Mehmet ALTAN
“Terörsüz Türkiye’den” ve “barıştan” söz ederken birden “kılıca ve savaşa” geliverdik.
Şimdilerde her gece TV’lerde “Türkiye Suriye’de İsrail ile kafa kafaya gelir mi, gelmez mi?” tombalası oynanıyor.
12 yıl öncesinde de aynı şeyler olmuştu…
Basın Tarihi Treni ile dolaşınca hepsini görüyordunuz.
***
Yeniden tehlikeli bir inkıta sürecine girdiğimiz bu günlerde Adalet Çağrısı büyük yankı uyandıran Demokrasi Platformu, bu kez de savaş baronları dışında hiç kimseye bir yararı olmayacak olan bu savaş tamtamlarına karşı “Barış Çağrısı” yaptı.
Resmi siyaseti “barış” olan bir devletin, topluma, bölgeye ve dolayısıyla dünyaya çok olumlu etkilerini hatırlattı.
Ben de Basın Tarihi trenini durdurdum, bu Barış Çağrısına yoğunlaştım.
***
Kavgaya, hakarete, kanlı bıçaklı olmaya çok daha yatkın olan bir ortamda barış çağrısı yapmak hedefine ulaşır mı, merak ettim.
Doğal zekâları bırakıp, bildiriyi doğrudan yapay zekâya sordum.
Sağ olsun, o da beni kırmadı, Demokrasi Platformu’nun Barış Çağrısını derinlemesine değerlendirdi.
***
Yapay Zekânın değerlendirmesini özetleyerek sizinle paylaşmak istedim:
“Türkiye’de Demokrasi Platformu adını kullanan, böyle tanınmış isimlerden oluşan bir grup var.
Ve bu grup, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün hemen öncesinde, 31 Ağustos 2025’te, epeyce yankı uyandıran bir barış çağrısı yayımladı.
Çağrının asıl çarpıcı yanı sanırım barış kavramına getirdiği farklı bakış açısı.
Çağrının ana argümanı, alışılagelmiş o barış tanımlarının biraz ötesine geçiyor. Metin diyor ki barış sadece silahlı örgütlerin şiddeti bırakması demek değildir.
Asıl mesele, devletin başta Kürtler olmak üzere ötekileştirilen veya kendisini öteki olarak hisseden tüm yurttaşlarıyla barışmasıdır.
İşte bu nokta tartışmanın odağını ciddi şekilde değiştiriyor. Silahların susmasının ötesine geçip devlet-vatandaş ilişkisine odaklanıyor.
Bu gerçekten çok önemli bir ayırım.”
***
“Platformun böyle bir çağrı yayınlaması çeşitli endişelerden kaynaklanıyor.
Birincisi, ülke içinde giderek tırmanan bir gerginlik ve toplumsal çatışma potansiyelinden duyulan bir endişe var.
İkincisi, Türkiye’nin uluslararası alandaki saygınlığının ve etkisinin gözle görülür şekilde zayıfladığı tespiti yapılıyor. Bu sadece bir dış politika sorunu değil tabii. Aynı zamanda ülkenin genel imajıyla, yumuşak gücüyle de ilgili.
Üçüncüsü, toplumda özellikle gençler arasında giderek yayılan umutsuzluk ve geleceğe dair güvensizlik hissi. Metinde hatta umut ve güvenin mumla aranan kavramlar haline geldiği gibi güçlü bir ifade kullanılmış. Bu, durumun ciddiyetini gösteriyor.
Dolayısıyla platforma göre iç barış bu olumsuz gidişatı tersine çevirmek için atılması gereken zorunlu bir adım.
Yani bu sadece böyle soyut bir iyi niyet çağrısı değil aslında.
Ülkenin karşı karşıya olduğu somut sorunlara bir çözüm önerisi, bir çıkış yolu olarak sunuluyor.”
***
“İç barış bu tablodan çıkışın anahtarı gibi görülüyor.
Ama platformun vizyonu sadece ülke içini kapsamıyor.
Çok daha iddialı bir resim çiziyorlar, Türkiye’nin potansiyeline dair.
Türkiye’nin o eşsiz coğrafi konumuna vurgu yapılıyor.
Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya arasında bir köprü olması.
Ve aynı zamanda tarihsel mirasına yani farklı kültürleri, inançları yüzyıllarca bir arada yaşatabilmiş o Osmanlı tecrübesine atıfta bulunuluyor.
Bu birikim heba edilmemeli diyorlar.
Türkiye sahip olduğu bu stratejik ağırlığı ve kültürel derinliği sadece kendi sorunlarını çözmek için değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel barışa katkı sağlamak için de aktif bir şekilde kullanmalı.
Doğu, Batı, İslam, Hristiyanlık gibi sık sık karşıtlıklar üzerinden kurulan fay hatlarında birleştirici, uzlaştırıcı bir köprü işlevi görmeli.”
***
“Hatta daha da ileri giderek çağımızın önemli sorunlarına işaret ediyorlar. Avrupa’da yükselişe geçen aşırı sağcı, faşizan eğilimler ve diğer yanda Batı karşıtlığı üzerinden beslenen radikal akımlar.
Türkiye’nin bu tür aşırılıklarla mücadelede de barışçıl yöntemleri, diyaloğu öne çıkaran bir rol üstlenebileceğini, hatta üstlenmesi gerektiğini savunuyorlar.
Yani kendi içinde barışı sağlayan bir Türkiye’nin küresel ölçekte de bir barış aktörü olabileceği fikri var temelinde.”
***
“Bu gerçekten büyük bir vizyon ama sanırım bunun gerçekleşmesi için olmazsa olmaz bir koşul öne sürülüyor:
Önce Türkiye’nin kendi içinde adaleti tesis etmesi ve evrensel hukuk ilkelerine dayalı sağlam bir iç barışı inşa etmesi.
Tekrar altını çizmek gerekirse devletin başta Kürtler olmak üzere kendini dışlanmış öteki hisseden tüm vatandaşlarıyla samimi bir barış sürecine girmesi.
Eğer bu temel atılabilirse bildirideki vaatler oldukça somut.
Ekonomi canlanır, yatırımlar artar, demokrasi kökleşir, kurumlarıyla sağlamlaşır, toplumsal refah artar ve ülke geneline yayılır.
Ve ancak o zaman Türkiye deyim yerinde ise çevresi için bir ilham kaynağı, bir kutup yıldızı, bir çekim merkezi haline gelebilir.
İşin özü, iç barış olmadan dışarıda etkili ve saygın bir rol oynamak mümkün değil diyorlar.”
***
“Bildirinin sonundaki eylem çağrısı ve kullanılan dil de oldukça etkileyici…
Sadece durum tespiti yapmakla kalmıyorlar, somut bir dönüşüm çağrısı yapıyorlar.”
***
“Savaş kelimesini lügatten çıkarıp yerine barışı koymayı, ülkenin kıt kaynaklarını çatışmaya değil barışa, doğaya saygılı kalkınmaya, bilime, sanata, kültüre yönlendirmeyi öneriyorlar.
Ve bunu çok güçlü bir metaforla taçlandırıyorlar. Büyük bir imparatorluğun küllerinden büyük bir barış ülkesi yaratalım, Zümrüdüanka kuşu gibi yeniden açalım kanatlarımızı, yükselelim.
Bu, adeta bir yeniden doğuş manifestosu gibi duruyor. Platformun vizyonunun ne kadar iddialı olduğunu ve mevcut karamsarlığa rağmen nasıl bir umut taşıdığını gösteriyor bu metafor.
Bir nevi, ‘evet durum zor ama imkânsız değil.
Yeter ki doğru adımları atalım’ mesajı veriyor.”
***
Yapay zekânın “barış çağrısı” için yaptığı yorumların özeti aşağı yukarı böyle…
Bakalım “doğal zekâlar” barış için ne söyleyecekler?
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025