Mithat SANCAR
Suriye’deki iç savaş uzadıkça, Ortadoğu’nun bütününe yayılma potansiyeli taşıyan “mezhep” eksenli bir hesaplaşma ihtimali daha fazla dillendirilir olmuştu. Zira başlarda Esad rejimini devirme hedefiyle çizilen basit iki cephe tasvirinin gerçekleri yansıtmadığı, bu süre içinde açığa çıkmıştı. “Suriye muhalefeti” diye adlandırılan cephenin, bu ortak hedeften farklı amaçlar için faaliyet yürüten çok sayıda örgütten oluştuğu gözler önüne serilmişti. Bu örgütlerin önemli bir kısmının, kendilerini “sünni” şemsiyesi altında tanımlayan ve mezhebe dayalı bir İslam devleti kurmak için savaşan “radikal” yapılar oldukları iyice anlaşılmıştı.
Bu tablo, Suriye iç savaşının aslında mikro düzeyde bir “bölgesel mezhep savaşı” olduğu yorumlarını da güçlendirdi. Bölgesel mezhep savaşı deyince de, akla ister istemez “otuz yıl savaşları” gelir. Bu nedenle, “acaba Ortadoğu kendi otuz yıl savaşlarına mı sürükleniyor” sorusu dile getirilir oldu. Suriye’deki çatışmaların kilitlenmiş gibi göründüğü bir sırada, bu savaşta giderek öne çıkan örgütlerden IŞİD’in Musul’u “ele geçirmesi” ve oradan Bağdat’a yönelmesi, soruyu daha yakıcı hale getirdi.
Avrupa’nın büyük bölümünü kapsayan, daha doğrusu kasıp kavuran “otuz yıl savaşları”, 1618 – 1648 yılları arasında cereyan etti. Savaşların görünür gerekçesi, “mezhep sorunu”ydu. Fakat asıl sebep, değişik güçlerin hakimiyet iddialarını hayata geçirme çabası, yani Avrupa topraklarında yeni bir düzen kurma mücadelesiydi. Westfalya Barışı’yla noktalanan bu savaşların, etkileri günümüze kadar uzanan pek çok önemli sonucu oldu. Modern Avrupa’nın coğrafi ve siyasi açıdan bu savaşlarla doğduğu, modern dünya sisteminin de Westfalya Barışı’yla kurulduğu kabul edilir.
Ortadoğu’nun bugünkü durumunu anlamak için otuz yıl savaşlarına başvurmanın gerekli veya isabetli olup olmadığı tartışılabilir. Ancak Ortadoğu’da uzun yıllara yayılabilecek mezhep görünümlü bir bölgesel savaş ihtimalinin var olduğu herhalde kolayca inkâr edilemez. Böyle bir savaşın doğurabileceği en önemli sonucu, otuz yıl savaşlarıyla kıyası bir kenara bırakarak, şöyle özetlemek mümkün: Mevcut devletlerin bir kısmının dağıldığı, mezheplere göre şekillenmiş şimdikinden çok daha parçalı bir bölge. Bu coğrafi tablonun siyasi içeriğinin ise demokrasi, çoğulculuk ve barış içinde eşit birliktelik olmayacağı kesin.
Ortadoğu’da Birinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzenin çöktüğü bir gerçek. Bölgenin yeniden şekillenmesinin kaçınılmaz olduğu da ortada. Soruyu şöyle soralım: Yeni Ortadoğu savaşlarla mı kurulacak, yoksa siyaset ve diplomasi yoluyla mı? Savaşların bütün insani değerleri yerle bir edeceğini, onarılmaz acılara ve yıkımlara yol açacağını öngörmek için kâhin olmaya gerek yok, insanlığın bugüne kadarki tecrübelerine bakmak da şart değil, sadece son yıllarda yaşanan vahşetleri göz önünde bulundurmak yeter de artar bile. O halde, böyle bir dünya istemeyenler için tek seçenek, savaşı dışlayan politikalara sarılmaktır.
Birinci Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu düzeninin bedelini en ağır şekilde ödeyen halk Kürtler, coğrafya ise Kürdistan oldu. Kürtler en temel haklarından mahrum bırakıldı; Kürdistan da dört ülke arasında paylaştırılarak statüsüz ve sıfatsız bir varoluşa hapsedildi. Bu büyük adaletsizlik giderilmeden, Ortadoğu’da savaşsız bir yeni düzen kurmak mümkün görünmüyor. Kürtlerin temel tercihi de, bu adaleti barışçıl yöntemlerle tesis etmek yönünde oluşmuş durumda.
Kürtler, Suriye’de savaşın aktif unsuru olmayı reddettiler; Rojava’da bütün etnik, dinsel ve kültürel kimliklere eşit yaşam ve temsil imkânı tanıyan bir siyasi model kurmaya giriştiler. Irak’ta da benzer bir yol izleyen Kürtler, Güney Kürdistan’ı çoğulcu demokratik bir siyasi sistemle yönetmek için ciddi çaba harcadılar, bu konuda epey mesafe de aldılar.
Bütün bunlar, Kürtleri Ortadoğu’da savaşsız bir yeniden kuruluş, demokratik bir siyasi örgütlenme ve eşit bir yaşam konusunda belirleyici aktör ve motor güç haline getirdi. Kürtlerin bu rolü daha iyi oynayabilmeleri için, en başta Türkiye olmak üzere, bölgedeki önemli aktörlerin de bu çizgiye gelmeleri gerekiyor. Türkiye’nin hem içeride Kürt sorununun barışçıl demokratik bir şekilde çözülmesi için daha fazla samimiyet, tutarlılık ve cesaret göstermesi, hem de bölgede mezhep eksenine ve hâkimiyet hayallerine dayanan politikaları bütünüyle terk etmesi bu açıdan hayati önem taşıyor.
Ortadoğu’da otuz yıl savaşları mı, yoksa “ebedi barış” mı sorusunun cevabı büyük ölçüde bu denklemde yatıyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014