Markar ESAYAN
Türkiye, akıllıca ve ahlaki bir tercih yaparak Kürt vatandaşların sorunlarını ve PKK meselesini demokratikleşme, inkârın son bulması ve yüzleşme formülü üzerinden çözme yoluna girdi. Bu yol uzun ve sadece PKK’nın sınır dışına çekilmesi ile bitmiş bir konu olmayacak. Demokratikleşme hamlelerinin, yani aslında yeni kuruluşun kritik adımlarının mutlaka atılmaya başlanması ve çözüm sürecinin tüm artılarının kumbaraya girmesi gerekiyor. İlla ki aldatma, samimiyetsizlik ve kurnazlık gerekmiyor, zamanlamada bir hata bile çok önemli bir imkânın kaçırılması anlamına gelebilir. Açık konuşalım, Türkiye geleceğini satın alıyor ve ciddi bir bölünme riskini sıfırlıyor. Eski hâlinde gitmesi durumunda, Türkiye’nin bölünmemesi için mucizelere ihtiyaç duyacaktık ki o mucizeler pek olmuyor. Hükümetin bu işteki en önemli motivasyonunun bu gerçeği görmüş olmasıdır diye düşünüyorum.
PKK ve Kürt vatandaşların hakları sorunu, ana eksen olarak görülse de, zehirli bir devlet mantığını toptan terk etmeye çalışıyoruz. Bu devlet mantığından herkes nasibini aldı. Yanlış bir yere gittiğini düşündüğüm Siyah-Beyaz Türkler ayırımı meselesinde ortaya çıkan algının aksine, Türkler de bu devlet mantığının kurbanıdır ve görünen o ki, böyle yönetilen bir devletten küçük bir azınlık dışında kimseye hayır gelmemiştir. İşte, keşke CHP ve MHP statükoya sarılmak yerine değişime bu noktayı tabanlarına anlatarak eklemlenebilse ve hem yükü, hem de barışın onurunu paylaşabilselerdi. Yine de ümidi kesmemek gerek. Çünkü tabanları partileriyle aynı noktada gözükmüyor.
Bence yakın geçmişin en önemli kırılmalarından birisi, Başbakan Erdoğan’ın Dersim katliamları için özür dilemesi ve bu yüzleşme sürecinde kendisini devletten ayırmasıydı. Yaşanan son on yılda, vesayete verilen müthiş mücadelenin paralelinde Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla devlet suçları deşifre edilmeye başlandı. Geriye doğru gidildiğinde, darbelerin, 6-7 Eylüllerin, siyasi suikastların aslında suikast devleti tarafından organize edildiğini öğrendik ve daha da yolun başındayız. Helalleşmeyi konuşabilmemizin en önemli nedeninin “gerçeği” görerek birbirimizin acılarına vâkıf olmak ve bu acıların bir daha yaşanmaması için tek yolun Türk, Kürt, Müslüman, Hıristiyan demeden demokrasi kültürümüzü geliştirmek olduğunu her gün daha iyi anlıyoruz.
Birkaç gün sonra 24 Nisan 1915’in 98. yıldönümünü idrak edeceğiz. Kürt, Alevi, Müslüman vatandaşların sorunları gibi, 1915 inkârcılığı da bu meselenin bir parçası ve belki de kırılmanın başlangıç noktası. 1913’te Osmanlıcılara karşı darbe yaparak suikast devletinin temelini atan İttihat ve Terakki zihniyeti, yeni cumhuriyetin kuruluşunda da yer aldı ve aynı yöntemler, kemalistler tarafından uygulandı. Hepimiz toplu bir inkâr çukuruna atıldık. İçinde bulunduğumuz yüzleşme- helalleşme sürecinde, 1915’i nasıl karşılayacağımız ve onunla nasıl bir ilişki kuracağımız ise hâlâ pek belli değil. Toplumda derin bir vicdan hareketlenmesi 1915’e bugün çok daha insani bir yerden bakıyor ve bunun büyük bir kazanım olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir Ermeni olarak benim derdim, birarada yaşadığım komşularımla bu acımı paylaşmak ve bu olmadığı için başlamayan yasıma girip bitirmek. Bugüne kadar Kürt’ü, Alevi’yi, Müslüman’ı reddeden mantık, bu acıyı da yok saydı ve Ermeniler 1915 metrelik kuyunun dibinde debelendi durdu. Öfke karşılıklı radikallikleri besledi, konu siyasi bir malzeme hâline geldi.
Konunun hukuki tanımı üzerindeki tartışmalar benim için lüks. Ancak, mesela Türkiyelilerin, Bosna’da 10 bin masum insanın öldürülmesine, Filistin, Sudan, Arakan ve diğer yerlerdeki katliamlara soykırım derken, Ermeni tehcirinde duraksayıp duraksamadıklarını merak ediyorum. “Bir masumu öldüren insanlığı öldürmüştür”, “Arabın Aceme üstünlüğü yoktur” diyen bir inanca gönül veren komşularım, konu Ermeni olduğunda acaba nasıl bir durum yaşıyorlar? Konu Dersim olunca özür dileyebilen bir Başbakan, mesele Ermeni’ye döndüğünde “Benim atalarım soykırım işlemiş olamaz” diyor mu hâlâ?
Konu atalardan açılmışken, ahlaki sorumluluk üzerine de birkaç laf edeyim. Başbakan bu sözü “Soykırım işleyenler zaten benim atalarım olamaz” mantığıyla söylemiş olabilir. Sanırım da öyle. Suç bireyseldir ve hiçbir millet bir suçtan ötürü soykırımcı ilan edilemez. Bu ırkçılıktır. “Türkler, Kürtler soykırımcıdır” diyenler açıkça ırkçılık yapıyorlar.
Biraz empati yapalım. 28 Şubat türünden kararlarla kamudan dışlanan başörtülü onbinlerce kadın, YAŞ’ta ordudan kovulan mütedeyyin askerler, hakları yenen Kürtler, solcular, ülkücüler ve Aleviler... Onlar kamudan böyle kovulurken onların yerini, işini, hakkını kimler aldı?
Söyleyeyim, bizler, geride kalanlar. Bu kararları biz almadık, biz uygulamadık. Hepsine de çoğunlukla karşıydık ve acı da çektik. Ama düzene tabiydik. Tıpkı bir milyon Ermeni’nin yüzlerce milyar dolarlık malı mülkü, seçilen güzel kadınların ve çocuklarının bu ülkede kaldığı gerçeği gibi. Etyen Mahçupyan “Pasif İçicilik” yazısında bunu mükemmelce anlatmış, tavsiye ederim.
Bu nedenle reddettiğimiz atalarımızın suçlarına ortak olmayabiliriz, ama helalleşme görevi bizlere düşüyor. Bu ise yeni bir ahlakı çağırmak, daha doğrusu eski ahlaksızlığı terk etmekle mümkün. Paradan, maldan veya tazminattan asla bahsetmiyorum. Bahsettiğim, içinde bulunduğumuz yüzleşme- helalleşme sürecinin, çok daha derin bir sorgulamayı gerektirdiği.
Bunu da başaracağımıza güvenim tam. Çünkü ben Türkiyeliyim, bu ülkeyi iyi bilirim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları

















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019