Mehmet ALTAN
Siyasal iktidara yönelik ‘hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet’ iddialarını denetlemeyi imkânsız kılan ve ‘yargıyı doğrudan yürütmeye’ bağlayan son HSYK yasa tasarısı TBMM Genel Kurul’una inerken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da beş yıl sonra Avrupa Birliği’nin yolunu tutuyor.
Avrupa Birliği, Başbakan Erdoğan’a, hem yargıya hükümet darbesi yaptığı, hem de HSYK yasasıyla ‘yargıyı yasamaya bağlamaya’ çalıştığı için devlet dersinden çakmış ve bu işin ruhunu hiç anlamamış külhan bir öğrenci muamelesi yapmaya hazırlanıyor.
Erdoğan’ın yolsuzluk soruşturmasını örtmek için çabaladığını yazan Le Monde Gazetesi’nin önceki günkü başyazısında şu ifadeler yer alıyordu:
‘Erdoğan en küçük zorlukta bile iç ve dış düşmanların kendisine komplo düzenlediğini söylüyor.
Demokrasi anlayışı, seçimleri kazandığı sürece devletin ona ait olduğu...
Bu anlayış, kendi hizmetinde bir kamu idaresi olması için tasfiye girişiminde bulunmasına izin veriyor.
İç siyasette 2013 baharındaki eylemlerde gördüğümüz gibi artık en ufak bir muhalefete tahammül gösteremiyor.
Dış dünyada Türkiye’nin birçok komşusuyla zor duruma sokan bir dış politika izliyor.’
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın varlığından ve fikirlerinden bihaber göründüğü Fransız düşünür Baron de Montesquieu, 300 yıl önce ‘Yasaların Ruhu’ adlı eserinde ‘Kuvvetler Ayrılığı’nı açıklamıştı.
Montesquieu, politik gücün ayrılmasını; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılması olarak tanımlamıştı.
Bu bakış açısını da Roma Cumhuriyetindeki ayrılmış güçlerden hiçbirisinin bir diğerinin gücünü elde edemiyor oluşundan almıştı.
Locke da Montesquieu’dan önce, yönetimin mutlak gücünün özgürlükçü ve eşitlikçi bir çerçevede ele alınarak mutlaka belirli bir düzeye indirilmesi gerektiğini ve bunun ancak Kuvvetler Ayrılığı ilkesiyle gerçekleştirilebileceğini savunmuştu.
Locke’un yasama ve yürütme güçlerinin birbirinden ayrılığı olarak açıkladığı Kuvvetler Ayrılığı ilkesi; Montesquieu tarafından yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığı olarak geliştirilmişti.
Montesquieu, iyi bir demokrasi için en iyi hükümet biçimini, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrıldıkları, her birinin bir diğerini denetleyebildiği ve herhangi birinin aşırı güçlü hale gelmesinin engellendiği hükümet biçimi olarak tanımladı.
Modern devletin anlayışının temeli böyle atıldı.
Türkiye Cumhuriyet’i Montesquieu’nün ‘Kuvvetler Ayrılığı’nı hiçbir zaman gerçek anlamıyla uygulamadı.
Demokrasinin özünü oluşturan, bireyi devlete karşı koruyan, gerçek bir denetim sağlayan ‘Kuvvetler Ayrılığı’ buralarda hep ihanete uğradı.
Hep bir ‘görüntü’ olarak kaldı, görüntünün içi doldurulmadı.
Birinci Cumhuriyet bu nedenle hiçbir zaman demokrasi olmadı.
Ancak, 17 Aralık’taki ‘yolsuzluk ve rüşvet operasyonu’ ertesinde, iddiaların araştırılıp soruşturulmasını engellemeye kalkan siyasal iktidar bizdeki ‘görüntü devleti’ de yok etti.
Siyasi iktidar, 12 Eylül rejiminin yok edildiği, AB standartlarında bir demokrasinin hayata geçirildiği demokratik bir cumhuriyet vaat ederek yönetime geldiği halde 17 Aralık’tan sonra elimizdeki titrek görüntülü mevcut yapı da hançerlendi.
O köhne yapının da gerisine düştük.
Mahkeme kararını dinlemeyen bir kollukla, ilk defa Erdoğan iktidarının ‘hukuka yaptığı darbe’ sonucu mümkün hale geldi…
Meclis Genel Kurulu’na sevk edilen HSYK yasa tasarısı kanunlaşırsa, çökertilen ‘görüntü devletin’ tabutuna son çivi de çakılmış olacak.
‘Görüntüsü’ bile kalmayacak olan devlet, ‘Merhum Türkiye Cumhuriyet’i Devleti’ olarak tarihin ‘ölüm ilanları’ sayfasında yer alacak.
Avrupa Birliği bu cinayet karşısında çırpınıyor.
Avrupa Birliği Komisyonu, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısında değişiklik öngören kanun teklifinin AB mevzuatına uygun olmasını sağlamak amacıyla danışmalarda bulunulmasını istemekte…
AB Komisyonu’nun genişleme ve komşuluk politikasından sorumlu üyesi Stefan Füle’nin sözcüsü Peter Stano, Türkiye’nin AB adayı olması nedeniyle ülkedeki gelişmeleri çok yakından izlediklerini belirterek, “gelişmelerin katılım süreci ve kriterlerine uygun olup olmadığına bakıyoruz. HSYK ile ilgili taslağı da Türkiye’de yargının bağımsız ve etkili kalmasını sağlama perspektifiyle inceliyoruz” diyor.
Stano, siyasi kriterlere bağlı kalmanın, Türkiye’nin katılım sürecindeki taahhütleri arasında yer aldığını hatırlatıyor ama ortada devlet kalmadı ki siyasi kriterler söz konusu edilsin.
‘Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının’ temsilcisi olarak ortaya çıkan Başbakan, siyasal iktidarın ‘ ustalık’ döneminde hem devleti yok ediyor, hem de kendi siyasi sonunu hazırlıyor.
Kendi varlığına, sözüne ihanet etmeseydi, ilerde çok başka anılacaktı.
Şimdi kendi başarılı geçmişini yok eden, yolsuzlukların soruşturulmasını engellemek için ‘görüntü devleti’ de çökerten bir otoriterleşme meraklısı olarak bilinecek.
Bu toplumun insanları ise çöken devletlerinin enkazından AB standartlarında bir demokrasiyi, askeriye siyasetine de, din istismarı üzerinden faşizm denemesine de asla geçit vermeyecek yeni bir yapıyı inşa edecekler.
Bedelini ağır bir şekilde ödediğimiz korkunç tecrübeler edindik, askerleri de, dindarları da gördük, demokrasi dışındaki her maceranın eninde sonunda bizi karanlık bir kaosun kucağına bıraktığını acılar çekerek öğrendik.
Çok kandırıldık, çok aldatıldık, çok ihanete uğradık.
Yalancıları, ahlaksızları, katilleri, hırsızları alkışlayarak ezildik.
Bundan üç yüz yıl kadar önce yaşamış bir Fransız düşünürün fikirlerine bile ulaşamamanın bütün utancını yaşadık.
Neler olamayacağını biliyoruz artık, nelerin olması gerektiğini de.
Henüz iktidardakiler bunun farkına varmasalar da bir dönem bitti, görüntü devlet tümden çöktü, yeni bir toplum, yeni bir devlet inşa etmenin bir mecburiyet olduğu yeni bir döneme girdik.
Bu korkunç çatırdılar sizi ürkütmesin, çöken bir cumhuriyetin hafriyatı yapılıyor.
Bırakın hırsızlar son vurgunlarını vurup ganimetlerini kapışsınlar, inşa edilecek yeni yapıda onlara yer olmayacak nasılsa.
*www.gazete360.com sitesinden alınmıştır
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025