Mehmet ALTAN
“Hazırlanacak yeni anayasa, kısa, öz ve açık olmalı; yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki ilişkiler parlamenter sistem esas alınarak açık, net ve anlaşılabilir bir şekilde belirlenmeli; bu çerçevede Cumhurbaşkanının konumu ve yetkileri yeniden tanımlanmalı; temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçiş sağlanmalıdır.”
Bunu kim söylüyor?
AKP…
Ne zaman söylüyorlar?
Ülkeyi beş yıl yönettikten sonra, 2007 genel seçimlerine giderken, seçim bildirgesindeki vaatlerinde.
Recep Tayyip Erdoğan hem AKP Genel Başkanı, hem de başbakan.
***
Belli ki o sıralarda siyasal namusları sayılması gereken AKP Parti Programı’nın ırzına geçmeyi henüz düşünmüyorlar…
Çünkü o parti programının hemen başlangıcında ‘hukuk ve adalet’ bölümünde şöyle bir ilkesel vaat var:
‘Anayasanın ve kanunların herkesi bağlayıcılığına dair ilke titizlikle uygulanacaktır.’
Demek ki o günlerde anayasayı değiştirmeden fiilen rejimi değiştirmeye heveslenen bir durumları yok…
Kendilerini anayasa üstü görmek gibi bir çıldırmışlık da söz konusu değil…
‘Ben yaptım oldu’ darbeciliği de…
***
Parti programına, seçim bildirgesine, seçmeni kandırmaya yönelik palavralar yazıp yazıp sonra bunların teker teker ahlaksızca, utanmadan, sıkılmadan ırzına geçmek nasıl bir siyasal ahlaktır?
17-25 Aralık’ta olduğu gibi hırsızların polisleri yakalaması ve suçlu ilan etmesi türünden bir ahlak mı?
***
Siyasi dolandırıcılığın hangi boyutlara ulaştığını, fiili darbe merakından, seçimle gelip seçimle gitmeme eğilimlerinden anlıyoruz ama kepazeliğin boyutlarını somut olarak görmek istiyorsanız AKP Parti Programı’nı açıp okuyun.
‘Ak Parti, ideoloji dayatan veya rant dağıtan bir parti değildir, olmayacaktır. Partimiz, bu programdaki ilkeler çerçevesinde Türkiye’ye hizmeti esas alan bir kitle partisidir. Soğuk savaş döneminin doğurduğu, eski siyasi akla dayanan ayrışmaları reddediyoruz. Demokrasiye inanan, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, çoğulcu değerleri benimsemiş, ahlaki ve insani duygulara sahip, piyasa ekonomisine bağlı herkese bu partinin çatısı altında yer vardır.’
Nelerin yapılması gerektiğini bildikleri yazdıkları programdan belli.
Ama hazine soygununa girişince bütün yazdıklarından, söylediklerinden, bildiklerinden vazgeçmişler.
Bu program yazıldığında, bu programdan dolayı AKP’ye oy vermiş insanlar, bugün bunların tam tersini yapan AKP’ye oy verebilir mi?
Verirlerse, bu siyasal sahtekârlığın bir parçası olmazlar mı?
Yakında, AKP iktidarı, AKP’nin parti programına internet erişimini yasaklatırsa hiç şaşmam… Şimdi yaptıklarının ne tür siyasi bir rezillik olduğunu parti programlarındaki vaatleri açıkça gösteriyor çünkü…
***
Partinin kurucusu, ilk başbakanı, ilk cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül’ü partilerinin 14’üncü kuruluş yıldönümüne çağırmayan adamlar bunlar.
Ne verdikleri sözlere sadıklar, ne dostluklarına sadıklar.
Partilerinin kurucularını bile siyasi çıkarları nedeniyle yok sayabiliyorlar.
Maskelerini çıkartıp attılar…
Artık hukuksal değişim olmadan fiilen sistem değiştiren mi ararsın, güvenoyu alamadığı halde hükümet görevini iade etmek istemeyen mi görmek istersin, buyur gel, seç seç al…
Haram paranın tadına alışınca ne hukuk kalıyor, ne hak, ne adalet, ne vefa…
***
‘Fiilen yönetim şeklinin değiştiğini’ söylemek açık bir itiraftır…
19 Ocak 2012 tarihli ve 6271 sayılı ‘Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu’ sadece cumhurbaşkanının seçim tarzını değiştirmiştir, ülkenin yönetim şeklini değil.
O madde değişirken, bugünkü anayasal suç işleyen beyanlar ve bol kepçe siyasal üfürmeler niye yoktu, rejim değişikliği yaptığınızı neden halktan sakladınız, bunları söylemek için neyi beklediniz?
Hırsızlık yaparken suçüstü yakalanmayı mı?
***
Hukuken değişmeyen ama fiilen değişen bir yönetim sistemi var ise bu resmen sivil darbedir…
Anayasal sistemi korumakla yükümlü olanların ‘fiili’ rejim değiştirmekten bahsetmeleri, anayasanın ihlal edilebileceğini vurgulamaları, hukuk dışı bir yönetim arayışı anlamına gelir.
Açık bir suçtur.
Ağır bir suçtur.
Cezası da ağırdır.
***
Anayasa aynı dururken, üç yıl önceki bir seçim yasasını ‘rejim değişikliği’ olarak sunmak, fiili durumdan söz etmek, kendini anayasa üstü görmek, hukukla ve milli iradeyle çatışmak anlamına gelir.
Bu ülkenin halkı 7 Haziran’da ‘başkanlık’ istemediğini açıkça gösterdi sandıklarda…
Başbakanları da bunu itiraf etti zaten.
Şimdi Erdoğan ve AKP, millet iradesini açıkça yok saymaya uğraşıyor.
Halkın tercihiyle çatışıyor.
‘Yönetim biçimi fiilen değişti’ denerek darbe yapıldığı ve bu darbenin ne pahasına olursa olsun sürdürüleceği açıklanıyor.
Bu darbeyi de, yeniden başlattıkları savaşın ve ölüme gönderdikleri insanların tabutlarının arkasına saklamaya uğraşıyorlar.
***
Sivil iktidarın devlete darbe yapmasının son örneği Peru’da, Alberto Fujimori zamanında yaşandı.
Devlet başkanı devlete darbe yaptı ama şimdi 26 yıla mahkûm.
Cezasını çekiyor.
Hapishanede… Olması gereken yerde.
Bütün darbe heveslilerinin de eninde sonunda gideceği yer orasıdır.
Millet iradesiyle çatışmanın, milli iradeyi ‘fiilen’ yok saymanın hukuki bedeli çok ağırdır.
***
Sürekli çocuklarımızın yitip gittiği, Varto’da sıkıyönetimin ilan edildiği, Borsa’nın inişe geçip doların fırladığı, 16 yıl önceki korkunç depremin bile yaralarının tam sarılamadığı günleri yaşıyoruz.
Yetki gaspıyla iktidarını sürdüren, görevini iade etmeden, sanki 7 Haziran seçimleri olmamış gibi koltuğuna yapışan arsız bir iktidarın ülkeyi darma duman ettiği bir ortamdayız.
Daha önce de yazdım, siyasetçi, hem hırsızlıktan, hem de cinayet sabıkasından ağır yaralı ise, kısacası siyasal varlığı muhalefete düşmeyi göze alamayacak kadar kirlendiyse, son çare olarak şiddetten ve darbeden medet umar.
Anlaşılan o aşamalara geldik.
Bu gözü dönmüşlüğe ödenen kanlı faturalar gittikçe kabarıyor.
Türkiye halkının buna ilk seçimde gene ‘dur’ diyeceği de anlaşıldıkça çaresizliğin cinnet hali daha da artıyor.
Yoksul çocuklar savaş ateşinde yakılıyor… Ama halkın öfkesi ve isyanı da artıyor.
Şehit cenazelerinde sık sık, ‘sizin çocuklarınız ölmüyor da niye sadece bizim çocuklarımız ölüyor’ soruları dile getiriliyor.
İnsanlar, ‘başkalarının’ çocuklarının cenazeleri üzerinden ‘darbeye’ yüründüğünün farkında.
***
Sağlık Bakanı hiç çekinmeden ‘başkan seçseydik bu kaosu yaşamayacaktık’ diyor.
Yaşadığımız bu kanlı kaosun tek nedeninin Erdoğan’ın başkan seçilmemesi olduğunu fütursuzca söylüyor.
Ya Erdoğan’ı başkan yapacağız, ya da onlar bu ülkeyi kaosa ve savaşa sürükleyerek çocukları öldürtecekler.
Açık bir şantaj.
Üstelik de ölümüne bir şantaj.
‘Fiilen’ yönetimi değiştiriyorlar, ‘başkan seçmezseniz kaosu yaşarsınız’ diyorlar, savaş çıkarıyorlar, ülkeyi yakıyorlar, insanları öldürtüyorlar, milli iradeyi yok sayıyorlar.
Bu ülke, bu toplum, ölen çocukların acısıyla yananlar, bu şantajın bedelini bu şantajcılara, bu hırsızlara, bu darbecilere ödetecek.
Milli iradeyi aşağılamanın, darbe yapmanın ne demek olduğunu görecekler.
Hiç kuşkunuz olmasın.
http://www.gazete360.com/Yazarlar/mehmet-altan/siyasal-sahtek-rliktan-sivil-darbecilige-mi/2525
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025