İlker DEMİR
Devlet, "Savaş, şehit ve gazilerimizin son damla kanı yerde kalmayana, son terörist temizlenene kadar sürecek" diyor.
Kanın son damlası nerede, son terörist kim?
Yıllarca bitmedi bu son!
Yetmedi mi, bu feodal, kan davası devrinden kalma postalar?
Halk bıktı TC kurulduğundan beri bu tür şiddet üreten cümlelerden.
Şehit, gazi, acı ve gözyaşı üreten bu politik vizyon ülkeyi bu hale getirdi, hala devam ediyor.
Kim haksızlığa muhalefet ediyorsa, "bir avuç çapulcu, eşkiya, şaki, terörist veya bölücü" oluyor.
Nedeni sorulmuyor, sorun enine boyuna tartışılmıyor, "karşı gelenler, karşı gelmiş demektir, ezilmelidir" deyip geçiliyor, hemen şiddet yolu seçiliyor.
Hikayenin sonu da belli; devlet için ölenler şehit, yaralanan gazi; muhalif ölüler, devletin "üst" makamlarınca hain, terörist, devletin lümpen makamsızlarınca leş oluyor.
Halk yanlış seçeneklere yönlendiriliyor, kutuplaşma olsun isteniyor.
Devletin atadığı bu sıfatlarla çözüm diye öne sürülen, o anda hakim anlayışa göre, kısmi değişimler, iade-i itibarla hain olan ulu, ulu olan görünürde hain olmasa da devlet eşitlerinden biri oluyor.
Ama iktidarı elinde tutan kim, hangi sınıf ve renk olursa olsun şehit ve gazi sıfatı demirbaş.
Şehit ve gazi olmanın gerekçesi de demirbaş oluyor, devletin bekası adına!
Devletin bekasını korumanın amacı vesayeti/iktidarı korumak olduğu için, vesayet makamları değişse bile koruma değişmiyor, Türkiye halkları ağırlaştırılmış müebbetle beka korumaya mahkum yaşıyor.
İktidar olan ömür boyu iktidardan gitmek istemiyor.
Ama olmuyor!
İdam cinayetse, her idam cinayettir.
Ölen saygıyla ya da kötü duygularla anılabilir; o göreceli, ama her can kaybı bir ölüdür.
Ölüm doğru tanımlanmazsa, nitelik ta baştan onaylı veya mahkum, görüş bildirmenin yolu kanunla ve sıfatla tıkanıyor.
Devlet hukukla yönetiliyorsa, ölüleri hukuka göre tanımlamak zorunlu.
Hukuken tüm ölüler eşittir.
Ama bu ülkede halk hukuku yaşayamıyor.
Oysa ülkenin Avrupa'ya ayak basmamış ailesi yok ve halkın çoğu mesela demokratik dünyada askerliğin zorunlu olmadığını biliyor.
Ama bunu dile getiremiyor.
Halk en silahlı, en savaşçı örgütlerde bile ölüm, ölme ihtimali yüksek bir mevziye gidilmesi, gönüllü olduğunu da dile getiremiyor.
Henüz yaşamın ayıntılarına hakim olmayan 20'li yaşlardaki bir genci yetiştiği kutsallar içinde tercihe zorunlu bırakmak nasıl doğru bir tutum oluyor?
Doğru değil çünkü ne devlet ne de bu ana muhalefet şehiti halka, gençlere maalesef anlatmıyor.
Şehitlik, dinen yüce bir makam.
Sözlüklere göre şehit, Arapça şahid sözcüğünden türeme bir sıfat; din, Allah yolunda ölen kişi.
Sıhah ve Kamus isimli sözlüklere göre "Allah'ı, dini uğruna ölen kimse".
Antik dil Aramicede de sâhed tanık.
Süryanicede 3. yüzyıldan itibaren sâhed "din uğruna ölen kişi"; fiilin üçüncü hali ashed, hem şahit, hem şehit oldu demek.
İslam yorumcularına göre de aşağı yukarı aynı anlamda ama şehit olmak için Müslüman olmak bir şart.
Türk Dil Kurumu, İslam Ansiklopedisi ve dil uzmanı Nişanyan Sözlüğü dahil tüm tanımlar aşağı yukarı aynı.
Hangi yorum ele alınırsa alınsın, ortaya çıkan şehitin anlamı din, Allah yolunda ölüm.
Hangi tanım devlete uyuyor?
Tanımlara göre devlet ne Allah ne din, dolayısıyla devlet yolunda ölmek şehitlik değil.
Peki o zaman bu ölümüne özendirilen, anaların yüreklerini yakıp kavuran, yaşamını zindan eden şehit haberi beklentisi ne oluyor?
Bu zulümden beter acıyı, bu işkenceyi hangi kitap yazıyor?
Analar, babalar, kardeşler, şehitlik makamına, dine karşı çıkmış olma korkusundan, çocuklar ölmesin deyip canlarına bile sahip çıkamıyor.
Sadece ana ve babalar mı, devlet politikası ve araçları, canlara sahip çıkacak insanları, hain, alçak, terörist damgası, hapis tehditi altında tutuyor, onlar da yeterince sesini duyuramıyor.
Ama dipten gelen dalga bu politikayı onaylamıyor.
Velhasılı devletin inancı dünyevi çıkarlara karıştırmaması gerekiyor.
Devlet kendisi için öleni farklı kılmak için bir tanım üretebilir, taltif edebilir, her aidiyetin yaptığı gibi.
E tabi bu son cümleler ölülerine şehit diyen sol için de geçerli.
Dindarların terimleri dinlere teslim edilmeli.
Yaşamın bekası adına!
Yazarlar
-
Erol KATIRCIOĞLUAKP’nin kutuplaştırıcı politikasının bir sonu var mı? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciDüştük bir kuyuya… 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZMünih Konferansı’nda ABD-AB gerilimi ve Türkiye’nin Kürt eşiği 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTEski Türkiye 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolMÜSİAD’ın cibilliyeti? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanErdoğan’ın hepimize maliyet yaratan inatları 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENPasifik’te savaşın ayak sesleri 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANÖcalan Komisyonu havlu attı 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANVietnam Neden Türkiye’den Çok Daha Mutlu? 18.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞANKARA NE YAPIYOR? 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖcalan’a Özgürlük Komitesi; "Önderliğin Özgürlüğü Olmadan Ortadoğu’da Barış Olmaz"... 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞEşit yurttaşlık, hukuk üretememe, Tanzimat ve AB 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçaySeçimler yaklaşırken AKP’nin üçlü açmazı 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANAksiyon müfettişliği 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRGülme ihtiyacı artıyor, gülme cesareti azalıyor: Toplumsal baskılar mizahın kamusal alanı daralttı m 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇEREmeklinin gözü Anayasa Mahkemesi’nde 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUSiyasal sorumluluk -1: Kaldırılması 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKÜslup sorundan daha derin 16.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.01.2026
19.01.2026
14.01.2026
9.01.2026
5.01.2026
4.12.2025
26.11.2025
31.10.2025
4.10.2025
17.09.2025