Lale KEMAL
Darbeler istikrarsızlık getirdi, ekonomiye darbe vurdu, terörü azdırdı. Darbecilerle işbirlikçi siyasetçiler keselerini doldurdular, olan onlarca yılı kaybolan vatandaşa yani bizlere oldu. 32 yıl sonra bugün, bir hayli gecikmeli olarak Türkiye tarihinde ilk kez bir darbe sanık sandalyesine oturuyor, darısı diğer darbelerin başına. Malum, Ergenekon, Balyoz, İrticayla Mücadele Eylem Planı kod adlarıyla darbe teşebbüsünde bulundukları iddia edilenler de sanık sandalyesinde. Umudum, Türkiye darbelerle yüzleştikçe gelecek nesillerin daha demokratik, refah içinde bir ülkede yaşayacaklarıdır. Ama bunun koşulu, bizim neslin, vatandaşın kesesinden çaldıklarını bize karşı silah olarak kullananların azmini kırmak için mücadele kararlığını sürdürmesinden geçiyor.
İlk kez bugün, 12 Eylül 1980 darbesi yargılanmaya hazırlanırken halen demokrasiyi yerli yerine oturtacak, dolayısıyla askerî vesayeti sonlandıracak yasal reformlar için parlamento çatısı altında adım atılmıyor olması kaygı verici. TSK’nın, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması, askerî darbelere yasal zemin hazırlayan İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin kaldırılması, askerin ideolojik eğitim müfredatının değiştirilmesi gibi kritik yasal reformlar için parlamentodan çıt çıkmıyor. Daha da önemlisi, bugün sanık sandalyesine oturan 12 Eylül darbesinin ürünü 1982 Anayasası’nın yeniden yazımı yolunda başta ana muhalefetteki ciddi irade eksikliği, demokratikleşme sürecinin umulandan daha uzun süreceği işaretlerini verdiği için biraz ümit kırıcı.
Askerin, vesayetin önemli bir aracı olarak kullanageldiği devasa büyüklükteki askerî harcamaların demokratik denetimi için 2010 yılı aralık ayında Sayıştay Kanunu çıktığı halde, TSK bu denetimi güçleştirmek için olanca gücüyle kulis yapmaya devam ederken bir parlamento düşünün ki, silah alımlarını mercek altına alamayacak kadar iradesiz. İngiltere Başbakanı David Cameron, ülkesinin satın alacağı Amerikan önderliğindeki geleceğin büyük uçağı JSF’lerin fiyatlarının çok artmış olması nedeniyle araştırma yapılması talimatını verirken bizde,16 milyar dolara 100 adet JSF alınacağı açıklanıyor, parlamentodan çıt yok.
Türkiye’de hükümetlerin, parlamentoların hesap sormadığı bu silahlarla darbeler yapıldı, komisyon adı altında rüşvetler dağıtıldı, yeni darbeleri hayata geçirmek için toprak altına silahlar gömüldü.
Son yıllarda, mevcut hükümet, silah tedariki süreci üzerinde kontrolünü arttırdı da “kaçaklar,” biraz olsun önlenebiliyor. Silah harcamaları denetlenmediği için hep dışa bağımlı olan Türk savunma sanayii, hükümetin aldığı bir dizi önlemlerle, çok gecikmeli de olsa, dışa bağımlılığı bir nebze olsun azaltırken ancak yeni yeni kritik askerî teknolojilerin yurtiçinde üretimi için kolları sıvayabildi.
AB reformları sayesindedir ki, artık, silah alımlarının neredeyse yüzde 90’ını gerçekleştiren Savunma Sanayii Müsteşarlığı, son iki dönemdir, stratejik planlarını kamuoyuna açıklamak zorunda da, her silah sisteminin bedelini halen bilmesek de toplamda bir fikir sahibi olabiliyoruz. Örneğin, 2012-2016 yıllarını kapsayan ve yeni açıklanan stratejik plana göre, müsteşarlık, 300’e yakın silah sistemi üretimi için geçen yıl 27,3 milyar dolar tutarında (48,5 milyar TL) firmalarla kontrat imzalamış. Miktar bir hayli yüksek tabii ancak en azından bu silahların önemli bölümü artık, Müsteşar Murad Bayar’ın da ifade ettiği üzere, “Beşikten mezara,” formülüyle, Türkiye’de geliştirilmesi, idamesi ve kullanım süresini doldurup envanterden çıkartılana kadar olan süreçte yerli sanayiinin kontrolünde olacak.
2004 politikası, yerli savunma sanayiinin, silah teknolojileri üretir hale getirilmesine dönük bir dönüşüm içine girmesini sağlarken kritik olan askerî sistemlerin yerli üretimi için ancak yeni yeni adım atılabiliyor. Müsteşar Bayar, hükümetin Stratejik Plan çerçevesinde uygulamaya koyacağı yeni politikayı, “Teknoloji ve sanayide derinlik,” olarak açıklayıp, içini şöyle dolduruyor;
“Kritik teknolojilerde Türkiye, yüzde 35’ler civarında dışa bağımlı. Teknolojik derinlik politikasıyla, artık yerli olarak ürettiğimiz silahların kritik olan; motor, pervane, zırhlı çelik gibi hammaddelerini de Türkiye’de üretmeye başlayacağız. Bu hedefi tutturmak için sivil sanayi kuruluşlarının da bu türden teknolojileri destekler kapasiteye ulaşmaları gerekiyor.”
Türkiye, önceki gün açıklanan rakamlara göre, geçen yıl yüzde 8,5 ile Çin’den sonra dünyada en hızlı büyüyen ikinci ülke oldu. Bayar’a, 48,5 milyar liralık silah faturasının bu büyümeye nasıl bir katma değer sağladığını sorduğumda, bunun oranını hesaplamanın zor olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Türkiye yılda silah tedariki için dört milyar dolar harcıyor, silah üretiminde yerli katkı oranını yüzde 52’ye çıkardığımız için bu toplamın iki milyar doları Türkiye’de kalıyor. Silah sanayiinin yaratmakta olduğu bir ekonomik değer ve şirketlerin yarattığı teknolojiler var.”
Silah harcamalarının, aş ve iş şeklinde geri dönmesi için, ekonomiye yük olmaya devam eden askerî firmaların özel sektöre devri de gerekiyor. Bayar bu amaçla adımlar atıldığına da dikkat çekiyor.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016