Merve Şebnem Oruç
Sanıyorum ABD-Suudi Arabistan ilişkisi, ilginç ve bir o kadar da kirli ve derin ikili ilişkilerin en önemlilerinden biridir. Bunun nedeni, bugün Amerikan Doları'nın dünyanın en yaygın rezerv para birimi olma sebebinin ve mevcut küresel finans sisteminin temellerinin, bu iki ülkenin ilişkileriyle doğrudan bağlantılı olmasıdır. 2. Dünya Savaşı sonrasından 70'lerin başına kadar geçerli olan Bretton Woods para sisteminin yerini alan Petro-Dolar (döngü) sistemi, Suudi Arabistan'la ABD arasında 70'lerin ilk yarısında yapılan anlaşmayla hayata geçmiş, ABD dolarının hegemonyası ve ABD'nin 2. Dünya Savaşı sonrası başlayan dünyayı yöneten ülke durumu bu sayede perçinlenmişti.
Hatırlayalım, Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdülaziz, 1973'te ABD ve diğer Batı ülkelerine, Yom Kippur Savaşı'nda İsrail'i destekledikleri için petrol ambargosu başlatmış; OPEC ülkeleriyle Mısır ve Suriye'yi de peşinden sürüklemişti. Batı merkezli büyük bir petrol krizi baş göstermiş, petrol fiyatlarındaki artış borsanın çöküşünü ve beraberinde büyük bir ekonomik krizi getirmişti. Kral Faysal bu hamlesiyle Arap dünyasının gözünde kahraman olmuştu olmasına, ama Suud hanedanı, Richard Nixon yönetiminin Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger'la yaptığı bir dizi görüşme sonrası Petro-Dolar sistemini başlatan anlaşmayı imzalayacaktı. Yom Kippur Savaşı uzamadı ve Ekim 1973'te bitti, petrol ambargosu Mart 1974'te kalktı, Petro-Dolar Anlaşması Haziran'da imzalandı.
Suudi Arabistan ve ABD bu anlaşmayla evlenmişti. ABD, Suudilerin petrol satışlarını sadece ABD Doları üzerinden yapmalarına karşılık, hanedanı koruma sözü verdi. Suudilere silahtan arabaya ve uçağa ihtiyacı olan her şeyi sağlayacak, Suudiler de petrol gelirlerini ABD Hazine tahvillerine yatıracak ve burada saklayacaktı. 1975 yılında diğer OPEC ülkeleri de Suudi Arabistan'ın bastırmasıyla aynı sistemi benimsedi. Yani onlar da petrolü yalnızca ABD doları karşılığında satmaya, gelirlerini de ABD tahvillerine yatırmaya başladı.
Suudiler için Petro-Dolar anlaşması şaşırtıcı derecede 'ballı'ydı. Amerikalılar onlardan ne para ne de petrol istiyordu; sadece petrol satışını hangi para birimiyle yapacaklarını söylüyordu ve karşılığında bolluğun ve zenginliğin kapılarını açıyordu. ABD tarafı içinse bu anlaşma feci derecede kurnazcaydı. Altının sadece dolarla satın alınabildiği Bretton Woods'dan sonra oluşan boşluğu, Petro-Dolar sistemiyle kapatmışlardı; bundan sonra tüm dünyada petrol sadece dolarla satın alınacaktı. Ancak dünyanın geri kalanı, özellikle de gelişmekte olan için bu hiç de sevindirici bir haber değildi.
Şöyle anlatalım: petrol üreten bir ülke değilseniz ve başka enerji kaynaklarınız yoksa dışarıdan petrol ithal etmeniz gerekir. Petrol ihraç eden ülkeler, Petro-Dolar sistemiyle beraber, ödemeleri sadece ABD Doları üzerinden satın almaya başladıkları için, petrol almak için önce dolar bulmanız gerekecektir. Dolar almak için ABD'ye onu memnun edecek fiyata onu memnun edecek bir teklif sunmanız gerekir. Eğer ABD teklifinizi beğenmezse, size dolar vermez. Eğer size kızgınsa, başkalarının da size dolar vermesini istemez ve engeller. Ama eğer ABD'nin sizden çok istediği bir şey varsa, sizin de petrole ihtiyacınız var ama dolar alacak imkanınız yoksa, kredi kullanabilirsiniz. İşte burada devreye IMF, Dünya Bankası, uçmuş faiz oranları vs. girer ve borç batağına saplanırsınız. Basit bir örnek, sadece 1973-77 yılları arasında gelişmekte olan 100 ülkenin dış borçları %150 oranında artmış; gerisini siz tahmin edin.
Peki bu konu neden bugün önemli? Malumunuz, geçtiğimiz aylarda ABD Senatosu'nda Suudi Arabistan'ın 11 Eylül saldırılarında rolü olduğunu vurgulayan ve ABD'de yargılanmasının önünü açan bir yasa tasarısı gündeme gelmişti. Suudiler bu tasarıya yoğun tepki göstermiş ve ABD'yi 750 milyar dolar değerindeki varlıklarını çekmekle tehdit etmişti. Pek çok kişi, bu tasarıya 'Nasılsa ABD Başkanı veto eder' gözüyle baktı ve üstünde durmadı. Evet, Obama tasarıyı veto etti etmesine ama ABD Kongresi JASTA kısaltmasıyla bilinen yasayı yine de geçirdi. Hatta bir ABD vatandaşı geçenlerde ilk davayı açtı bile; ve bu sadece başlangıç.
JASTA, ABD'nin Irak'ı işgali, Suriye politikası ve İran'la flörtü sonrası, Suudi Arabistan için bardaktan taşan son damla. Yani altın çift, boşanmaya doğru giden şiddetli geçimsizlik sürecinden geçiyor. Ancak ayrılmaları, aynı zamanda Petro-Dolar sisteminin de çökmesi demek. 'Olmaz' demeyin. Neden oluyor ve ABD bunu neden yapıyor; esas soru bu. Cevaben 'demokrasi' ya da 'çevre kirliliği' falan da demeyin. Zira yıllardır gelin-güvey olduğu Suudi Arabistan, eskiden çok demokrattı da şimdi değişmiş değil. Öte taraftan, petrol endüstrisinin büyümesinde bayrak taşıyıcısı olan ABD'nin son dönemde artan küresel ısınma endişeleri dikkat çekmiyor değil ancak bunun nedeninin sadece çevre hassasiyeti olduğunu düşünecek kadar naif olmamalıyız. Dahası petrol sanayisinin oluşumuna yön veren dünya devi Rockefeller ailesi de geçtiğimiz aylarda fosil yakıtlar ve hidrokarbon kaynaklardan çekeceğini açıkladı. G7 ülkeleri ise 2025'ten sonra kömür, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlara devlet desteği vermeyeceklerini söyledi. Açıkçası, gün gelir fosil yakıtlar yasaklanırsa şaşırmayalım.
Suudilerin de mevcut dünya düzenine doğrudan katkıları nedeniyle Amerikalılar gibi yatacak yeri yok. Ama Petro-Dolar sisteminin sona ererse ne olacak, mesele bu. ABD küresel finans sistemini yönetmekten vazgeçecek mi? Size de hiç inandırıcı gelmiyor, değil mi? O zaman yerine ne ikame edecek? Doların hegemonyasını sürdürmek için hangi modele geçecek? Bretton Woods 2 mi gelecek? İşte bunlar, biz dünya düzeninin adaletsizliğini, onlar ise sürdürülemezliğini konuşurken, kafa yormamız gereken konular. Dünya düzenini kim, nasıl revize edecek? Buna kafa yoruyorsanız ama Suudi Arabistan-ABD gerilimi şu ana kadar radarınıza takılmadıysa, bir an önce takılsın derim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları













































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018