandaşın “Bir an önce sandık gelsin” talebi bu derecede yüksek seviyelerde olmazdı büyük ihtimalle.
Muhalefet belediyelerinin “silkelenmesi”, rakipler üzerinde yargı kıskacı oluşturulması, siyasi figürlere yönelik gözaltıların ve tutuklamaların sıradanlaşması, bir partinin genel başkanının hapse atılması vs… gibi “seçmenin iktidar değiştirme yetkisini rehin alacak çapta” uygulamalar vatandaşta “Sorun bakalım, ben ne diyorum bu konuda” tepkisi uyandırmış görünüyor. Halihazırda Türkiye’de seçimle gelinen en önemli ikinci makamın sakini ve birinci makamın namzedi olan İmamoğlu’na yönelik süreç de bu psikolojiyi beslemeye devam edecektir.
Diğer yandan, kendisine yönelik eleştirileri derhal susturabilen, rakiplerini tasfiye edebilen ama çözmesi gereken sorunları çözemeyen, dahası son genel seçim öncesinde verdiği sözleri unutan bir iktidar görüyor karşısında vatandaş.
Genel seçimden hepi topu dokuz ay sonra yapılan yerel seçimde bile seçmen bu yöndeki tepkisini göstermiş, iktidara son derece sert bir uyarıda bulunmuştu. Ama o günden bugüne değişen bir şey olmadı.
O seçimde verilmiş olan mesajın alınması ve bunun gereğinin yapılması yerine o seçimde halktan oy alıp göreve gelen belediye başkanlarının kimileri iktidar partisine transfer edildi, kimileri hapse atıldı, bir kısmının da yerine kayyum atandı. Yani seçilenlerle ilgilenildi, seçenlerle, onların ne söylediğiyle veya ne istediğiyle, ilgilenilmedi.
Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimi için de aynı yaklaşım gözleniyor. Rakip adayları bertaraf etmeye yönelik işler yapılıyor ama onlara oy vermesi muhtemel kitleyi ikna edecek bir şeyler söylemek düşünülmüyor. Siyaset yapılmıyor, siyaset mühendisliği yapılıyor. Çünkü galiba artık siyaset yapma gücü de kalmadı, imkanı da. Mevcut “Türk tipi” Başkanlık rejimiyle bu kadar oluyor herhalde.
Peki, bu gidişle ne olur? Şöyle anlatayım: 2023 genel seçimi öncesi uygulanan sandık ekonomisi sayesinde tüketici güven endeksi 90 puanın üstüne çıkmıştı. (Ekonometrik analizler itibarıyla bir seçim sırasında tüketici güven endeksi 90 puanın üzerinde ise iktidar partilerinin sandık başarısı elde edebildiği, 90 puanın altında ise muhalefetin kazandığı görülüyor.)
O dönemde “köprüden önceki son çıkış” olarak görülen genel seçimde eldeki barutların tümü atılıp tüketilmiş olduğu için dokuz ay sonra gerçekleşen yerel seçimde tüketici güven endeksi 80 puanın bile altındaydı. Yani 2024 yerel seçiminde “muhalefetin başarısı” gibi görünen tablo aslında iktidarın kendi kendine ürettiği sonuçtu.
TÜİK verilerine göre tüketici güven endeksi bugün yüzde 82 civarında. Bunun anlamı vatandaşın ekonomideki sorunları daha fazla hissediyor ve mevcut iktidarın buna çözüm üretebileceğini düşünmüyor olmasıdır.
Demek ki vatandaşı rahatlatacak işler yapmak yerine siyaset mühendisliğiyle meşgul görünmenin arzu edilmeyen sonuçları ortaya çıkabilir.
Daha açık konuşacak olursak, “Suriye, Filistin, ihalar sihalar…” diyerek oyunu alabildiğiniz dar kitlenin desteğinin yetmeyeceği bir süreçte ana sorunlar çözülmeden, yalnızca karşınıza çıkması muhtemel aday adaylarını yoldan kaldırarak seçim kazanmayı düşünmek hayalcilik olabilir. Bu tutumun doğurduğu tepki adayın kim olduğuna bakmaksızın sandığa yansıyabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları



















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
3.02.2026
27.01.2026
27.01.2026
24.01.2026
22.01.2026
20.01.2026
17.01.2026
15.01.2026
13.01.2026
6.01.2026