Mehmet ALTAN
Bir siyasal iktidar, mevcudiyetini borçlu olduğu anayasal düzene karşı darbe yaptığı vakit kaçınılmaz bir biçimde çıkışı şiddette aramak zorunda kalır.
Demokrasiye ve hukuka dönmesi yargılanması anlamına geleceği için artık sürekli daha fazla suça ve o suçlarla ilgili şikâyetleri durdurmak için de daha fazla baskıya yönelir.
Bu şiddeti ve baskıyı sağlayabilmek için de elindeki devlet imkânlarının hepsini kullanır. Kendi varlığıyla devletin aynı manaya geldiğini iddia ederek bütün muhaliflerini ‘hainlikle’ suçlamaya başlar.
Sonu, bir toplum için hiçbir zaman iyi bitmeyen korkunç bir sarmaldır bu.
Bu talihsizliği yaşamış ülkelerin anayasalarına ‘direnme hakkının’ konması da bu nedenledir.
xxxxxxxxxxxxxxxxx
Biz kendi anayasal düzenine, yargısına, hukuksal yapısına alenen darbe yapan bir sivil iktidara ilk kez şahit oluyoruz.
Namusu ve şerefi üzerine ‘tarafsızlık’ yemini edip, seçimde partisine oy toplamak için sahaya inen ve seçim yaklaştıkça bunu daha da pervasızca yapacağını açıklayan garip ve ürkütücü tavrı da ilk kez görüyoruz.
Sürekli suç işleniyor, anayasa ihlal ediliyor.
Ve çıkmaz koyulaştıkça da sokağa çıkıp temel hak ve özgürlüklerini kullanmak isteyenleri yok etmeye kılıf hazırlayan İç Güvenlik Yasa Tasarısı gibi yöntemlerle resmi şiddetten medet umma çaresizliği artıyor.
xxxxxxxxxxx
Resmi şiddetin yükselişini AKP kadrolarının söylemlerinden de izlemek mümkün.
Geçenlerde maalesef kendisi de hukukçu ve akademisyen olan AKP Genel Başkan yardımcılarından biri şöyle söylüyordu:
“O sebeple bakın ki, AK Parti’nin hasımları, muhalifleri, aynı zamanda Türkiye’nin hasımlarıdır, Türkiye’nin muhalifleridir.
Hiç şaşmaz. AK Parti’yi destekleyenler, AK Parti’den memnun olanlar da Türkiye sevdalıları, Türkiye’yi sevenler, Türkiye’yi destekleyenlerdir.”
AKP ile devleti özdeşleştirme girişimleri bu sözler.
AKP muhaliflerini ‘vatan haini’ ilan etmenin ön hazırlıkları.
xxxxxxxxxx
Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan AK Parti Grup Başkanvekillerinden biri ise demokrasiyi inkâr konusunda başkan yardımcısı hukukçuyu biraz daha solladı…
İç Güvenlik Yasa Tasarısı’na CHP, MHP ve HDP’nin karşı çıkmasını şöyle değerlendiriyordu.
“Bu yasa anarşi ve terörizmi önlemek için yapılmış en önemli yasalardan biridir. HDP buna karşı çıkıyor olabilir ama demokratik bir partiyseniz, buna karşı çıkamazsınız. CHP olarak buna karşı çıkamazsınız. Buna kim karşı çıkar? Kötü niyetliler karşı çıkar. Ülkeyi karıştırmak isteyenler karşı çıkar. Bu yasaya insan hayatına kastedenler karşı çıkar. Bu yasaya teröristler karşı çıkar. Bu yasaya vatan hainleri karşı çıkar.”
Türkiye muhalifleri, Türkiye hasımları, vatan hainleri…
AKP’nin yönetim kadroları, resmi şiddet uygulamasından bir önceki durağa gelmiş bulunmakta…
17-25 Aralık sürecinde AKP’nin mahkemeden kaçma çaresizliği ve zavallılığı işi bu noktaya getirdi, belli ki güçleri yeter ise daha da öteye götürecekler…
İdamı geri getirip muhaliflerini idamla tehdit etmeye başlarlar ise buna da şaşmayın… Bu yolun gittiği yer orası.
Benim size önerim, AKP yöneticilerinin size saçma sapan hezeyanlar gibi gözüken sözlerine dikkat etmeniz, o sözler bilinçli bir şekilde devlet şiddetinin taşlarını döşüyor.
xxxxxxxxxxxxxxxx
Adamları yurt içinde her farklı düşünceyi ‘Türkiye düşmanlığı ya da vatan hainliği’ ile suçlama çıldırmışlığı içinde kaybolmuşken, resmi şiddeti meşrulaştırma gayretlerinin baş mimarı olan Erdoğan da aynı üslubu yeryüzü parlamentolarına yaygınlaştırma eğilimi içindeydi.
Amerika’nın yanı başındaki Meksika’da yaptığı konuşmada, bir yandan Amerika’da öldürülen üç Müslüman’la ilgili Amerika’nın Müslüman kamuoyunu kışkırtırken, bir yandan da Türkiye’de Zaman ve STV’ye yönelik göz altılarla ilgili olarak ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’e 2 Şubat’ta mektup yollayan 88 Kongre Üyesi Amerikalı milletvekiline ‘kiralık’ demekten çekinmedi.
“Sayın Obama niye susuyorsun, Biden niye susuyorsun, Kerry niye susuyorsun?
Ama Türkiye ile ilgili sana 80 tane kiralık kişi buluyorlar, bir mektup gönderiyorlar, Türkiye’nin aleyhine kalkıp orada kampanya yürütüyorsunuz.”
Gözlemciler Washington’daki Kongre üyelerine ‘kiralık’ denmesinin herkesi şok ettiğini belirtiyorlar.
Garip olan bunları söyleyen Erdoğan’ın yalnızlığına ve ABD yönetimi ile ilişkisinin bitmesine şaşması ya da bunu anlamaması:
“Obama’yla ilk göreve geldiği dönemde aram çok iyiydi. Hatta biliyorsunuz bizi ‘Beyaz Ev’ denilen yerde ailece ağırladılar. Orada birebir toplantılar yaptık. Bütün bu görüşmelerden sonra baktık mesele anlayamadığım şekilde farklı gelişmeye başladı.”
Erdoğan, AKP’nin parti programını açıp okusa, bir de bugünkü duruşlarına baksa, olup biteni de, Obama’yı da anlardı.
xxxxxxxxxxxxx
Türkiye’de biri ‘AKP’li olmak, AKP’ye oy vermek, Türkiye’ye hasımlıktır, Türkiye’ye muhalifliktir’ dese…
Bir diğeri de iç güvenlik yasa tasarısını desteklemek ‘vatan hainliğidir’ diye topa girse…
Bir yabancı ülkenin cumhurbaşkanı da parlamentodaki milletvekillerinin ‘kiralık’ olduğunu söylese… ‘Erdoğan niye susuyorsun, Zirve Katliamı’nda öldürülen üç Hıristiyan’ın katilleri serbest geziyor, niye sesini çıkarmıyorsun” diye nutuk atsa…
AKP, ‘darbe’ iddialarıyla ağlaşarak ortalığa dökülürdü.
Rezili çıkmış ikiyüzlülüğün her türlüsünün sergilendiği ‘yeni’ bir dönem bu…
xxxxxxxxxxxxxxxx
Siyasal iktidar, resmi şiddeti artırarak bulaştığı suçlardan yargılanmasının önünü kesmeyi tasarlarken, vahşet de dalga dalga yayılıyor…
En fazla da kadınlar üzerinde…
Gencecik bir kızımızın Tarsus’ta başına gelen korkunç felaketin gerisinde patolojik manyaklık kadar ortamdaki şiddeti meşrulaştıran yaklaşım da var.
Siyasal İslam kadını inkâr edip yok sayıyor çünkü…
Kadın cinayetlerindeki artışın tesadüf olmadığı ortada.
xxxxxxxxxxxxxxx
AKP’nin resmi şiddeti azdırma gayreti, bütün toplumla birlikte, barış sürecini sürdürdüğü Kürt siyasetinin de tepkisini çekiyor.
KCK yöneticileriyle yaptığı görüşmeye ilişkin kamuoyuna bilgi veren HDP İmralı Heyeti’nin son yazılı açıklamasında ne deniyordu?
“AKP’nin tüm uygulamalarının ise devletin ve toplumun demokratikleşmesiyle çeliştiği tespiti yapılmıştır.
Bunun en son örneğinin Meclis’e sevk edilen İç Güvenlik Paketi olduğu, bu paket ile AKP’nin tüm toplumsal muhalefeti tamamen sindirmek istediği belirtilmiştir.
İç Güvenlik Paketi’ni çıkarmanın müzakere sürecini de tehlikeye atacağı, paket zihniyetinin müzakereye gelmeme zihniyeti olduğu net olarak ifade edilmiştir.
Bu anlayışın demokratikleşme yerine, daha fazla otoriterleşme anlamına geleceği ifade edilerek, demokratikleşmeyi ortadan kaldıracak bu anlayışın ise kabul edilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
Sivil toplum örgütlerinin ve Türkiye halkının büyük bir kesiminin, bu pakete karşı tepki göstermesinin anlamlı olduğu, pakete karşı tüm demokratik çevrelerin mücadele birliği içerisinde olmasının önemli olduğu vurgulanmıştır.
AKP’nin otoriterleşmeyi esas alan iç güvenlik paketleri yerine demokratikleşmeyi esas alan yasal düzenlemeleri Meclis gündemine getirmesi gerektiği belirtilmiş, AKP’nin kendi seçim çıkarları peşine düşmek yerine, tüm halklarımızın demokratik geleceğini ilgilendiren konularda somut çalışmalar yapmasının önemine değinilmiştir.”
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Bir siyasal iktidar mevcudiyetini borçlu olduğu anayasal düzene karşı darbe yaptığı vakit kaçınılmaz bir biçimde çıkışı şiddette aramak zorunda kalır.
Devlet şiddetinin gittikçe yükseldiğini, seçimleri AKP’nin kazanması halinde ise korkunç boyutlara ulaşacağını göreceğiz.
Bütün hazırlıklarını yapıyorlar.
Sözleri, hazırladıkları yasaları, her gün yeniden anayasayı ve yasaları fütursuzca çiğnemeleri, yaklaşmakta olan belanın gittikçe kuvvetlenen sinyalleri.
Zaman, hep birlikte buna karşı durma zamanıdır.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025