Levent Gültekin
Son zamanlarda zihnimi kurcalayan şöyle bir soru var: Türkiye’ye zarar vermek, Türkiye’yi zayıflatmak, tahrip etmek yani kötülük yapmak isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
Mesela apaçık kumpaslarla Ergenekon ve Balyoz davalarını TSK’ya operasyona dönüştüren Gülen Cemaati’ne (bütün itirazlara, uyarılara rağmen) göz yumar, devlette kadrolaşmasına destek olurdu.
Cemaat, ülkenin genelkurmay başkanını ‘terörist’ diyerek hapse tıktığında rahatsız olmaz, normal karşılardı.
Cemaatin kirli amacı artık gizlenmez hale gelince de onunla mücadele etme bahanesiyle kurumları paramparça ederdi.
Büyük mağduriyetler yaratarak toplumdaki adalet duygusunu zedelerdi.
Haksızlığa uğrayanların feryatlarına kulak tıkar, bu haksızlıkların FETÖ ile mücadeleye büyük darbe vurduğunu da görmezden gelirdi.
Ceylanpınar’daki polisleri kim şehit etti? Cevap yok
Ülkenin yasayla, hukukla, ortak akılla yönetilmesini değil; itiraza, tartışmaya, eleştiriye kapalı KHK’larla yönetilmesini isterdi.
İnanç, mezhep, kimlik gibi değerler üzerinden yapılan siyasetin bütün dünyada yıkıcı, tahrip edici sonuçları ortadayken Türkiye’de de benzer bir siyaset sürdürürdü.
Mesela, Ortadoğu mezhep ve kimlik savaşlarıyla cehenneme dönmüşken, Türkiye’de bir köprünün adını ‘Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ koyarak mezhep çatışmasını Türkiye’ye sıçratmayı denerdi.
40 yıldır süren, onlarca evladının canına mal olan, ülkenin enerjisini yiyip bitiren PKK ile çatışmayı bitirecek barış sürecinden çok rahatsız olurdu.
Barış sürecinin tamama ermesini engellemek için, somut adım atılmasına müsaade etmez hatta PKK’nın şehirleri silah deposuna dönüştürmesine göz yumardı.
PKK şehirleri silah deposuna çevirdikten sonra da “Ceylanpınar’da iki polis memuru şehit edildi” bahanesiyle barış sürecini bir günde sona erdirirdi ki ülke çetin bir çatışmanın ortasına sürüklensin.
“Bahane” diyorum çünkü geçen hafta o polisleri öldürdüğü ileri sürülen bütün şüpheliler beraat ettiler ve o polisleri kimin öldürdüğü bilinmez hale geldi.
Diğer taraftan toplumdaki çatışma, tartışma son bulmasın ülke gerçek sorunları ile meşgul olmasın diye inancı siyasetin malzemesi haline getirirdi.
Hukuk, bilim, sanat, teknoloji, eğitim, istihdam, ekonomideki sıkıntılar gibi gerçek sorunlar konuşulmasın, tartışılmasın, bu alanlardaki geri kalmışlığa bir çare aranmasın diye dini, dindarlığı tek tartışma konusu olarak ülkeye dayatırdı.
Toplumu ‘bizden ve onlardan’ diye ikiye bölerdi.
Siyasette kazançlı çıkmak için toplumsal barışı dinamitlerdi.
Özgürlükleri kısıtlar, kamu adına denetleme yani yanlışları söyleme, yetkilileri uyarma görevi bulunan medyayı bütünüyle sustururdu.
İtiraz eden, “Öyle yapma, şöyle yap” diyen herkesi vatan hainliğiyle yaftalardı.
Ülke yönetiminde liyakatin değil itaatin esas alınmasını ister, bu koşullarda işini yapamayan, ülkenin yetişmiş, kalifiye insanlarının yurtdışına göç etmesini sağlardı.
Bütün yetkinin, gücün tek bir kişide toplandığı tek adam rejimleri ile yönetilen Irak’ın, Suriye’nin, Libya’nın harap hali ortadayken, Türkiye’nin de tek adam rejimine geçmesi için anayasanın değişmesini, hukukun bütünüyle yok edilmesini, TBMM’nin devre dışı bırakılmasını, bütün ülkenin kaderinin tek bir kişinin iki dudağı arasına teslim edilmesini isterdi.
Çünkü bu adım ülkeyi, “O lider varsa ülke var, o lider yoksa ülke yok” açmazına mahkum ederdi.
İçeride bunları yaparken dışarıda da boş durmazdı…
Irak’ın işgali büyük bir yıkım getirdi ve Irak’ın bölünmesine neden oldu. Bundan en büyük zararı da Türkiye gördü.
Irak’ın bölünmesinin, yıkılmasının Türkiye’ye verdiği zarar ortadayken, gider Suriye’nin bölünmesinde aktif rol alır, oradaki ateşe odun taşırdı.
Çünkü Suriye bölündüğünde de bir Kürt bölgesi kurulacağı aşikardı.
İçeride kendi kimlik, inanç, mezhep sorunlarını halledememiş bir Türkiye’nin bunu kabullenmeyeceğini, oradaki yeni yapılarla ilişki kurmakta zorlanacağını ve çatışmaya sürükleneceğini bildiği için, Suriye’nin bölünmesini çok isterdi.
Bunu istediği için ÖSO gibi Suriye’yi bölmeye çalışan karmakarışık bir örgütle ittifak kurarak Suriye’ye savaş açılmasını isterdi.
Suriye bölündükten sonra da diplomatik ilişki kurabileceği Suriye Kürtlerini Türkiye’nin düşmanı ilan eder, onları ABD ve Rusya gibi Türkiye ile çıkar çatışması yaşayan devletlerin kucağına iterdi.
Bu savaşla Türkiye’nin bütün enerjisini, cephanesini tüketmesini bekler, gelen şehit haberleri ile toplumu yorardı ki, Türkiye gerçek bir düşmanla savaşmak mecburiyetinde kaldığında da takatsiz, dermansız kalsın.
Türkiye’yi bir taraftan anlamsız bir savaşın içine sürüklemişken, diğer taraftan da ABD, Almanya, Yunanistan, İran gibi ülkelere meydan okunmasını, Türkiye’nin herkesle kavgalı hale gelmesini isterdi.
Bütün bunları yaptıktan sonra da “Türkiye’nin beka sorunu var”deyip, toplumu korkuyla teslim alıp sağlıklı düşünemez hale getirirdi.
Evet, Türkiye’nin kötülüğünü isteyen birileri olsaydı Türkiye’ye zarar vermek için bunlara benzer daha birçok şeyin yapılmasını isterdi.
İşin acı tarafı tüm bunların Türkiye’ye zarar vermek isteyen birileri tarafından değil, Türkiye’ye iyilik yaptığını söyleyenler tarafından yapılıyor olması.
Peki neden?
Bunun birçok nedeni var. Birincisi, korkularımız, yıllardır ülkemiz için doğru olanı yapmamızı engelledi, hâlâ da engelliyor.
İkinci neden ise, toplumun bütün kesimlerinin zihninde yer etmiş ‘bizden-onlardan’ ayrımı.
Kimlik, inanç, mezhep, ideoloji eksenli siyasi yapılanma, iktidarı ele geçiren kesimi iktidarda kalmaya mecbur ediyor.
Çünkü iktidarı ele geçirmeyi Türkiye’yi ele geçirmek olarak görüyorlar ve bırakmak istemiyorlar.
Bırakırlarsa ülke ‘onların’ ötekilerin, düşmanların eline geçecek sanıyorlar.
Böyle olunca da birinci öncelik Türkiye’nin yararını, kazancını değil iktidarın yararını, çıkarını gözetmek oluyor.
Yani meselenin özeti şu: İktidarı koruyayım derken Türkiye’yi harcıyorlar.
Onun da sebebi ne, biliyor musunuz?
Türkiye’yi tanımıyorlar.
“Türkiye nedir?” diye sorsanız, verecek cevapları yok.
Ülkeyi bir bütün olarak algılamıyorlar ki, bütünlüğünü koruyabilsinler.
Acı ama gerçek.
Biz, Türkiye’yi tanıyan, anlayan insanlar istiyoruz.
Türkiye’nin esenliğini, ağız tadını düşünen… Türkiye’yi ayrımcılık yapmadan, tümüyle tanıyan ve benimseyen bir siyaset istiyoruz.
Eski tarz, devri geçmiş, miadı dolmuş, işlevini yitirmiş, hiçbir fayda doğurmayan siyaset bitti artık.
Dayatmacı siyasetin sonu geldi.
Ayrımcı, bölücü, saldırgan siyasetin ipliği pazara çıktı.
Hamasi laflarla, utanç verici çelişkilerle, duygu sömürüsüyle yapılan…
Kendi vatandaşına üstünlük taslayan…
Her sözünde yaşamı değil ölümü yücelten…
Tehditkar, dar kafalı, gösterişçi, kof siyaset çöpe gitti.
Bakmayın siz çıkardığı patırtıya.
Dikkat edin, çöpten, çepelden başka şey sunamıyorlar.
“Burası bizim çöplüğümüz” diye horozlanmaktan başka şey bilmiyorlar.
Biz, Türkiye olarak işte bu utanç tablosunu değiştireceğiz.
Hepimizi bekleyen vazife bu.
Türkiye, hayırlı evlatlarının harekete geçmesini bekliyor.
Çok geç olmadan.
Vakit kaybetmeden.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023