İhsan DAĞI
General Pinochet adını duymuşsunuzdur; 2006 yılında 91 yaşında öldüğünde ev hapsinde tutuluyor ve yargılanıyordu. Suçu, darbe yapmak, onbinlerce kişinin işkenceden geçirilmesi ve binlerce insanın öldürülmesi emrini vermekti.
Hikâyesi uzun; seçimle iktidara gelen sosyalist Salvador Allende hükümetini 1973’te Amerika’nın desteklediği askerî bir darbeyle devirmiş, 17 yıl ülkeyi demir bir yumrukla yönetmişti. Pinochet’nin darbesi 11 Eylül tarihliydi. Yedi yıl bir gün sonra ‘bizim Pinochet’ler işbaşı yapacaklardı. Soğuk Savaş yıllarında ülkesindeki sosyalist ve liberal unsurlara savaş açmıştı. O bir anti-komünistti. Komünizme karşı mücadelede ilahi bir misyon yürüttüğü*ne inanıyordu. Liderliğini yürüttüğü cunta ilk yıllarında 150 bin civarında muhalifi tutukladı. İşkenceden geçirilmeyen yok gibiydi. Costa Gavras’ın Missing (Kayıp) filmi kimi unutulmaz sahneleriyle Pinochet’nin Şili’sindeki ölüm ve işkenceler hakkında fikir verebilir izleyenlere.
Tıpkı ‘bizimkiler’ gibi o da askerî diktatörlüğe uygun bir anayasa yaptı, kendisini de cumhurbaşkanı ‘seçtirdi’ elbette. 1988 yılında, darbeden 15 yıl sonra diktatörlüğünü halka bir kez daha onaylatmak istedi (dünyaya karşı meşruiyet arayışına girişmişti ve destekçisi Amerika’yı alacağı ‘popüler destek’le etkilemek niyetindeydi). Bu defa Şili halkı ‘hayır’ dedi. İki yıl daha iktidarda kaldı. Dünya ‘yeni bir demokratikleşme dalgası’ndan geçerken Şili yeni cumhurbaşkanını seçti 1990 yılında.
Şili’de askerî diktatörlükten demokrasiye ‘geçiş’ bizim tecrübemizden farklı değildi. Pinochet, 1998’e kadar darbe yaptığı ordusunun başında genelkurmay başkanı olarak kaldı (kendi yaptığı anayasa böyle yazıyordu). Bildiğiniz ‘vesayet rejimi’ işte… Aynı kuşağın bizdeki darbecisi de 1983’te ‘sivil yönetim’e geçilince kendini cumhurbaşkanı seçtirmiş, cunta üyelerini de ‘cumhurbaşkanı konseyi’ yapmış, yargılanamayacaklarını anayasa maddesi haline getirmişlerdi, hatırlarsanız. 1998’de de ‘hayat boyu senatör’ olarak and içti Pinochet (malum, anayasa öyle diyordu). Böylece onca cinayet, işkence ve soyguna rağmen ‘dokunulmaz’lığını sürdürdü. Uzun sürmedi ‘dokunulmaz’lık. 1998 yılında, yani Pinochet 83 yaşında İngiltere’de bir seyahatteyken İspanyol yargıç Baltazar Garzon, eski Şili diktatörünün İspanya’ya iadesini istedi. Suçu, askerî yönetimi altında bazı İspanyol vatandaşlarına işkence yapılmasıydı. İspanyol yargıç, üç-beş vatandaşının hesabını soruyordu yıllar sonra! Tartışmalar alevlendi, suikastlar, operasyonlar ve işkencelerle ilgili yeni belgeler açığa çıktı. İngiltere’de ev hapsine konuldu. Yaklaşık iki yıl süren bir sürecin sonunda mahkeme Pinochet’nin yargılanması için sağlığının elvermediğine karar verdi. Şili’ye döndü ama yargıdan daha fazla kaçamadı. Dokunulmazlığı kaldırıldı ve birçok davadan yargılanmaya başladı. Bu arada milyonlarca dolar servet gizli hesaplarda bulundu. Bunların arasında Pinochet’nin adına bir Hong Kong bankasının kasasındaki 10 ton altın da vardı. Darbe, cinayet, işkence ve soygun; askerî diktatoryanın ‘evrensel’ hikâyesi... Ölümünden sonra bile yakınları ve ‘silah arkadaşları’ bu gizli hesaplardan dolayı yargılanmaya devam ettiler. Son yaş gününde yaşananların ‘siyasal sorumluluğu’nu üstlendiğini ilan etti. Cinayetten, işkenceden yargılanıyordu, ev hapsindeydi. 2006 yılında öldü. Dönemin cumhurbaşkanı Michelle Bachelet ‘eski cumhurbaşkanı’ için devlet töreni yapılmasına izin vermedi. Bachelet’in kendisi ve annesi Pinochet’nin işkencelerinden geçmiş aktivistlerdi. Babası da 73 darbesinin ardında işkence altında kalp krizinden ölmüştü.
Bachelet, Pinochet’ye devlet töreni yapılmasına müsaade etmedi ama ‘silah arkadaşları’ Pinochet’yi askerî törenle uğurlamayı ihmal etmedi. Viva solidaridad!..Belki de en önemlisi, ölümünün ardından Pinochet’nin oğlunun söylediğiydi: “Babam, mezarının düşmanları tarafından tahrip edileceğinden korkardı. Mezarı olmayacak, cesedini yakacağız.” Darbecilik zor zenaat. Ama burası Türkiye, bizimkiler rahat olsun.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Suriye’de Türkiye’nin öncelikli hedefi ne?
13.01.2025 - Neden normalleşme?
10.05.2024 - Seçimin kazananları, kaybedenleri
11.04.2024 - AKP’nin ve Türkiye’nin Çıkış Yolu: Yeni Anayasayla Parlamenter Rejime Dönüş
8.04.2024 - Atatürk realitesi ve Atatürkçülük: Yeniden düşünmek mümkün mü?
3.01.2024 - İYİ Parti ne yapmaya çalışıyor?
25.12.2023 - Medeniyetler çatışması, Batı karşıtlığı ve İslamcılığın yeniden inşası
13.12.2023 - Erdoğan’ın AKP’ye ihtiyacı var mı?
16.10.2023 - Dört yanımız düşmanlarla çevriliyse ne yaparız?
9.10.2023 - Muhalefet nereye?
17.06.2023
Yazarlar
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları

































































Hrac Madooglu
Biden gercegi soyledi. Turkiye ISiD ve Al Kaide uzantisi fanatiklere her turlu destegi verdi, bunu bilmeyen de yok zaten. Tabi, Erdogani rezil etmis oldu ve bunun icin de ozur diledi ama bu gercegi degistirmez. Hukumetin besleyip buyuttugu cakallar Kurtlerin basina bela oldu. Kurtler kahramanca savasiyorlar ve onlardan baska da bu seriatci katillere karsi koyan yok. Suriye ve Irakta Kurtleri, Alevileri, Ezidileri ve Hristiyanlari yok etmek istiyorlar, bu da hukumetin isine geliyor. Kilini bile kipirdatmadan besledigi canavarin yaptiklarini seyrediyor hukumet. Bu olaylar da gosterdi ki Kurtlerin en buyuk dusmani Turkiye.