Mithat SANCAR
“Geçmiş” ne için tartışılır? Daha doğrudan soralım: Nereden çıktı 1 Mayıs 1977 meselesi?
Önce şunu belirtelim: Geçmişe yönelik tartışmalar, tarih bilimine ilişkin olmaktan ziyade, bugüne dairdir. Hatırlama veya hatırlatma dediğimiz şey de, değerden arınmış ve bugünün şartlarından bağımsız bir edim değildir. Zaten insan ancak şimdiki zamanda hatırlayabilir. Hatırlamanın amacı ve işlevi de, şimdiki zamanın çatışmaları dikkate alınmadan anlaşılamaz. Kısacası hatırlamak, geçmişi bugünün ihtiyaçları ve çelişkileri ışığında yeniden inşa etme çabasını da içerir.
Şunu da ekleyelim: Hafıza, doğası gereği çok yönlüdür, çoğuldur. Geçmişte yaşanan olayların değişik toplum kesimleri tarafından farklı biçimlerde hatırlanmaları normaldir, bir bakıma kaçınılmazdır da. Bu nedenle, sık sık hatırlama çatışmalarından, hatta hafıza savaşlarından söz edilir.
Geçmişte yaşanmış “travmatik şiddet deneyimleri”ni hatırlamak, o dönemlerle yüzleşmenin vazgeçilmez şartıdır. Son çeyrek asırda dünya çapında bir “geçmişle yüzleşme/hesaplaşma konjonktürü” yaşanıyor. Bu konjonktürün bütününden önemli dersler çıkarılıyor. Bunlardan birini şöyle özetleyebiliriz: Yüzleşmenin aslî amacı, geçmişte yaşanan acıların bir daha tekrarlanmasını önlemektir. Bunun için de, o acıları yaratan şartları ve yapıları açığa çıkarmaya dönük çalışmalar yapmak gerekir. Tartışmalar bu amaç çerçevesinde yürütülürse, geçmişin şiddet, baskı ve zulüm üreten yapılarının bugün üzerindeki tahakkümünü kırmak daha kolay olur.
Bu çıkarsamanın, geçmişle ilgili tartışmalara katılan herkesin tutumunu yansıttığını söylemek elbette doğru olmaz. Bu ders, esas itibariyle, geçmişle hesaplaşmayı toplumsal ve siyasal demokratikleşmenin önemli bir unsuru olarak gören yaklaşımın ürünüdür.
Halil Berktay’ın açıklamalarıyla yeniden alevlenen 1 Mayıs 1977 tartışmalarını bu genel çerçevenin neresine yerleştireceğiz? Berktay’ın sözlerinde belirleyici vurgu, o katliamda esas sorumluluğun “sol”da olduğu yönündeydi. Öyle olsa da bu çıkışı, solu kendi geçmişiyle hesaplaşmaya davet olarak yorumlamak mümkündü. Ne yazık ki, Berktay’ın üslubu ve vurguları, Gürbüz Özaltınlı’nın da isabetle belirttiği gibi, muhatapları bu türden bir tartışmaya çekecek nitelikten çok uzaktı. Ancak bu durumu, solun tartışmayı bu eksende yürütmesine engel olarak görmek bana doğru gelmiyor.
Tartışmayı, solun kendi geçmişiyle hesaplaşması çerçevesinden uzaklaştıran daha önemli faktör, benceTaraf’ın yayın anlayışı oldu. Yayınlar, bir dönemi sorgulama değil; bir kesimi, “sol”u yargılama bakış açısıyla yürütüldü! 1 Mayıs 1977’yi hem kendi içinden hem de genel süreçteki yeri açısından anlamaya ve aydınlatmaya çalışan değil, hüküm veren, mahkûm eden bir dil kullanıldı. Atılan manşetler, yayınların odağına alınan noktalar, öne çıkarılan tanıklıklar, yapılan mülakatlara uydurulan başlıklar bunu açıkça ortaya koyuyor. Böyle bir yayın anlayışı, böyle bir üslup; geçmişle yüzleşme konusundaki evrensel demokrat tutumla hiç bağdaşmıyor.
“Efsaneleri” yıkmak, tabuları kırmak; şüphesiz geçmişi aydınlatmak ve geçmişin bugün üzerindeki yıkıcı etkilerini anlamak bakımından gereklidir. Ancak bir efsaneyi yıkacağım derken, başka bir efsaneyi canlandırmaya çalışırsanız, geçmişten bugüne uzanan zorba yapıların kendilerini sürdürmelerine veya restore etmelerine hizmet edersiniz.
İspanya İç Savaşı, bu açıdan çok önemli bir tecrübedir. Cumhuriyetçiler, sadece Francocu güçlere karşı değil, neredeyse Avrupa’nın bütün faşist merkezlerine karşı üç yıl boyunca savaştılar. Tarihte eşi görülmemiş bir uluslararası dayanışmaya tanık olundu bu savaşta. Dünyanın yaklaşık elli ülkesinden, tahminen otuz beş bin insan, cumhuriyetçilerin safında faşist cepheye karşı savaşmak üzere İspanya’ya gitti. Bu amansız savaş sürerken, sol grupların kendi aralarında da çatışmalar oldu. Hatta bazen bu çatışmalar çok acımasız bir hale büründü. Bu çatışmalar bazı yerlerde direnişin çökmesine yol açtı.
Bütün bunlar oldu. Peki, sadece işin bu yüzüne bakarak, Francocu güçlerin zaferini ve ardından gelen otuz altı yıllık diktatörlüğün sorumluluğunu cumhuriyetçilere, yani sola yıkmak adil olur mu? O dönemi sorgulayalım derken, sadece solun kendi içindeki çatışmaları konu etmek doğru mu? Solu sorgulamak adına Francoculuğu aklama anlamına gelecek vurgular yapmak insafa sığar mı?
Öte yandan, solun o dönemi sorgulamaktan kaçınması da doğru değil. İspanya’da solun büyük bölümü, böyle bir hesaplaşmadan sürekli kaçtı. Lakin bu kaçış, Soğuk Savaş dönemi boyunca ve Franco diktatörlüğüne karşı mücadelede solun en önemli ayak bağlarından biri oldu.
Türkiye’de de benzer bir durum yaşanıyor. Solun geniş bir kesimi, 1 Mayıs 1977 katliamını “derin devlet”in (kontrgerillanın) bir provokasyonu, “derin” bir komplo olarak kodladı. Solun kendine uygun gördüğü konum ise, “mağdurluk” oldu. Oysa o dönemi yaşayanlar ve serinkanlılıkla araştıranlar, solun şiddetle kurduğu ilişkinin ve sol içi bölünmelerde takınılan tutumların, böyle bir provokasyon için bulunmaz bir fırsat yarattığını da gayet iyi bilirler. Genel olarak sol, 12 Eylül öncesini bu yönüyle tartışmaya ve sorgulamaya hiç istekli olmadı.
Şimdi başlamış olan tartışmayı, Berktay’ın üslubundan bağımsız olarak ve Taraf’ın bu konudaki yanlı ve yanlış tutumuna rağmen, serinkanlı bir yüzleşmeye dönüştürmek mümkündür. Bunun, her alanda demokratik bir hesaplaşma kültürü yaratmak açısından çok yararlı olacağına inanıyorum.
Böyle bir sürece en nitelikli katkıyı sunabilecek olan Ümit Kıvanç’ın; tartışmaların olgun bir çerçevede akmasını sağlayabilecek olan Nabi Yağcı’nın ayrılmış olması; Taraf’ın bu meselede esaslı bir platform olma gücünü azaltmıştır.
Bu eksilmelere ve eksilere rağmen, ben bu köşeden tartışmalara katkıda bulunmak için elimden geleni yapmaya devam edeceğim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.03.2015
22.03.2015
12.02.2015
5.02.2015
27.01.2015
20.01.2015
13.01.2015
6.01.2015
29.12.2014
23.12.2014